Dünyanın seçimle en uzun süredir yaşamakta olan kurumu; Papalık. Avrupa’nın tarihi üzerinde müthiş bir yaptırımı olan, neredeyse 2 bin senelik bu kurum aynı zamanda bu tarihin hem güzel, hem de en korkunç yüzünü yansıtmış. Birçok Papa, entrikaya, cinayete kurban olmuş, kimileri rüşvet almış, soyulmuş, seks skandalına karışmış, hâtta sergiledikleri vahşetle kendi çağdaşlarını dehşete düşürmüş. İçlerinde kilisede genelev işleten bile olmuş. Papaların en acımasız olduğu zamanlar, kiliseyi, Katoliklik’i korumak adına, en çok tehlike hissettikleri zamanlar olmuş. 1200'lerde Fransa’nın güney batısında yaşayan, Tanrı'nın ve şeytanın dünyayı paylaştığı inancında olan ‘Cathar’ sektinin soykırımı, Katoliklik dışında kalan her inancın işkenceyle, yakılarak cezalandırılmasıyla sınırlı kalmayan vahşet, zaman zaman cadılık, büyücülük, şeytanın elçiliği gibi suçlamalarla Katolikler için bile kâbus yaşatmış.
Brenda Ralph Lewis’in kaleminden ‘Karanlık Tarih: Papalar’ kitabı Papalık tarihi boyunca, papaların bizzat sorumlu olduğu veya Vatikan’dan yönlendirdiği cinayetleri, entrikaları ve tefessüh etmişlikleri okurken beni hayrete düşüren; bu ruhanî liderlerin karakter tahlillerinden ve yaptıklarından ziyade, bu kadar kutsal bir makamın bu kadar tarafsız bir şekilde araştırılıp yazıya dökülmesi oldu. Papaların aziz olabildikleri gibi günahkâr da olabildiklerini anlatırken din adına işlenen günahların, suçların nasıl bir çeşitlilik gösterdiğini de gözler önüne sermiş. Kendi başına büyük bir güç olan papalık kurumunun ve papaların 9’uncu yüzyılda asil ailelerin elinde nasıl oyuncak olduklarını, Kilise üzerinde güç kurmaya kullanan kadınların elinde ‘Fahişeler iktidarı’nın nasıl yaşandığını, kimi papaların, nasıl öldürülüp cezalandırıldığını okurken, iktidar ve gücün insan üzerindeki etkisini Vatikan tarihi gözünden görmek mümkün oldu. Kitabın beslendiği kaynaklardan biri; Roma’ya ve Papa’ya karşı tavır koyan X. Asır Lombard tarihçisi Cremonia Piskoposu Liutprand’un ‘Antopodosis’adlı kitabından alıntı. Liutprand, 886-950 tarihleri arasını şöyle tarif ediyor: “Koşu takımları altından atlara binerler, av bitince zengin masalarda dansçı kızlarla kutlar, sonra fahişeleriyle altın işlemeli ipek çarşaflı yataklarına giderlerdi. Bütün Romalı piskoposlar evliydi ve karıları kendilerine kutsal dini elbiselerden elbise diktirirlerdi.”
Kadavrası yargılanan Papa
Vatikan’ın tarihinde ‘Fahişeler İktidarı’ diye anılan devre damgasını vurmuş olan kadınlardan biri Marozia da annesi Theodora gibi, Roma’nın hükümranları olarak, Vatikan üzerinde hem maddi imkânlarını, hem seks oyunlarını sonuna kadar kullanmış ve yine Liutprand’ın anlatımıyla X. asırda Papalığı ve Papaları yönetmişler. Bu iki iktidar arsızı kadın, uzun yıllar, ardı ardına papanın kim olacağına karar vermiş ve olmasını sağlamışlar. Onlardan önce yine aynı güçlerini kullanıp mutlak hakimiyete oynayan bir kadın da Düşes Agiltrude. Küçük oğlunu Kutsal Roma İmparatoru olarak kutsamasını istediği Papa Formosus’tan ret cevabı alınca onu zehirletmiş ve yerine akıl yoksunu Stephen VII’yi geçirmiş. Ancak, Formosus’a karşı duyduğu nefret hâlâ sakinleşmemiş ve son derece dramatik bir plânı işlemeye koymuş. Yeni Papa Stephen VII. Formossus’un yargılanmasına karar vermiş.
Dokuz ay önce ölmüş ve gömülmüş olan eski Papa tabii ki kendi yokluğunda mahkeme edilemeyeceğinden, Agiltrude’nin dahiyane zekâsıyla mezarından çıkarılmış. Çürümüş ve kefeninin zor bir arada tuttuğu bedenine papalık elbisesi giydirilmiş ve mahkeme salonuna yerleştirilmiş olan tahtına oturtulmuş. Yeni Papa ve kiliseden seçilmiş yardımcı hâkimler karşısında sorgulamaya tabi tutulmuş. Görev yaptığı süreçte işlediği söylenen suçlarla zavallı çürümüş Papa yerine konuşacak on sekiz yaşında bir diyakon görevlendirilmiş. Ruhanî Meclis kadavrayı yargılamayı bitirdiğinde ceza kesilmiş. Stephen’ın emriyle, Formossus’un resmî kıyafetleri çıkarılıp alelâde bir halk adamı kılığı giydirilmiş. Sağ elinin, papalık kutsamasını yapan üçparmağı kesilmiş. 9 aydır ceset olan bir bedenin parmaklarından geriye ne kaldıysa, uygulamayı büyük bir zevkle seyreden Agiltrude’ye teslim edilmiş.
Görevi boyunca açık sözlülüğü, dürüstlüğü ve yardımları ile bilinen Formossus öylesine bir mezara gömülmüş. Ardından o mezarından da çıkarılıp Tiber’e atılmış. Ona saygı duyan bir rahip ve balıkçılar tarafından Tiber’den gizlice çıkarılıp tekrar gömülen bedeni, Stephen’ın öldürülmesiyle seçilen Papa Theodore II tarafından tekrar özel kıyafetleriyle ve olması gerektiği gibi gömülmüş. Ama bir türlü rahat bırakılmayan bedeni on sene sonra bir kez daha Kardinâl Sergius tarafından mahkemeye çıkarılmış ve bu defa başı ve diğer elinin üç parmağı kesilerek yine Tiber’e atılmış... Vahşet saçan, vahşete tâbi tutulan papaların arasında, 2. Dünya Harbi’nde gizlice 860 bin Musevi’nin kurtulmasına yardımcı olan Pius XII gibi, temsil ettiği ruhani göreve gerçek anlamını yükleyenler de var tabii. Önemli olan her birinin kendi doğrusu ve yanlışıyla, çekinmeden anlatılmış olması. Sansürsüz, tehditsiz basılıp okunuyor olabilmesi...
Papalar aziz mi günahkar mı?
Haberin Devamı

