Duygularımı en yoğun yaşadığım zamanlarındayım yılın. Hayâllerim çoğalıverir ileriye dönük. Anılarımın arttığını hissederim. An ve an duygularım yoğunlaşır, yeni yaşadıklarımın dahi mazi olup eski yılda kalacaklarını bilerek. Dinlediğim müzik, içinde olmadığı kadar burukluk barındırır, bir o kadar da neşe. Tek duyguyla hatırlanmak istemez melodiler. Hüznü de, keyfi de sahiplenirler. Hayâllerimin henüz gerçekleşmemiş olanları bitmekte olan yıla biraz sitemle bakar ama bir o kadar da coşkuyla yaklaşırlar gelmekte olana. Âdeta koşarak kucağına atlamak isterler yeni yılın, bir an evvel gerçekleşmek arzusu ve gerçekleşeceklerine inançla. Bu sene ayrıca kırgınım bitmekte olan yıla. Anneciğimi aldı benden diye. Ama aynı zamanda müteşekkirim... On ayı boyunca Lemanuçka’mızı bizde bıraktığı için... Ve şükran duymaktayım sahip olduğum diğer sevgileri bana bağışladığı için. Şimdi onları “Daha çok seviyorum.” demiyorum zira zaten sevgimin en sınırsız büyüklüğünde sevmekteyim. Belki de deniz ve dalga örnekleriyle anlatabilirim bu farkı:
‘O kadar çok dalgayım ki’
Çırpın çırpın kaynaşan, birbirini sarıp sarmalayıp bir diğerinin içinde devrilip bir diğerine karışan coşkulu dalgalar gibiyse sevgim, şimdi açıklardan kopup gelen, kabarırken sudan oluşmuş bir dağ cüssesiyle yükselip sonra sakince, sanki okyanusun dibini de beraberinde taşır gibi, ağır ağır, uzun dalga boylarıyla yayılan ve tekrar yükselmeye geçen okyanus dalgaları gibi. Her bir dalgam kendi içinde bir sevdiğimi barındırıyor. Çocuklarım, sevdiceğim, torunlarım, can dostlarım, beni yüreklerine almış okurlarım... Hayatıma sevgi vermiş, veren ve sevgimi kazanmış olanlar... O kadar çok, o kadar çok dalgayım ki; ağırlaştığımı hissettiriyor bana. Biraz yavaşlatıyor beni bu ağır zamanlar ama içimi dinlememe izin veriyor sakin aralıklarda. İçimde, çok konuşmayı sevmeyen ama konuşunca da akıllı şeyler söyleyen abdal kimliğim dilleniyor bu durağan gibi hissettiren ama çok derin yaşanan zamanlarda. Bana beni anlatıyor, geçtiğimiz sene boyunca benden memnun kalıp kalmadıklarıyla. Hesaplaşıyor ben, benimle. Artılarım, eskilerim, artıklarım, arttırdıklarımla, eksiklerimle... Taze yaşanmış kadar yakınıma getiriyor hepsini. “Anladım” deyip teşekkür ediyorum içimdeki dervişe. Her zaman olduğu gibi bu sene de vaz geçeceklerim var, hiç vazgeçmeyecek olduklarım da. Bu sene, yeni yılda sarılıp sahipleneceklerimin, vaz geçeceklerimden çok çok daha fazla olması sevindiriyor beni. Hani neredeyse vazgeçeceğim bir şey yok gibi. Demek ki bir sene evveline kıyasla daha akıllı yaşamışım bitmekte olan yılı. Vazgeçmem gerekecek insanlarla, ‘şey’lerle bağlamamışım kendimi. Bu durum beni yaklaşmakta olan yılla ilgili daha da keyifli kılıyor. Böyle akıllı yaşamaya devam edersem, önümüzdeki sene bu zamanlar hayatımdan neyi atıp, neyi saklayacağımı düşünmek zorunda bile kalmayacağım demektir. Bunu şimdiden duyumsuyor olmak bile kapıyı vurmak üzere yaklaşan yılla ilgili heyecanlarımı artırıyor. “Keşke”siz, “acaba”sız geçen bir yıl insana yaşadığı ve ardında bıraktığı zamanı çok değerli kılıyor. Bu arada bir şeyler üretebildiyseniz, birilerinin yüreğine dokunup, birilerinin zorluğunu aşılır kılabildiyseniz, umut verdiğiniz birileri olmuşsa daha da zenginleşiyor geçen yıl.
‘Benim kanatlarım mı var?’
İşte, şimdi, yaşamış olduğum yılın tatmini ile okyanus dalgaları gibi ağır, sakin uzanıyorum karşıdan gelen yeni yıla doğru. Eskiyen yılın başarılarını, mutluluklarını, heyecanlarını, coşkularını hazmetmiş olmanın ağırbaşlılığı var üzerimde. Bir de başımdaki tâcın ağırlığı var... Beni kanat takmış gibi hafifleten. Ne enteresandır; sevgi çoğaldıkça, yüklendikçe hafifletiyor insanı. Neredeyse uçacağınızı zannedecek kadar rüzgârlandırıyor kanatlarınızı. Sevmeyi, sevilmeyi bu kadar önemsediğim için mi kanatlanacak kadar duygusallaşıyorum yoksa kanatlarım gerçekten var da, havalanmak için bahane mi arıyorum sevgileri yudumlayarak. Her nasıl olursa olsun, önemli olan; şu an, bu duygularımı sizlerle paylaşmak isteyecek kadar yoğun yaşamam. Ama tek başına veya ailece bunları yaşayabilmek, bunca acıyla yoğrulmakta olan dünyaya bir tedavi olmuyor. Bu da beni çok hüzünlendiriyor.
“Çivisi çıkan dünya” insanının, henüz hiç yaşanmamış, sarf edilmemiş, harcanmamış yeni yılın kıymetini bilmesini, acıların, yoksunlukların, hüzünlerin, savaşların, katliamların değil, insanca, insan gibi yaşamanın iz bırakacağı bir zaman dilimine giriyor olmasına duacıyım.
2015’in, eski yılın her birinizin payına biçtiği üzüntüleri, sıkıntıları, kayıpları teselli edecek kadar cömert davranacağını umuyor ve can’ı gönülden diliyorum.
Şimdi, okyanus dalgası gibi doygun, sakin, ağırbaşlılıkla yeni yıla doğru uzanmaya devam ediyorum. Sevgilerimden, aşkımdan tâcım başımda... yüreğim kıpır kıpır, ruhum coşkulu, zihnimin kanatları oldukları yerde hafif hafif çırpınmaya başlıyorlar... 2015! Lütfen, tüm insanlık, tüm yeşiller, maviler, tüm ormanlar, dağlar, nehirler, denizler ve gökyüzü için güzelliklerle gel, bizleri huzurla, sevgiyle, umutla, mutlulukla sarmala...
Yeni yıl yaklaşırken
Haberin Devamı

