24 yıllık bir ders

Bugün yaşları 27-28'in altında olan gençler için 12 Eylül tarihi fazla bir şey ifade etmiyor olabilir. Yaşları 30'a ulaşmış olanlarsa, o evlerin buz gibi olduğu, insanların sürekli tedirgin yaşadığı günlerden bazı çocukluk anılarını koruyor olabilirler

Haberin Devamı

Bugün yaşları 27-28'in altında olan gençler için 12 Eylül tarihi fazla bir şey ifade etmiyor olabilir. Yaşları 30'a ulaşmış olanlarsa, o evlerin buz gibi olduğu, insanların sürekli tedirgin yaşadığı günlerden bazı çocukluk anılarını koruyor olabilirler.

12 Eylül 1980 günü, sabaha karşı Türk Silahlı Kuvvetleri "tam bir düzen içinde" devlet yönetimine el koydu. Tüm siyasi faaliyetler yasaklandı, partiler kapatıldı, ülkenin bütününde tutuklamalar başladı.

* 12 Eylül askeri müdahalesi olmalı mıydı, şart mıydı gibi sorulan sorup durmak artık gereksiz. Son, "klasik" askeri darbeyi de Türkiye'ye sivil siyasiler yaşattı.

Dönemin baş kahramanları Demirci ve Ecevit'ti. Bu iki lider, bütün zamanlarını, bütün becerilerini birbirlerini yenmeye ayırmışlardı. Ülkede gerilim sürekli artıyor, her gün onlarca insan canını kaybediyordu.

Sıkıyönetim ilan edilmişti. Yani bütün güvenlik sorumlulukları askeri yöneticilere geçmişti. Ama yine durum düzelmedi.

Demirel ile Ecevit, Ankara'da tuttukları güreşten başka bir şey görmedikleri için ülkede olan bitene egemen olamıyorlardı.

Siviller; ülkeyi yönetmeye talip olan siviller, ülkeyi yönetmek bir yana, her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Ve askerler müdahale etti.

Bu ders herkese
Olmalı mıydı, olmamalı mıydı sorusunu tartışmanın artık bir anlamı yok.

* 24 yıl sonra askeri yönetim döneminin bilançosuna bakıldığı zaman görünen odur ki, Evren de dönemin komutanları da sınıfta kalmışlardır.

Bu dönemde yapılan "öngörü" yanlışlarının iki büyük sonucunu da elbette ki Türkiye yaşamıştır ve maalesef yaşamaya devam etmektedir.

* Askeri yönetim, Güneydoğu'da gelişen Kürt milliyetçisi hareketleri bastırmak için sopayı seçti. Diyarbakır Cezaevi bir sembole dönüştü. Ve bunun sonucu, PKK'nın kolayca ögrütlenmesi, taraftar bulması oldu.

* Askeri yönetim, o dönemde asıl tehlikenin "sol" olduğunu düşünüyordu.

İslamcı faaliyetlerin gençleri sol fikirlerden koruyacak bir denge oluşturacağını düşündüler. İslamcı gençler ülkücüler gibi teröre bulaşmayacaklardı. Ama sola karşı güçlü bir karşı ağırlık yaratacaklardı.

Üstelik de bu parlak fikir, o sırada ABD'de başlayan "komünizme karşı İslam" stratejisine çok uygundu.

Ve bu politikanın sonucu da ortadadır...

Geçen 24 yılın ardından o dönemin yöneticileri belki yaptıkları temel yanlışlan görüyorlardır. Belki de "hapishane"nin, işkencenin; düşünceyi suç ve düşman görmenin ülkeye verdiği zararları hâlâ göremiyorlardır.

* Ancak, 24 yıllık bu dersi herkesin iyi bellemesi şarttır. Siviller, ülkeyi yönetmeye talip olan siviller işlerinin ehli olmak zorundadırlar. Onlar yönetemediği, boşluk yarattıktan zaman, o boşluk doldurulur. Sonrasında, en başta onların ağlamaya, sızlanmaya hakları olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR