84 yıl öncesinden...

Mustafa Kemal, 84 yıl önce Anadolu'ya gidip insanlarla konuşup bir "milli direniş hareketi" nin mümkün olup olmayacağını kendi gözüyle görmek istemeseydi ne olurdu?

Haberin Devamı

Mustafa Kemal, 84 yıl önce Anadolu'ya gidip insanlarla konuşup bir "milli direniş hareketi" nin mümkün olup olmayacağını kendi gözüyle görmek istemeseydi ne olurdu? Bugün Mustafa Kemal ile ilgili anlamsız tartışmalar yaratmaya çalışanların cevap vermesi gereken ilk soru budur. Yıkılmış, kuşatılmış, ruhu çekilmiş bir imparatorluğun küllerinden modern bir devlet yaratmak 84 yıl önce bir hayaldi. "Osmanlı" birleştirici bir kavram olmaktan çıkmıştı. Mustafa Kemal'in ilk günkü hedefi de ülkeyi yeni bir kavramla yeniden kurmak oldu. Bu, 20'nci yüzyılda bir ülkeyi ayakta tutacak tek kavram olan "Cumhuriyet"ti. Bugün 84 yıl öncesine bakarken ve 84 yıl sonrasına bakmaya çalışırken hâlâ temel kavramlar değişmiş değildir. Cumhuriyet... Demokrasi... Laiklik... Mustafa Kemal'in 84 yıl önce görebildiği buydu ve hedefini de buna göre oluşturdu.

Çapsızların çabası
Mustafa Kemal, 20'inci yüzyılın en çok "çekiştirilmiş" liderlerinden biri, belki de birincisidir. Cumhuriyet henüz 2 yaşındayken çok partili demokrasiye geçilmesi için adım atan, ilk başarısızlığın ardından yedi yıl sonra tekrar girişimde bulunan bir lideri "demokrasi dışı" görüşler için kullanmaya kalkmak kadar büyük haksızlık olamaz. Yeteneksizler, çapsızlar, "küçük" adamlar Mustafa Kemal'i kullanarak kendi küçüklüklerini gizlemeye çalıştılar. Halen de durum farklı değildir.

Gerçekçi olunduğunda...
Mustafa Kemal 84 yıl önce modern bir toplumun temel unsurlarını hedef alarak yola çıktı. Türkiye 84 yıldır bu hedeflere doğru bata çıka, düşe kalka ilerliyor. Batı'ya baktığımız zaman Türkiye'den çok daha sonra bu yola girmiş ülkelerin aldıkları mesafeler, Türkiye için düşünenleri üzebilir. Ama hedef "tam demokrasi" ve "gerçek laiklik" içinde ileri bir refah toplumu olduğu zaman, pusula tek bir yönü göstermektedir. Geçmiş 84 yılın gerçek ve gerçekçi bir muhasebesi yapıldığındaysa karşımıza sürekli bir "kalite düşüşü" ve "kalite eksikliği" çıkmaktadır.

DİĞER YENİ YAZILAR