11 ve 12 Eylül

Amerika’nın uğradığı en büyük saldırının yıldönümüne o kadar daldık ki, kendi derdimizi unuttuk. 11 Eylül 2001’de ABD kendi topraklarında en büyük saldırıya uğramıştı

Haberin Devamı

Amerika’nın uğradığı en büyük saldırının yıldönümüne o kadar daldık ki, kendi derdimizi unuttuk. 11 Eylül 2001’de ABD kendi topraklarında en büyük saldırıya uğramıştı. 12 Eylül 1980’de ise Türkiye kendi topraklarında, başkentinde ve bütün ülkede en büyük saldırılardan birine uğradı.

Yaşları askeri darbe öncesindeki günleri hatırlamaya yetenlerin bir bölümü, hatta önemli bir bölümü hâlâ “aman çok iyi oldu, kan dökülmesine son verildi” görüşündedir.

Kendi açısından baktığında elbette herkesin haklı olduğu bir yan vardır. Ve tabii ki askeri darbe öncesinde bütün ülkede büyük çatışmalar oluyordu, cinayetler işleniyor, suikastler düzenleniyordu.

Bu savaşı yürüten sağ ve sol kesimlerden birisi tasfiye oldu, diğeri ise aynı şekilde duruyor, hatta arada iktidar bile oldu. Tasfiye olan radikal sol’dur, iktidar bile olansa ülkücü harekettir.

***

12 Eylül öncesinde, ülkeyi ağır siyasi ve toplumsal sıkıntıya sokan dört taraf vardı. Bunlardan ikisi radikal sağ ve radikal sol’du. Diğer ikisinin adları ise Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’ti.

Askerler 12 Eylül 1980’de iktidara el koydu ve çatışmalar anında kesildi.

“Sonra ne oldu?”

Sonra ülkücü hareket tekrar toparlandı, Ecevit ile birlikte iktidar oldu. Süleyman Demirel Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı oldu. Bülent Ecevit tekrar “kurtarıcı” gibi görüldü, Başbakan oldu.

Hatta 12 Eylül öncesinin katillerinden birçok tanınmış ya da sonradan tanınacak isim “devlet hizmeti” ne girdi.

***

12 Eylül askeri yönetiminin bugüne bıraktığı miras bu kadar değil. O yönetim, sola karşı tedbir olarak İslamcı örgütlenmelere el altından destek verdi. Dinine bağlı gençlerin sol “tehlike” den korunacağı şeklindeki bir cin fikri uygulamaya soktular.

“Sonuç ne” sorusunu sormayı gereksiz kılan bir miras bıraktılar.

Bölücü milliyetçi hareketlerin yükselebileceği korkusuyla Kürtlere verdiler sopayı. Sopayı basarak, döverek, işkence ederek toplumsal meseleleri çözebileceklerini sanıyorlardı. Onların kurduğu Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde PKK kuruldu, örgütlendi.

“Sonuç ne” diye bir soruyu sormaya yine gerek yok. Bugün durum ortada.

11 Eylül’ün Amerika’ya verdiği zararlar, 12 Eylül’ün Türkiye’ye verdiği zararlardan fazla değildir. 11’ini hatırlarken 12’sini hiçbir zaman unutmamalıyız.

DİĞER YENİ YAZILAR