35 yıl sonra 'Mayıs'

Bundan otuz beş yıl önceydi. Yaşları 16 ile 25 arasında değişen; farklı diller konuşan, farklı inançlarla yetiştirilmiş, bambaşka coğrafyalardan milyonlarca genç insan başlarını kaldırdı

Haberin Devamı

Bundan otuz beş yıl önceydi. Yaşları 16 ile 25 arasında değişen; farklı diller konuşan, farklı inançlarla yetiştirilmiş, bambaşka coğrafyalardan milyonlarca genç insan başlarını kaldırdı. Yıl 1968'di, son büyük savaşın üzerinden sadece 23 yıl geçmişti ve dünya, adına "Soğuk Savaş" denilen yeni bir cenderenin içine tıkılmıştı. Bu dünyada her şey siyaha ve beyaza boyanmıştı. Birbirleriyle kıyasıya savaşmayı sürdüren yönetici "kastlar" farklı tartışmalardan, soru sorulmasından, kararlarına itiraz edilmesinden hiç hoşlanmıyorlardı. Kendi siyahlarına ve beyazlarına göre dizayn ettikleri bir dünyada, kendi rahatlarına gömülmüşler, kendi savaşlarını yapıyorlardı.

Alabildiğine bağırarak...
Tek boyutlu bir dünyada, dünyanın bir yarısı için siyah olan diğer yarısı için beyazdı. Özgürlük ve refah kavramları da aynı tek boyutluluğun içine sıkışmıştı. Milyonlarca genç insan o gün kendi ülkelerinde bu tek boyutlu dünyaya karşı ayaklandılar. Haksızlıklardan, toplumsal arızalardan sıkılmışlardı. Daha özgür, daha hakkaniyetli bir dünyada yaşamak istiyorlardı. Seslerini duyurabilecekleri yollar tıkalıydı. Demokrasi dar bir "seçim" alanına hapsedilmişti. Ve dünyanın çok önemli bir kesiminde demokrasi kavramı da çok farklıydı. Dünyanın üçüncü kesimine ise demokrasi çok uzaktaydı. Milyonlarca genç sokaklara, kürsülere, siyasi bir hareket olarak çıkmadılar, üniversite amfilerinde siyasi nutuk atmadılar. Hep bir ağızdan, karman çorman bir üslupla, ama alabildiğine bağırarak dünyadaki haksızlıkları, yönetimlere kurulmuş kastların dünyaya yaptığı kötülükleri dile getirdiler.

Ne istemediklerini biliyorlardı
Dayak yedikçe daha çok bağırdılar. Her şeyi söylediler, akıllarına, ağızlarına gelen her şeyi bağırdılar. İstedikleri toplumu bilmiyorlardı ama istemedikleri toplumu biliyorlardı. Zayıfın hep ezildiği, kuvvetlinin hep kazandığı; demokratik kurumların yine kuvvetli lehine çalıştığı; haksızlıkların, yolsuzlukların, uğursuzlukların çamuruna bulanmış bir dünya istemiyorlardı. 1968 Mayısı'nda sokağa çıkan milyonlarca genç insan daha sonra çeşit çeşit siyasi hareketler oluşturdular. Bazıları komünizmi seçti, bazıları topluma tepkiyi düşmanlığa kadar vardırdı, bazıları hiçbir çıkış göremedikleri için kendilerini en kahramanca buldukları yola attı, terörle bir yerlere varmaya çalıştı. 1968 Mayısı'nda dünya, kulak tıkanan, görülen ama görmezden gelinen haksızlıkları gençlerin ağzından tekrar duydu. 1968'de "bir şey" olmadı, ama 1968'in çığlıkları bütün dünyayı kapladı, bu çığlıkların anlattıkları daha milyonlarca insan tarafından kavrandı. Tek boyutlu dünyada "özgürlük" kelimesinin tek bir anlamı olmadığını, demokrasinin sadece 4-5 yılda bir oy kullanmak olmadığını dünya 68'in gençleriyle anladı.
Anlamak isteyenler anladı, anlamak istemeyenler anlamadı. 35 yıl sonra özgürlük ve demokrasi kavramları, insan haklarına özen, toplumsal haksızlıklara olan nefret bugünkü anlamlarıyla yaşıyorsa, bunu sağlayanlar öncelikle 1968'in Mayıs ayında sokaklara çıkan milyonlarca genç insandır.

DİĞER YENİ YAZILAR