Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesine ilişkin yazılarımız üzerine Adalet Bakanı Cemil Çiçek aradı ve konuyla ilgili tutumuna açıklık getirmek istedi.
Bakan’ın söyledikleri daha önce söylediklerinden farklı değil. Ona göre, gelişmiş demokrasilerde de düşünce özgürlüğünü kısıtlayan yasalar bulunuyor. Buna ilişkin verdiği örnek de bütün Avrupa ülkelerinde geçerli olan, “Yahudi soykırımının inkârını” cezalandıran ve oldukça sıkı şekilde uygulanan yasalar.
Bize göre bu yasalarla TCK 301’in herhangi bir ilişkisi bulunmuyor. Ayrıca Adalet Bakanı’nın batıdan verdiği örnekler de bizim belirttiğimiz gibi, “ırkçılık”la ilgili uygulamalar.
Adalet Bakanı, TCK 301’in de her kanun gibi değişebileceğini, kendisinin de değişmesine karşı olmadığını söylüyor. Ancak bunun çıkmaza girmesinin nedeni olarak, görüşleri istenen sivil toplum örgütlerinin bir türlü anlaşamamasını gösteriyor.
* Görüşüne başvurulan gazeteci örgütlerinden üçü de birbirinden tümüyle ayrı görüşte. Bunlardan biri madde tümüyle kalksın derken, bir diğeri değişsin diyor, üçüncüsü ise “dokunulmasın” görüşünü savunuyor.
Bu durumda gazeteci örgütleri başta olmak üzere konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinden ortak bir görüş çıkmasının mümkün olmadığı da anlaşılıyor.
Cemil Çiçek, 301 meselesinde kendisinin ve bakanlığının başı çekmesinin söz konusu olamayacağını da siyasi gerekçelerle belirtiyor. Bu gerekçelerin başında da yarın seçim meydanlarında “Türklüğü savunamayan bakan” gibi demagojik suçlamalarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
Adalet Bakanı’nın bütün söylediklerini arka arkaya okuduğumuz zaman ortaya basit bir sonuç çıkıyor:
* Eğer görüşlerine başvurulan sivil toplum örgütleri ortaya ortak bir görüş çıkarabilirlerse Hükümet bu öneriyi benimseyecek, dolayısıyla meselenin sorumluluğunu tümüyle bu örgütlerin üzerine bırakacak. Eğer bu anlaşma olmazsa da, önümüzdeki seçimde kaba milliyetçi suçlamalarla karşılaşmak istemeyen AKP bu konuda bir adım atmayacak.
TCK 301’inci maddesinin varlığından kaynaklanan bütün olumsuzluklara, cinayete varan kışkırtmalara rağmen AKP hükümeti bu maddeyi değiştirme konusunda siyasi sorumluluk almaya yanaşmıyor.
Ana muhalefet partisi CHP de sadece hükümeti sıkıştırmak uğruna ve milliyetçi dalgadan üç beş oy kapmak için yararlanma umuduyla her türlü değişikliğe karşı çıkmaya devam edecek.
Sonuç: TCK 301’in değişmesi çok zordur. Bu madde kullanılarak yapılacak kışkırtmalar da devam edecektir.
Başka cinayetler işlenirse de bunun sorumluluğunu hem AKP hükümeti hem CHP muhalefeti taşıyacaktır.

