Adalet ne kadar var?

Bir toplumu bir arada tutan, insanların kendilerini güvencede hissetmelerini sağlayan en temel kavram adalettir

Haberin Devamı

Bir toplumu bir arada tutan, insanların kendilerini güvencede hissetmelerini sağlayan en temel kavram adalettir. Bir ülkede adalet varsa, o ülke toplumunun bütün fertleri için vardır. Ama bazıları için var, bazıları için yoksa, o ülkede adalet olduğundan söz edilemez.
Geçen hafta üç ayrı mahkeme, ki bunlardan biri Yargıtay'ın en üst organı olan Ceza Genel Kurulu'dur, üç karar verdi. Bu üç kararı alt alta koyduğumuz zaman ülkemizde "adalet ne kadar var" sorusuna cevap vermek çok güçleşiyor.

* Mardin'de 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ettikleri belirlenmiş 28 kişi (ve bunların çoğu yörenin "önemli" kişileridir) mahkeme tarafından tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yasal olarak, devam etmekte olan davalarla ilgili görüş belirtmek, yorum yapmak yasaktır. Bunun amacı mahkemelerin farklı etkiler, baskılar altında kalmasını önlemektir. Mardin'de 28 tecavüzcüyü serbest bırakan mahkeme, hakim, bu görüşe katılan savcı hangi baskı altında bu kararı vermişlerdir?

Sakatlık baştan başlıyorsa
* Bir başka kararla Susurluk skandalinin baş sanıklarından biri olan eski milletvekili Sedat Bucak aklandı. Kararın gerekçesi, Bucak ile diğer sanıkların tanışıklığının "suça ilişkin" olduğu konusunda delil bulunamaması. Bu mahkeme de, bütün toplumun vicdanında mahkûm olmuş, ayrıca mahkemelerde de mahkûm olmuş, üstelik devletin en üst düzeyinde yazılmış raporlarda ilişkileri sergilenmiş kişiler arasında suça yönelik bir tanışıklık olmadığı kanaatine varmış. Eğer Adalet Bakanlığı yukardaki iki kararı veren hakimlerin, bu kararları destekleyen savcıların üzerine müfettiş göndermiyorsa sakatlık baştan başlıyor demektir. Sakatlık baştan başladığı zaman toplumdaki bütün vatandaşların adalet duygusu her aşamada böyle yok edilir.

* Yargıtay Ceza Genel Kurulu, işkence suçundan mahkûm olmuş polislerin cezalarını erteledi. Gerekçe şu: "İşkenceyi kendi çıkarları için yapmadılar... Sicilleri temiz... Devlete ve topluma kazandırılmaları için kendilerine bir şans daha verilmeli..."

Hukukçu neyi korur?
Bu, herhangi bir suç için verilmiş bir karar değildir. Yaşları genç insanlar için, başkalarına zarar vermemiş insanlar için verilmiş bir karar değildir. Gözaltındaki sanıkların da devletin ve adaletin güvencesi altında olduğunu bilmeyen hukukçular tarafından verilmiş bir karardır. Orası Yargıtay'dır, orada asıl hakları gözetilmesi gereken insanların kimler olduğunu bilmeyen hukukçular mı görev yapmaktadır? Adalet tecavüzcüleri, işkencecileri ve çetecileri mi koruyacaktır yoksa tecavüz ve işkence kurbanlarıyla çetecilerin mağdur ettiklerini mi?
Adalet reformu denilen şey neyse, bunu hayata geçirmeye önce hukukçular başlamak durumundadır. Mahkemeler bu toplumun fertlerine "ülkede hakim ve savcılar kalmadı" dedirten kararlar alıyor ve hakimlerle savcılar yukardaki üç kararı veren hakim ve savcıları hukuki bakımdan hiç tartışmaksızın aralarında barındırıyorsa toplumda adalete güven kalmaz. Adalete güvenin yok edildiği bir toplum da tecavüzcülerin, işkencecilerin gözetildiği ilkel bir toplumdur.

DİĞER YENİ YAZILAR