Türk solunun sıfır noktasında durduğu, 22 Temmuz’da bir kez daha ortaya çıktı. CHP ve DSP’nin solla bir ilgisi bulunmuyor. SHP “havlu atmış” durumda. Her biri binde birin altında oy almış olan küçük sol partilerin isimlerini de kendilerinden başka kimse bilmiyor.
Ankara’da merkez sağ AKP hükümeti kurulacak ve bu hükümete iki radikal sağ parti, MHP ve CHP muhalefet edecek.
22 Temmuz’da bu sıfır noktasından çıkmak için iyi niyetli bazı girişimlerde bulunuldu. İstanbul birinci bölgede Ufuk Uras, ikinci bölgede Baskın Oran, bağımsız sol adaylar olarak ortaya çıktı.
Ufuk Uras seçildi, çünkü DTP o bölgede aday çıkarmadı ve Ufuk Uras’ı destekledi.
Baskın Oran seçilemediği gibi, kendisine oy vermiş olanları da hayal kırıklığına uğratan bir oy sayısında kaldı. Yaklaşık 2.5 milyon seçmenin bulunduğu İstanbul ikinci bölgede bir bağımsız sol adayın sadece 31 bin oy almış olması solun sıfır noktasında durduğunun teyididir.
Baskın Oran’a oy vermiş olanların hesap soracağı bir merci yok, çünkü bu adaylık, bir siyasi örgüt ya da hareketin siyasi faaliyeti değil. Bir arkadaş çevresinin naif girişimini ya da çabasını, o çevrenin içinde bulunanlar siyasi faaliyet gibi görebilirler ama siyasette sorumluluk diye bir şey vardır ve bugün Baskın Oran’ın 31 bin oy almış olmasının hesabını verecek kimse yoktur.
Arkadaş çevresi içindeki “etkinlik” ve “sözü geçiyor” olmak gibi durumlar belki adı bilinen solcuları tatmin ediyor. Ama bu da solun sıfır noktasından çıkamamasının ana nedenlerinden.
Birilerinin solun sıfır noktasından başlanarak yeniden inşası faaliyetinin başını çekmesi gerekiyor. Oysa şu anda buna aday bir çevre bile görülmüyor. DİSK’in başını çektiği 10 Aralık Hareketi siyasi faaliyet olarak birkaç bildiri yayınlamış, DSP ile parti içinde bir ittifak sağlanması için pazarlıklar yapmış, sonra Rahşan Ecevit’in vetosuyla işin o aşaması da son bulmuştur.
Mevcut siyasi partilerin birinin içinden yeni bir atılım ve heyecanın, yeni düşüncelerin yaratılması oldukça zor görünüyor. Çünkü potansiyel unsurların her biri kendine özgü bir “arkadaş çevresi” düzeni içinde varoluyor ve bununla yetiniyor.
Baskın Oran olayı, solun bugünkü sıfır halinin naif bir şekilde teyidinden başka bir sonuç yaratamadı. Siyaset, siyasi örgütlerle yapılır; yetkililerin, sorumluların belli olduğu ve hesap verdiği örgütlerle yapılır. Arkadaş çevresi siyaseti ancak bununla uğraşanlara hoş vakit geçirtebilir, bir görev yapmış olmanın huzurunu yaşatabilir. Ama onun adı siyaset değildir, sol siyaset hiç değildir.

