Avrupa liderlerinin Türkiye hakkında karar vermelerine bir ay kaldı. Bu liderler son anda karar vermeyecekleri ya da verdikleri kararları değiştirmeyeceklerine göre Türkiye'nin önümüzdeki bir ayı çok iyi kullanması gerekiyor.
Türkiye'nin bu süreçte ve bundan sonra asıl göstermek zorunda olduğu değişim iradesinin merkezinde "zihniyet" kelimesi bulunmaktadır.
Türkiye'de uzun süre egemen olan "bölünme" korkusu ve "bütün dünya düşmanımız" fobisi şu anda zihniyet değişiminin önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.
Bu korkular yüzünden hâlâ "azınlık" kelimesi bir korku ve dehşet unsurudur.
Bu nedenle "Ermeni" deyince yine birilerinin tüyleri diken diken olmaktadır.
Bu konulan ve karşımıza çıkacak diğer konuları korkmadan, dövüşmeden; birbirimize "vatan haini" ya da benzer ithamlarla saldırmadan tartışabildiğimiz gün, zihniyet değişiminde en önemli adımları atmış olacağız.
Daha birkaç yıl öncesine kadar bunların yanında "Kürt" kelimesi de vardı.
Bugün "azınlık" deyince, "Ermeni kıyımı" deyince tüyleri diken diken olanlar, yıllarca "Kürt yoktur dağ Türkü vardır, Kürt kelimesi dağda kırt kırt diye yürümekten gelir" budalalıklarını öne sürerek ülkenin "bölünmesini" engellediklerini zannettiler.
Cehaletle varılacak nokta
Bir görüş cahiller tarafından savunulmaya çalışılıyorsa, zaten baştan kaybetmeye mahkûm demektir.
"Kürtler dağ Türküdür" diyerek Kürt meselesini ortadan kaldıracaklarını zannedenler bugün utanmıyorlarsa, bu onların sorunudur.
Bugün, Türkiye'de Lozan Antlaşması'nda yer almamış ve Müslüman olmayan azınlıklar dışında azınlık yoktur diye tepinmenin hiç bir anlamı yoktur. Çünkü şu anda Kürt "azınlık" kendi dillerini öğrenmek için kurs açmaktadır, radyo-TV yayını için hazırlanmaktadır, pop müzik klipleri yapmaktadır.
Bu durumu bir "azınlık" olayı olarak ele almayıp azınlıkları "Cumhuriyetin kuruluşunda adı geçmemekle birlikte asli unsur" olarak görmek ve göstermeye çalışmak asıl büyük yanlışa, Cumhuriyetin kuruluşunu tartıştırmaya götürür.
Türkiye, azınlıklar meselesini de, Ermeni meselesini de ilkel korkularından arınmış olarak, cahil cesaretinin getirdiği saçmalıklarla değil, açık yüreklilikle tartışmaya başladığı zaman zihniyet değişimi, uygarlık düzeyi sıçramasının dayanağı olacaktır.
17 Aralık'a doğru
Avrupa liderlerinin Türkiye hakkında karar vermelerine bir ay kaldı. Bu liderler son anda karar vermeyecekleri ya da verdikleri kararları değiştirmeyeceklerine göre Türkiye'nin önümüzdeki bir ayı çok iyi kullanması gerekiyor
Haberin Devamı

