22 Temmuz dersleri - 2

CHP’de son perde

Haberin Devamı

22 Temmuz sandığından hiçbir ders çıkarmaya niyeti olmadığını ilan eden tek siyasi Deniz Baykal oldu.

Seçim öncesinde CHP yönetimi önemli bir oy artışı bekliyordu, buna bir kesim seçmeni de inandırdı.

Laik-anti laik gibi yapay bir kutuplaşmanın baş mimarlarından olan CHP yönetimi, bir yanda laikliğin “tek” savunucusu tavrı alırken, diğer yanda da radikal milliyetçi kesimin üslubuyla muhalefet yürüttü.

CHP’nin bu siyasi çizgisinin halkın geniş kesimi tarafından ciddiye bile alınmadığı sandık sonuçlarıyla belli oldu.

“Laik düzen elden gidecek” korkusu ne kadar yayılırsa oylarını o kadar artıracağını zanneden, seçim stratejisini bu gerilim üzerine kuran CHP’nin oylarında hiçbir artış olmadı. Genel Başkan Baykal, DSP ile seçim ittifakı yapıldığını unutmuş gibi görünüyor. Böyle basit bir kandırmacanın CHP’ye “kerhen” ya da “Baykal’a rağmen” oy vermiş kesimlerde yaratacağı tepkiyi bile önemsemiyor.

Çünkü Baykal’ın siyasi hayatı her ne pahasına olursa olsun “CHP’nin başında kalmak” gibi basit bir “hırs” üzerine kuruludur. Ve de Baykal kendi isteğiyle ayrılmadığı sürece CHP Genel Başkanı olarak kalmanın her türlü güvencesini hazırlamıştır. Bütün siyasi partiler arasında en anti-demokratik tüzük CHP’ninkidir.

***

22 Temmuz öncesi CHP yönetimi her türlü sol ve sosyal demokrat düşünce ve perspektif ile ilişkisini kestiğini her fırsatta açıkladı. Baykal’ın CHP’nin çağdaş bir sol parti olması, bu platform üzerinde ilerlemesi, yeni politikalar geliştirmesi gibi bir sorunu yoktur. Aslında bunu CHP’ye oy vermiş olan kesim de gördü, ama seçim öncesi yaratılmış olan gerilim ortamında görmezden geldi.

22 Temmuz’da Baykal’ın bütün politikaları çöktü ve bunu kendi çevresi bile görüyor. Öyle ki Baykal dışında CHP adına, CHP yönetimi adına sadece iki kişi konuşabiliyor.

***

CHP yönetimi Türk siyasi hayatının “sol” yanını tümüyle boşaltmış bulunuyor. CHP’ye oy vermiş olanlar da artık bir sol partiye oy verme, destek olma duygusunu iyice kaybetmiş durumda.

22 Temmuz’dan hiçbir ders çıkarmamış olan, basit demagojilerle koltuğunu koruma gerekçeleri üretmek dışında bir ufku bulunmayan Baykal aslında 22 Temmuz’da gerçek anlamıyla tasfiye olmuştur.

Yeni seçilen Meclis’te, üçüncü parti olmasına rağmen ana muhalefet konumunu aslında MHP dolduracaktır. Bu parti kendi radikal milliyetçi tabanı üzerinde AKP’ye zorluklar çıkarabilir.

Ama radikal milliyetçiliği bile eğreti duran CHP’nin önümüzdeki dönem yeniden enerji kazanmayacağı ve kendisini geliştirme çalışmalarına girişmeyeceği Genel Başkanı’nın ağzından ilan edilmiştir.

Türk halkının kendisini gerçekten tasfiye ettiğini ve CHP’ye ilişkin umutlarını iyice kaybettiğini göremeyen Deniz Baykal “CHP benimdir sonsuza kadar benim kalacaktır” tavrıyla bu partinin son beş yılında da başında oturacak, sonra elinde ne kaldıylsa alıp evine götürecektir.

Böyle bir seçimden hiçbir ders çıkarmamak için siyasi olgunluk düzeyinin sıfır olması gerekir. Baykal bunu da başarmıştır.

Not: Bülent Korman imzalı bir not geldi, aynen aktarıyorum:

“Yoksa bir kısım medya göçtü mü Okay? ‘Ne kadınlar sevdim zaten yoktular’ demişti şair. Şimdi şöyle mi demeliyiz: Ne yazarlar yazıyor, aslında yoklar.”

DİĞER YENİ YAZILAR