Fransa'nın merkez sağ siyasileri bir süredir Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı katı bir politika yürütüyorlardı. Kendi iç siyasi kaygılarından kaynaklanan bu politikadaki tepki dozunun azalacağı Fransa Devlet Başkanı Chirac'ın son sözleriyle anlaşılmıştır.
Chirac'ın Almanya Başbakanı ile aynı şekilde düşündüğünü söylemesi bu açıdan son nokta olarak görülmelidir. Avrupa Birliği'nin lideri konumundaki iki ülke Avrupa Komisyonu'nun raporuna göre davranma kararı almışlar ve bunu açıklamışlardır. Bu raporda "uygulama" eksiklerine değinilecek, ancak olumlu yargılar ağır basacaktır.
Almanya Başbakanı, "Türkiye'ye verilmiş olan 41 yıllık söz"den bahsetmiştir. Avrupa Birliği'nin temeli sayılabilecek "Ortak Pazar", ilk ortaklık anlaşmalarından birini Türkiye ile 1963 yılında imzalamıştır.
* 1963 yılı eylül ayında Avrupa ortak pazarının geleceğini gören ve ilk anlaşmayı imzalayan Başbakan İsmet İnönü'dür. Türkiye'den üç yıl sonra Malta, 5 yıl sonra da Kıbrıs (O dönemin ortak Kıbrıs Cumhuriyeti) Barış Harekâtı' ndan iki yıl önce aynı anlaşmayı imzalamışlardır.
Şu anda Avrupa Birliği üyeliği gerçekleşmiş olan diğer ülkeler, aynı anlaşmayı 1991 - 1996 yılları arasında imzalamışlardır. Yani Türkiye ilk adımı şu anda tam üyeliği gerçekleşmiş ülkelerden 30 yıl önce atmıştır.
Nasıl başardılar?!
1987 yılında Turgut Özal'ın tam üyelik başvurusu yapmasına kadar geçen sürede ise hiçbir adım atılmamıştır. 1980 askeri yönetiminin böyle bir girişimi olması zaten mümkün değildi, çünkü gerekçesi ne olursa olsun, herhangi bir askeri rejim, temel ilkesi tam demokrasi olan Birlik tarafından kesinlikle kabul edilemezdi.
1965-1980 arasında Türk siyasi hayatına egemen olan iki kişi, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit, dünyanın nereye gittiğini kavramadıklarını, bütün o yılları heba ederek göstermişlerdir.
Özal tam üyelik başvurusunu yaptıktan üç yıl sonra aynı başvuruyu yapan Kıbrıs Rum kesimi bugün tam üye olmuştur. 1994'te, 1995'te, 1996'da başvuruda bulunan ülkeler bugün Avrupa Birliği üyesidirler.
* 1963'te Türkiye ekonomik ve siyasi açıdan çoğu Avrupa ülkesinden daha geride değildi. 1963 anlaşmasına da hiçbir Avrupa ülkesi karşı çıkmamıştı. Türkiye Avrupa'nın parçası olarak görülüyordu.
Avrupa 41 yıl önce Türkiye'ye, o dönemdeki İnönü yönetimine söz vermekte herhangi bir sakınca görmemişti. Şu anda Avrupa'nın 41 yıllık sözünü tutmakta zorlanmasına tepki göstermemiz çok doğaldır.
Ama ondan önce Demirel'e, Ecevit'e, askeri yönetimlere ve askeri yönetimleri seven sivil siyasilere sormamız gerek, bu 41 yılı boşa harcamayı nasıl başardılar diye.
41 yıllık söz
Fransa'nın merkez sağ siyasileri bir süredir Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı katı bir politika yürütüyorlardı
Haberin Devamı

