Tam 105 yıldır, her 10 Aralık günü aynı tören yapılıyor. 10 Aralık, Alfred Nobel’in öldüğü gün ve 1901’den bu yana 105 yıl bu tarihte hiç şaşma olmamış. 1926’dan beri de dünyanın en prestijli ödülü olan Nobel, hak edenlere bugünkü salonda veriliyor.
Stockholm büyük konser salonu ağzına kadar dolu. Kral, Kraliçe ve İsveç Akademisi üyeleri bir yanda, bu yılın ödüllerini alacak olanlar diğer yanda. İsveçli bakanlar ve bazı parlamenterler de onur konukları arasında. Yanlarında Kraliyet ailesinin diğer fertleri var.
Tören başlıyor ve İsveç Kralı, birer tanıtımın ardından sahiplerine ödüllerini veriyor. 5. sıradaki Pamuk’un da neredeyse bütün kitaplarının özlü birer tahlili sunuluyor, Orhan Pamuk bunları büyük bir dikkatle izliyor ve Türkçe davet edilerek ödülünü yerel saatle 17.25’te Kral’ın elinden alıyor...
105 yılda bu törene herhangi bir Türk’ün katıldığını duymadık. Biz izliyoruz ve izleyen ilk Türk gazeteciler olarak heyecanımızı gizleyemiyoruz. Yanımdaki İsveçlilere “Bakın, şu karşıdaki genç adam bizim yazarımız, Türk yazar Orhan Pamuk... Ben de onun için buradayım” demek geçiyor içimden ama kendimi tutuyorum.
Bana göre en büyük alkışı Orhan Pamuk alıyor. Belki herkes aynı ölçüde alkışlanmıştır da bana öyle gelmiştir...
Gelenek ve çağdaşlık
Yeri gelmişken seremoniyle ilgili bir noktayı hatırlatalım: Kral’a asla arka dönmeme, geriye doğru yürüyerek ayrılma kuralı, İsveç’te sosyal demokrasinin kurulmasıyla birlikte terk edilmiş.
Törende iki grup davetli var. Bir kısmı normal koyu renk giysi, diğerleriyse “frak” giyiyor. Bu frak hikâyesi de bizde birçok kişinin ilgisini çekti, hafiften eğlenceye dönüştürüldüğünü buralardan izledik. İşin aslı şu ki “frak zorunluluğu” törenin ve yemeğin en üst düzey bir toplantı olduğunu ifade eden bir simge. Ve gelenekleşmiş bir kural. Elbette ki frak, bizde alışılmış bir kıyafet değil, fakat konuk olunan bir yerde ev sahibinin geleneklerine saygı gösterip uymayı da bize en başta ailelerimiz öğretmiştir.
Tören bitti, ödüller sahiplerini buldu ve hemen yakındaki şehir merkezine geçildi. 12 yılda inşa edilerek 1923’te tamamlanan bu binanın en büyük salonu “Mavi Salon” olarak adlandırılıyor. Tam 1300 kişi oturarak yemek yiyor. Gelenek, 1934’ten bu yana sürüyor. Kral ve ailesi yerlerini alıyor, sonra ödül sahipleri ve aileleri, sonra da “konuklar”, yani bizler.
Birden, bu salonda daha önce kimlerin yemek yediği akla geliyor ve XX. Yüzyıl’ın düşünce, bilim ve edebiyat hayatının bütün yansımaları yüksek tavanın altındaki yerini alıyor. İnsanlığın gerçek mirasının her yıl burada, bir tören ve bir yemekle anılması, bu bilim ve kültür mirasına önemli katkıda bulunan özel kişilerin her yıl burada yerlerini alması, belleklere kazınan simgesel bir olay.
Yemek Stockholm saatiyle 19.00’da başladı, 23.00’te sona erdi. 1300 kişi, en küçük bir aksama yaşanmadan yemeğini yedi, sohbet etti.
Böyle bir tören ve yemekte ilk kez yer alan Türklerin sayısı oldukça azdı ama bu gurur gecesinin izlerinin silinmesi asla mümkün değil.
Bir kez daha teşekkür ederiz Orhan Pamuk.
105 yıl sonra
Tam 105 yıldır, her 10 Aralık günü aynı tören yapılıyor. 10 Aralık, Alfred Nobel’in öldüğü gün ve 1901’den bu yana 105 yıl bu tarihte hiç şaşma olmamış
Haberin Devamı

