23 Nisan muhtırası

Türkiye daha önce de ağır kriz ve "kopma" dönemleri yaşadı. 27 Mayıs 1960'a gelinirken böyle bir dönem yaşanıyordu

Haberin Devamı

Türkiye daha önce de ağır kriz ve "kopma" dönemleri yaşadı. 27 Mayıs 1960'a gelinirken böyle bir dönem yaşanıyordu. 12 Mart 1971'e gelinirken yine siyasal gerilim ve "kopma" doruktaydı. 12 Eylül 1980 arifesinde de aynı durum vardı. Ancak bunların hiçbirinde 23 Nisan gibi bir ulusal bayram, bu defaki gibi gerilim ve saflaşmanın gösteri alanı olmamıştı.
28 Şubat sürecinde, 1997de Erbakan hükümetinin görevden çekilmesi için yaratılan yoğun baskı ve psikolojik savaş ortamında da ulusal bayramlar hiçbir şekilde karşılıklı meydan okuma alanı haline gelmedi.

Türban ve diğer sorunlar
2003 yılının 23 Nisan'ında Meclis Başkanı'nın davetine Cumhurbaşkanı'nın yanı sıra komutanların ve CHP'li milletvekillerinin hiçbirinin katılmaması, muhtıra niteliğindedir. Muhtıra bir kağıt olarak hükümetin eline verilmemiş, bütün ülkenin gözü önünde, bütün yönetime; yani AKP'nin kontrolü altındaki bütün siyasi iktidara verilmiştir. Muhtıra aşamasına gelinmesine yol açan tek konu kuşkusuz türban değildir. Meclis Başkanı Arınç'ın türban meselesindeki zorlamalarının yarattığı gerginliğin yanında üç mesele daha öne çıkmaktadır.
Bunlardan birisi, yani devlette "kadrolaşma" kuşkusu, AKP'nin iktidardaki ilk gününden beri bir "kaygı konusu" olarak vardır. 1973'te Başbakan Bülent Ecevit'in ortağı Erbakan'a verdiği bakanlıklarda nasıl hızlı ve etkin bir kadrolaşma gerçekleştiğini hatırlayanlar AKP'nin yaptığı atamalara daha da kaygıyla bakmaktadır. Atamalar konusunda Genelkurmay Başkanı'nın "izliyoruz" sözü de gazetelerde yer alırken AKP, en "hassas" bakanlıklardan biri olan Milli Eğitim'de yeni bir uygulamaya geçmek için hazırlık yapü. Daha önceki tartışmalar nedeniyle ve "irticayla mücadele" çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki bütün atamalar için Bakanlar Kurulu onayı gerekiyordu. AKP bu uygulamayı kaldırmak için geçen hafta harekete geçti.

Milli Görüş ve TRT!..
Bütün öğretmen ve memur atamalarının Bakanlar Kurulu onayından geçmesi olacak iş değildir. Ama atamalar konusu gerginlik yaratırken bu uygulamayı değiştirmek için acele etmek de gerekmeyebilirdi. Dışişleri Bakanı Gül'ün dış temsilciliklerimizce sorulması üzerine "Milli Görüş" adını taşıyan örgütlerle de diğer örgütler gibi ilişki kurulmasını söyleyen genelgesi de muhtıraya giden yolun üçüncü unsuru olmuştur. Dördüncü gerilim kaynağı ise, kamuoyuna yansımadan kapalı kapılar arkasında yürüyen TRT Genel Müdürlüğü tartışmasıdır. RTÜK'ün belirlediği üç aday da geçmişteki çalışmaları nedeniyle fazla partizanca davranma ihtimali yüksek görülen kişilerdir. TRT konusunda daha "ortadan" bir isim üzerinde durulması için Başbakan'a giden mesajlar karşılığını bulmamıştır. Başbakan'a çok yakın olan, hem ırkçı hem siyasi İslamcı faaliyetleriyle tanınan bir kişinin en güçlü aday olarak öne çıkması muhtıraya daha hızlı ulaşılmasına neden olmuştur. Muhtıra hiçbir zaman bir "son nokta" değildir, her zaman bir "başlama vuruşu"dur. Başlama vuruşu yapıldıktan sonra da kimin nerede duracağı hiçbir zaman belli olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR