“Adi” suçlar

Haberin Devamı

Bir Avrupa ülkesindeki “seks skandalı” üzerine bir okur şöyle bir yorum yazmış: “İşte görüyorsunuz, örnek aldığınız Batı’nın ahlaki çöküntüsü...”

Bu okur herhalde sadece Batı’dan gelen ahlak haberlerini okuyor, bizim gazetelerimizi okumuyor, televizyonlarımızı seyretmiyor.

Aşağı yukarı aynı haberler, bir süre öncesine kadar gazetelerin üçüncü sayfalarına konurdu. Her gazete kendine göre bu adi suç haberlerini verir, kimi birini “parlatır”, kimi bir başkasının üzerine giderdi. Ama her gün aynı birkaç “suç” olayı gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alırdı.

Bugün suç haberleri gazetelerin üçüncü sayfalarına sığmaz oldu. Her gün birkaç vahşi cinayet, her gün sayısız soygun, her gün inanılmaz tecavüz ya da saldırı olayları...

Üstelik herkes biliyor ki, bizde tecavüz kurbanı kadınlardan da pek azı gidip şikâyetini bildirebilir. Ve bunun çok anlaşılır nedenleri vardır.

***


Rüşvetin ülkemizde ne yazık ki bir “müessese” haline geldiği de herkesin bildiği bir gerçek. Öyle ki rüşvet almakla suçlanan bazı kamu görevlileri, “rüşvet değil bahşiş” diye kendilerini savunmuşlardır.

Bu suçlarla ilgili istatistiklerini herhalde İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimleri tutuyordur. Ama belirgin bir toplumsal çöküntü halini görmek için istatistiklere de fazla gerek yok.

***


Bugünkü suç manzarasının kaynağında iki büyük sorun olduğunu herkes biliyor. Birisi eğitim, ikincisi ekonomik gelişmenin yavaşlığıdır.

Doğru dürüst eğitim almamış binlerce, on binlerce gencin gelecekle ilgili umutları, iş ve düzgün bir yaşam beklentileri en aza inmişse bu suç tablosunun da artık şaşılacak bir yanı kalmamıştır.

***


“Batı ahlakı” konusunda şüphesi olanlara şunu da hatırlatmak gerek: Bizim gazetelerin üçüncü sayfalarında birkaç cümleyle geçiştirilen haberlerin yansıttığı olayların her biri, herhangi bir Avrupa ülkesinin medyasını haftalarca meşgul eder.

Bilimsel incelemeler “ahlak” kavramı ve bu kavramın değişik toplum biçimlerinde yaşadığı değişiklikleri uzun uzun anlatıyor. Çok meraklı olanlar bu araştırmaları bulup okur.

Bir ülkeyi yönetmeye aday olanların, bugünkü tıkız sorunların ötesinde toplum vizyonu ve misyonuna sahip olması gerekir.

Yukardaki tabloyu kendi işlerinin dışında gören siyasilerin ise kendi toplumları ve dünya hakkında ne bir misyonu olabilir ne de vizyonu.

DİĞER YENİ YAZILAR