Cumhurbaşkanı Sezer'in Meclis'ten gelen yasalarla ilgili birçok veto kararı yaygın tartışma konusu olmuştur. Bu vetoların bazılarının sadece "teknik hukuki" gerekçelere dayandırılması, toplumsal duyarlılık ve gelişmelerin dikkate alınmaması sık sık eleştirildi. Cumhurbaşkanı'nın, adına "vergi barışı" denilen ama gerçekte bir "vergi affı" olan yasayı veto etmesinin "moral" dayanağı çok sağlamdır.
Eğer "eşitlik" varsa...
Vergi, dünyadaki bütün ülkelerin bütün vatandaşları için, hiçbir zaman severek, tam gönülden yapılan bir "ödeme" olmamıştır. Buna karşılık verginin vatandaşlar tarafından kabul edilir olmasının bir koşulu vardır, o da "eşitlik"tir. Vergileri herkes veriyorsa; çok kazanan daha çok, az kazanan daha az veriyorsa; "gerçek" anlamda adalet ve eşitlik sağlanmışsa, itiraz olmaz. Ya da itirazlar ayrıntılar üzerinde ve teknik düzeyde olur. Türkiye'de vergi sistemi, adalet ve eşitlik bakış açısıyla kurulmuş değildir. Bu da, bir devletin en büyük zaaflarından biridir.
Yakalanan öder!..
Şu anda ülkemizdeki sistem "yakalanan vergi öder" sistemidir. Bu sistem de, devletin "yakalan anlar "in üzerine daha fazla gitmesine neden olmaktadır. Vergilerle ilgili düzenlemelerin birçoğu da, ileriye dönük ve gerçek bir vergi düzeni kurulmasına yönelik olmaktan çok, "günü kurtarmaya" yöneliktir. Vergi afları da "günü kurtarma" aflarıdır. Her vergi affı öncesinde, bu yasayla devletin ne kadar gelir sağlayacağı açıklanır, ama hiçbir zaman da bu rakama ulaşılmaz. Cumhurbaşkanı Sezer, vergi affını veto ederken teknik gerekçelerin yanında toplumsal hassasiyetin önemine de dikkat çekmiştir. Ülkemizde iki yılda bir, şu ya da bu gerekçeyle vergi affı çıkarılmaktadır. Bu durumda, vergisini ödeyen bütün vatandaşlar iki yılda bir cezalandırılmış olmaktadır. Vergi ödemeyen hatta hiç kaydı olmayan yüz binlerce vatandaş ve iş sahibi yine vergi düzeni dışında kalmaya devam etmektedir.
Aflarla durumu idare etmek!
Karşı karşıya iki işyeri düşünelim, biri vergisini düzenli ödüyor, hatta "yakalanmış vatandaş" olarak üzerine fazla gelindiğinde vergisini tam ödemek için sermayesinden yiyor, işini geliştirmiyor. Karşıdaki işyeri ise vergi ödemiyor; cezaya giriyor, ödemiyor. Sonra vergi affı geliyor, borçlan yeniden taksitlendiriliyor. Yani vergisini ödemeyen işyeri sahibi, devletten faizsiz kredi kullanmış oluyor. Bu durumda birinci işyeri ne yapacaktır... Devletin temel direklerinden biri "Maliye" dir. Maliye vergilerin toplanması ve bunların tekrar toplum yararına harcanmasını sağlayan kurumdur. Vergilerin gerektiği gibi, adil ve eşit olarak toplanamadığı bilinmektedir, toplanan verginin de gerçekten toplum yararına harcandığına inanılmamaktadır. O zaman da aflarla durum idare edilir.
Af kolaycılığı
Cumhurbaşkanı Sezer'in Meclis'ten gelen yasalarla ilgili birçok veto kararı yaygın tartışma konusu olmuştur.
Haberin Devamı

