Bugün Türkiye'de yaşanan sıkıntıların tümü, batımızda yer alan ülkelerin tümünde çoktan geride bırakılmış sıkıntılardır. Gelişmiş, zihniyet değişimini başarmış bütün toplumlarda asla tartışma konusu olmayan meseleler bizde hâlâ tartışma konusudur.
Buna türban da dahildir, Türkçe dışında dillerde yayından korkmak da dahildir, temel insan haklan kavramları da dahildir, kendi vatandaşına güvensizlik de dahildir.
"Asker sorunu"
Sorunları 60'ların zihniyetiyle çözmeye çalışmak sadece sorunları daha karmaşık hale getirmektedir.
Kırk yıl geride kalmış bir zihniyetle yönetilmeye çalışılan Sovyet bloku kolayca dağıldı gitti. 60'ların "Üçüncü dünyacılığı"nı yürütmeye çalışan yönetimler duvarlara çarpıp duruyor.
Türkiye'deki "asker" tartışması da 60'ların dar zihniyetinin bir ürünü olarak devam etmektedir. Bugün yürütülmekte olan tartışma, orduların özel yerleri olan eski komünist ülkelerde bile çözülmüş bitmiştir. Polonya'da da çözülmüştür, Romanya'da da çözülmüştür.
Türkiye'de ise çözülmemesi için özel çabalar gösterilmektedir. Silahlı Kuvvetler sanki bütün ülkenin silahlı kuvvetleri değilmiş, bazılarının yanında bazılarının karşısındaymış görüntüsü yaratmak isteyenler her iki tarafta da vardır.
Bugün Türkiye'nin en acil meselesi silahlı kuvvetlerini tartışmak olamaz. Türkiye'nin Avrupa Birliği eşiğinde en önemli iki ayını boşa harcatmak ve Avrupa Birliği üyeliğini ülkenin gündeminden çıkartmak isteyenler sürekli olarak bir "asker sorunu"nu öne çıkartmak çabasındadır.
Son kötülük!
Bunlar 60'ların zihniyetiyle siyaset yapmaya çalışan, Türkiye'nin gelişmesinden ve dışarıya açılmasından korkan çevrelerdir.
60'ların zihniyetini yaşatarak ülkeye ayak bağı olmaya devam edenlerin bazıları kendilerine "solcu" bazıları "Atatürkçü" bazıları "milliyetçi" bazıları da "İslamcı" demektedir. Ama temel zihniyetleri gibi üzerinde birleştikleri hedef de aynıdır: Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini engellemek, Türkiye'nin gelişmiş bir Batı ülkesinde varolan gelişmiş bir hukuk ve demokrasi düzenine sahip olmasını engellemek.
60'ların zihniyetiyle ülkenin elini kolunu tutmaya, ülkeyi kendi içine hapsetmeye, sorunları çözmek yerine büyüterek zaman kaybettirmeye çalışanlar ne yazık ki birçok defa başarılı oldular.
Ama bu defa, bugün başarılı olmalarına izin verilirse Türkiye'nin gelecek kuşaklarına en büyük kötülük yapılmış olacak ve Türkiye'ye Avrupa Birliği kapısı kapatılacaktır.
Bu kapı kapandığı zaman da fakir, bunalımlı, kompleksli bir ülke olmanın kapısı ardına kadar açılacaktır. 60'ların zihniyetiyle Türkiye'yi yönlendirmeye çalışanların son kötülüğü de bu olacaktır.
60'ların zihniyeti
Bugün Türkiye'de yaşanan sıkıntıların tümü, batımızda yer alan ülkelerin tümünde çoktan geride bırakılmış sıkıntılardır. Gelişmiş, zihniyet değişimini başarmış bütün toplumlarda asla tartışma konusu olmayan meseleler bizde hâlâ tartışma konusudur
Haberin Devamı

