Haberin Devamı
Umuda yolculuk
CHP, oy oranını birkaç puan artırmış olmasına rağmen seçimin “galibi” olmaktan çok uzak. AKP ile arasında 15 puan fark var ve bu, hâlâ seçmenin CHP’yi iktidar “seçeneği” olarak görmediği anlamına geliyor.
Türkiye’nin ortasında ve doğusunda sıfır olan bir siyasi partinin, üç büyük şehri silip süpürse de, bütün kıyıları alsa da iktidar olması mümkün değildir.
Yeni kazandığı belediye başkanlıkları da CHP açısından bir “başarı” değildir, çünkü ikisi dışında bunların hepsi 40 yıldır “CHP’nin kalesi” olarak bilinen belediyelerdir ve geçen seçimde AKP’ye gitmişlerdir. Bu seçimde geri alınmaları CHP açısından sadece bir yara tamiratıdır.
Buna karşılık seçmen, CHP’nin “varolması” yönünde irade beyan etmiştir. “Tek parti-tek şef” sistemine doğru gidiş ihtimali karşısında CHP “elde bulunan bir güvenlik supabı” olarak görülmüş ve “korunmuş”tur.
29 Mart yerel seçimi, CHP’nin Deniz Baykal’ın genel başkanlığında kaybettiği 8’inci seçimdir. Hiçbir parti yönetimi bu kadar başarısızlığa dayanamaz. Ama Baykal dayanmıştır, daha da dayanacaktır.
Dün seçim sonuçlarıyla ilgili yorumlarını açıklayan Baykal’ın ileriye dönük umutlar yaratma beyanları da aslında birer itiraftır. Yönetim kadroları yaşlıdır, zayıftır, örgütler çalışmamaktadır, temel sorunlarla ilgili politikalar geliştirilmemiştir, halka açıkça herhangi bir şey anlatılmamıştır...
Bütün bunlardan Baykal, “bundan sonra yapılacak işler” olarak söz etti, ama uzun genel başkanlığı süresince bunları neden yapmadığına ilişkin herhangi bir şey söylemedi.
CHP seçmeni açısından, dört büyük şehirde sağlanan oy artışları bir “umuda yolculuk” başlatmış olabilir. Ama eldeki veriler, bu umutların pek yakın bir geleceğe yönelik olamayacağını da gösteriyor.
Eğer Baykal halkın önüne çıktığında da dün yaptığı gibi CHP’nin başarılarını anlattıktan sonra “bu tırmanışı devam ettirmek için taze kana, yeni fikirlere ihtiyacımız var” deseydi ve CHP’yi kurultaya çağıracağını, ama aday olmayacağını, yeni yönetime de istedikleri sürece “ağabeylik” yapacağını ilan etseydi CHP 29 Mart’takine göre, en az 5 puan daha fazla kazanırdı.
Koltuğunu, partisini biraz yukarı çekmiş olarak “başarılı” denilebilecek bir noktada gençlere bırakan bir Baykal, CHP’nin umuda yolculuğuna en büyük katkıyı yapmış olurdu.

