Endişeli günlerden geçiyoruz... Çok kişinin olumsuzluk içinde, çok kişinin karamsar olduğu günler. Özel sebeplerimiz ve gayretlerimiz olmasa tebessüm edecek şey bulmak neredeyse imkânsızlaştı. Kimi yöneticilerimizin tuluat oyuncularına taş çıkartacak yetenekleri ortaya döküldükçe halkımız da seyirci koltuğunda kendine düşeni yapmakta. Ülke sathı bir kocaman tiyatro sahnesi oldu gitti. Süratle dünyanın diğer coğrafyalarına yayılan bir tuluat tiyatrosu...
Durum böyleyken, İstanbul Şehir Tiyatroları’mızın 100’üncü yılını kutladık geçenlerde. 17 Kasım akşamı CRR’de, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın evsahipliğinde, Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ve tiyatro emekçisi sanatçılarımızın büyük bir özenle hazırladığı 100’üncü Yılın Şarkıları gecesi harikaydı!
Binbir bahaneyle ve kılıf takılarak budanmakta olan sanat kollarımızdan biri tiyatro. Muhsin Ertuğrul’un davetiyenin üzerinde basılı “Her tek katlı tiyatro on katlı üniversitedir” sözü, aslında, fiziki anlamda katların sayısından ziyade, tiyatronun öğreticilik konusunda derinliğini vurgulayan bir cümle. Okullarımızda felsefe, kompozisyon gibi insana ve hayata anlam katacak derslerin kaldırıldığını göz önünde bulundurursak, bu söz gittikçe daha büyük önem kazanacak gibi.
Tiyatro aydınlığın er meydanıdır Darülbedai’den bu yana Türk Tiyatrosunun geçirdiği evreleri; emekleme, büyüme, yayılma ve daha hakkınca coşamadan yeniden zorluklarla kapanına sıkıştırılma süreci olarak sıralarsak, tiyatro karanlıktan aydınlığa çıkmış bir milletin aydınlıklarda kalmak için vereceği mücadelenin er alanlarından biri bana göre.
Tiyatro her türlü oynanabilir. Tarih boyunca, amfitiyatrolarda, saraylarda, meydanlarda, panayır köşelerinde, oyuncuların varlığında vâr olan her türlü sahnede oynanmış tiyatro. Kimi zaman halkın isyanının, kimi zaman tarihin, mitolojinin, kimi zaman umutların mesajlarını aktarmış hem halka, hem yöneticilere. Sanatın; düşünen, karşılaştıran, yorumlayan ve aynı zamanda muhalif tarafını sözcükler ve beden diliyle taşıyan bir enstrümanıdır tiyatro. Onun için ‘komedi’ unsurunun içinde dahi hicivle aktarılan bir ironi taşıması çok olağandır. Ama kimseyi de zorlamaz tiyatro. İsteyen sadece hicivi görür, isteyen dramı.
İKİ ŞİKAYETİM VAR
Bir ülkenin tiyatrosunun 100’üncü yılını kutlamak önemlidir, hem de çok önemli. Sanatçıysanız, sanata sevdalıysanız, böyle şanlı bir kutlamanın davetiyesinde kibarlıkla belirtilmiş “Koyu renk giyilmesi rica olunur” sözüne saygı duymalısınız. Diğer taraftan İstanbul Büyükşehir Belediyesi temsil ettiği partinin kendi doğrusunda kendisine bağlı kurumlarda içki ikramını yasaklamış olabilir ama böylesine bir kutlamada bence bir ayrıcalık yapılabilmeliydi. Sonuçta her gelenin boğazından zorla içki akıtılsın demiyorum. Ama kokteyl saatinde şıra, boza, limonata içmek istemeyenler için de “Şerefe!” diyebilecekleri bir anlayış olgunluğunu gösterebilmeli böyle önemli bir kurum.
“Şehir Tiyatroları”mız 100’üncü yılında...
Haberin Devamı

