10 bin burstan ötesi

Milli Eğitim bakanı Hüseyin Çelik, özellikle on bin öğrenciye burs verilmesiyle ilgili yasa üzerindeki "önyargılı" eleştirilerden şikayetçi. bakan bu konuda oldukça "net" konuşuyor

Haberin Devamı

Milli Eğitim bakanı Hüseyin Çelik, özellikle on bin öğrenciye burs verilmesiyle ilgili yasa üzerindeki "önyargılı" eleştirilerden şikayetçi. bakan bu konuda oldukça "net" konuşuyor. Şunları söylüyor:

1- Bu yasanın, on bin burslu öğrencinin desteğiyle sıkıntıya girmiş olan özel eğitim sistemine kan vermektir. Bugün özel eğitim kurumları, devletin eğitim çabalarına önemli bir destektir.

2- Sözkonusu on bin bursa ayrılacak kaynak milli eğitimin genel büktçesi içinde çok küçük bir oran oluşturmaktadır, önemli hiçbir açığı kapatacak bir miktar değildir, ama bugün özel eğitim kurumlarının kendilerini toparlamalarını sağlayacaktır.

3- Bu burslardan yararlanacak 500 dolayında özel okul arasında Fethullah Gülen cemaatinin kurduğu özel okulların sayısı iddia edildiği gibi yüzlerce değildir, 50'nin altındadır.

4- Bu okullarla ilgili olarak defalarca çok sıkı teftişler yapılmış, aleyhte hiç bir rapor yazılmamıştır. 28 Şubat döneminde bu okullar en ayrıntılı şekilde incelenmiş yine herhangi bir önemli kusur tesbit edilmemiştir. Dolayısıyla bu okullara önyargılı bakmak için hukuki bir neden yoktur.

5- Özel eğitim sisteminin geliştirilmesine aynı sağlık konusu gibi bakmak, nitelikli özel eğitim kurumlarının devletin yükünü azaltmasına yardımcı olmak gerekir.

Bakanlık neyle meşgul...
Bakan Çelik'in "on bin burs" yasasıyla ilgili olarak söylediklerinin özeti bunlar. Bu açıklamaların da tutarlı olduğunu kabul etmek gerekir. Gerçekten, Fethullah Gülen cemaatinin okullarıyla ilgili bir kusur bsulunduysa bunlar hakkında işlem yapılır ve bu kurumların devlete aktarılması sağlanır. Bu arada şunu da hatırlatalım ki, birkaç yıl önce yine bu konu konuşulurken Fethullah Gülen'in kendisi bu okulların Milli Eğitim bakanlığına devredileceğine ilişkin bir açıklama yapmıştı. Milli Eğitim bakanı haklı bir şey söylüyor: "Bir özel okulun sahibinin kim olduğu önemli değil, önemli olan bu okuldaki eğitimin Cumhuriyetin ve milli eğitim sisteminin temel ilkelerine uygun olmasıdır." Bakan Çelik, kamuoyunda en çok konuşulan konunun aslında şu anda bakanlıkta yapılan çok daha önemli çalışmalar arasında alt sıralarda yer alan bir konu olduğunu da savunuyor. Söylediğine göre, aralarında öğretmen kalitesinin artırılması, bakanlık yapısının reforme edilmesi, geri kalmış müfredatın değiştirilmesi de dahil 32 yeni proje üzerinde çalışmalar sürüyor. Bakan, birkaç gün önce Surp Harç Ermeni Okulunun 50'nci yıl etkinliklerine de katılmış ve bundan yola çıkarak şunu söylüyor: "Eğer Erdmeni vatandaşlarımız da kendi din adamlarını yetiştirmek istiyorlarsa yetiştirirler." Bakanın bu sözü de düşünce ve inanç özgürlüğüne inanan herkes için önemlidir. Ancak herhalde temel ilke önce ihtiyaç kadar din adamı yetiştirilmesi, ikincisi de din adamı yetiştiren okulların alternatif bir eğitim sistemi şeklinde örgütlenmemesidir. Türkiye'de imam hatip okullarının bir "sorun" olmasının nedeni bu iki ilkeye de uyulmamasıdır. Ülkemizde tam 18 milyon 619 bin öğrenci var. Bunun anlamı her evde bir öğrenci bulunmasıdır. Bu da Milli Eğitim Bakanı ve bakanlığının etki alanının büyüklüğünü göstermektedir. Bakan Çelik sözünü ettiği projeleri ve önyargısız yaklaşımlarını hayata geçirdiği zaman Cumhuriyet tarihinin adı hala anılan bakanlarından biri olur. Yoksa adları unutulmuş, kimsenin hatırlamadığı "herhangi bir eski bakan" olur. Milli Eğitim Bakanı ve bakanlığının başarısı ülkenin geleceğine en büyük yatırımdır.

DİĞER YENİ YAZILAR