AB takıyyesi mi?

Takıyye sözcüğü Türk siyasetine Turgut Özal'ın ANAP'ı kurduğu sırada, yirmi yıl önce girdi. Takıyye için sözlükte şu karşılık veriliyor: "Birinin mensup olduğu mezhebi gizlemesi."

Haberin Devamı

Takıyye sözcüğü Türk siyasetine Turgut Özal'ın ANAP'ı kurduğu sırada, yirmi yıl önce girdi. Takıyye için sözlükte şu karşılık veriliyor: "Birinin mensup olduğu mezhebi gizlemesi."

Takıyye yapan, belli bir noktaya gelene kadar; toplumda belli bir etkinlik kazandıktan sonra kendi mezhebi için çalışmak üzere, o aşamaya gelene kadar kendini gizler.

Soğuk Savaş döneminde, buna benzer bir "kripto komünist" deyimi vardı. Bu deyim de aynı şekilde, belli noktalardaki komünistlerin kendi inançlarını gizleyerek amaç için çalışmalarını anlatırdı.

Takıyye sözcüğünün Özal ile birlikte siyasi hayatımıza katılmasının nedeni, o güne kadar Özal hakkında bilinenin, daha önce Erbakan'ın Milli Selamet Partisi'nden aday oluşu ve devlette çalışırken "takunyalı" olarak nitelenmesiydi.

Özal siyasete girerken dünyadaki rüzgârları iyi kavramış bir kişi olarak o döneme göre ileri ve liberal fikirleri savunuyordu. Özal'ın geçmişini bilenler ise asıl görüşlerinin bunlar olup olmadığı konusunda ikircikleniyor, iktidarı ele aldıktan sonra asıl bağlı olduğu siyasi İslam yönünde faaliyet göstereceğinden kuşkulanıyordu.

Takıyye kelimesi böyle öğrenildi, böyle kullanıldı ama Özal takıyye yaptığından kuşkulananları haksız çıkardı.

Geçen haftaya kadar!
AKP'nin iktidara geldiği andan itibaren Avrupa Birliği yolundaki girişimlerine de "takıyye" gözüyle bakanlar vardır. Bunlar, en başından beri AKP'nin "Avrupa nasıl olsa Türkiye'yi almaz ama biz böyle yaparsak AB üyeliği taraftarı olan geniş kitlenin gözünde sempati kazanırız" görüşünde olduğundan kuşkulanmaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin AB üyeliği bir noktada tıkanacak ve AKP Türk halkına dönüp "bakın görüyorsunuz, biz bu yolda neler yaptık, ne kanunlar çıkardık ama onlar bizi almadı" diyecek ve kamuoyunun tepkisini değerlendirip "direksiyonu" çevirecektir.

Bu görüş, geçen kasım ayından beri AKP'nin içte ve dışta gösterdiği çabalar karşısında aşırı kuşkucu kalıyordu.

Hukukun temel ilkelerinden biri, "suçu kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu" şeklindedir. AKP'nin de yukardaki kuşkucu bakışı destekleyen bir tavrı ya da eylemi olmamıştı.

Geçen haftaya kadar olmamıştı...

Geçen hafta, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerine ve imzalarına rağmen KKTC ile gümrük birliği anlaşması ilan edilene kadar olmamıştı...

Türkiye çok şey kaybeder
Bu anlaşmanın, Türkiye'nin gümrük birliği anlaşması bulunan AB tarafından hangi açıdan görüleceği bellidir ve bunun Kıbrıs'ta çözüme katkısı olmayacağı, tam tersine hizmet edeceği bellidir.

O zaman AKP hükümeti bunu neden yaptı?

Türkiye Avrupa Birliği yolunda kırk yıldır bir ileri iki geri temposuyla ilerliyor. Son dönemde duvara toslama aşamasına gelinince can havliyle çok önemli adımlar atıldı. Ama atılan bu adımlar ne olursa olsun, AB konusunda son kilit Kıbrıs'tır ve AKP'nin son kararları bu kilidi biraz daha kuvvetlendirmiştir.

Eğer bu aşamaya gelindiğinde Kıbrıs meselesi dolayısıyla Türkiye'nin AB üyeliği kapısı açılmazsa, aylardır "AKP takıyye yapıyor" diyenler haklı çıkacaktır. Onlar haklı çıkacaktır ama Türkiye çok şey kaybedecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR