Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak’ta ülkenin ve bölgenin bütününde yaşayanların geleceği açısından çok önemli bir operasyon yapıyor.
Şehit haberleri geldikçe, cenazeler kalktıkça bütün ülkenin yüreği dağlanıyor.
Bunların artık son cenazeler olması, başka şehit gelmemesi dileğiyle bütün ülke Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başarısı için dua ediyor.
Ne yazık ki böyle duygusal günlerde, insanların acıları üzerinden “gösteri” yapmaya meraklı bir kesim yine ortaya çıktı.
Bir bürokrata İstanbul’un su sorunu soruluyor, adam cevap vermeden önce uzun uzun şehitlerden söz ediyor.
Zekâ ve bilgi seviyesi en düşük futbol geyiği programlarına katılanlar uzun uzun şehitlerden söz ediyor.
Televizyon ekranlarında, ekrana çıkma imkânını her yakalamış olanın şehitlerden söz etmesinin, kameraya bakarak üzüntülü bir yüz ifdesi takınmasının içtenlikle, gerçek üzüntüyle ilgisi var mıdır, yoksa bu şahıslar basit ve kaba bir fırsatçılık mı yapıyor?
Bir başka yürek dağlayan ekran görüntüsü iki gün önce yaşandı. Saat sabahın 4’ü. Görevli askerler yeni şehit olmuş bir askerin evinin kapısını çalıyor. Saat sabahın dördü ve askerlerin yanında “medya” var, kameralar var!
Kapıyı açan anne, önce oğlunun geldiğini zannediyor, askerlerden birinin kepini kaldırarak oğlu olup olmadığına bakıyor, sonra haberi alıyor ve acılar içinde ağlamaya başlıyor.
Bu görüntüler televizyon ekranlarında aynen yer aldı. Henüz kimse sormadı, şehit ailesine haberi sabahın dördünde vermenin nedenini.
O saatte uyandırılan insanların yaşadıkları acıyı ekranlara taşımak için “medya”ya kimin haber verdiğini de kimse sormadı. Acı içinde kıvranan bir annenin görüntülenmesi için kameraları birinin çağırmış olması gerekir...
Türk toplumunun duygu yoğunluğu şu anda çok yüksekte. Ama birileri, kim olursa olsun, bu duygu yoğunluğundan herhangi bir şekilde fayda sağlamaya çalışıyorsa, şehitlere ve bütün halka saygısızlık ediyor.
“Köy-kasaba” ruhumuz bari böyle özel bir dönemde geride dursun ve iki yüzlülüğüyle bütün toplumu kirletmesin.

