Türkiye'nin Irak savaşında ABD'nin yanında yer alması kesinleşmiş görünüyor. Ancak bu "yer alma"nın, üslerin ve limanların kullandırılması, Kürt göçmenlerin bakımının ötesinde unsurlar taşıyıp taşımayacağı belli değildir.
Üslerin kullanılma şekli de açıklanmamıştır, ancak hazırlıklara bakılırsa bu konuda belli bir aşamaya gelinmiş olduğu anlaşılmaktadır.
"Bunların ötesi" Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın yeni düzeninde aktif rol almasıdır. Bu rol Kuzey Irak'ın "kontrolü" de olabilir, bunun ötesinde bir rol de olabilir. Ancak bu çok zor bir karardır. Yeni hükümetin bu kararı vermesi kolay değildir. Bu, askeri değil siyasi bir karardır.
Bağdat ve sonrası
Bu karar verildiği anda Türkiye, Ortadoğu haritasındaki kesin yerini ABD'nin yanı olarak belirlemiş demektir. Bu, aynı zamanda "dönüşü olmayan" bir karardır.
AKP'nin siyasi köklerinde İsrail dolayısıyla anti-Amerikan bir yan olduğu gibi, Araplarla dayanışmayı öne çıkaran bir duygu da bulunmaktadır. AKP hükümeti için böyle "sert" bir kararı almak hem zordur, hem de bir anlamda kendi kökleriyle ilgili bazı "köprülerin" atılması anlamına gelmektedir.
Dünya petrol rezervlerinin yüzde 65'ini barındıran Ortadoğu'nun "yeni bir düzen"e sokulması ABD'nin ve yakın müttefiki İngiltere'nin en yakın hedefi durumundadır.
Bu hedef içinde Suudi Arabistan ve Emirlikler'de belli bir değişim sürecinin başlaması da yer almaktadır. Bu Arap rejimleri ABD ile hep yakın ilişki içinde olmalarına karşın Ortadoğu'nun iç gelişmelerinde ve siyasi İslam'ın çerçevesinde farklı politikalar yürütmektedir.
Ortadoğu'da "değişim" Irak'la başlayacak, ama Bağdat'ta durmayacaktır. En azından ABD yönetiminin açık hedefi budur.
AKP hükümetinin bundan sonraki bütün gelişmelerle birlikte karar alma "sıkıntıları" artacaktır. Bu sıkıntının içinde Kuzey Irak politikası da özel bir önem taşımaktadır. Bu bölgenin geleceğinde Türkiye'nin göstereceği etkinlik ve taşıyacağı ağırlık konusunda karar vermek de adım atmak da kolay olmayacaktır.
Savaşsız çözülebilirse...
Savaş için tahmin edilen zaman, 2003 Ocak ayının sonu ya da Şubat ayının başıdır. Bu bir aylık zaman aralığında Türkiye'nin politikaları netleşmek zorundadır.
Ankara'nın "iki arada bir derede kalmış" havasından sıyrılması, iki taraflı yürütülecek pazarlıklar ve "savaşsız çözüm" yolunda girişimler için önemlidir.
Türkiye Irak savaşının biçimi ve sonuçlarından en çok etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Bu savaşın çok ağır bir "fatura"sı olacaktır. Bu fatura hem siyasidir hem de ekonomiktir.
Her durumda Irak geriliminin ya da "Saddam Hüseyin krizi" nin savaşsız çözülebilmesi her bakımdan Türkiye'nin çıkarınadır.
Adım adım savaşa
Türkiye'nin Irak savaşında ABD'nin yanında yer alması kesinleşmiş görünüyor. Ancak bu "yer alma"nın, üslerin ve limanların kullandırılması, Kürt göçmenlerin bakımının ötesinde unsurlar taşıyıp taşımayacağı belli değildir
Haberin Devamı

