Nermin Bezmen

Nermin Bezmen

-

Minik yürekleri devleştiren projeler

Bugün, belki de uzun yıllardır ilk defa bu kadar yüksek oranda vatandaşımızın sandığa gittiği gün olacak. Çok özel bir Pazar günü yaşayacağız. Neticenin ülkemiz ve vatandaşımız için en aydınlık, en bereketli ve gurur duyulacak günlere kapı açması umudunda bu satırları yazmaktayım.

Şu sıralar, gerek son kitabım ‘Dedem Kurt Seyit&Ben’, gerekse ‘Kurt Seyit&Şura’ dizisi dolayısıyla kâh sohbet, kâh imza için, sürekli yollardayım. Öylesine hızlı ve yoğun bir programla dolaşıyorum ki; bazen sadece birkaç saniye farkla bir sonraki programa yetişebildiğim oluyor. Hep yüreğim ağzımda, hep heyecan ama anlatılamaz bir mutluluk. Yorulduğum, uykusuz kaldığım kadar mutlu oluyorum. Biliyorum ki; emeklerim karşılığını veriyor, bir yerlere, birilerine daha ulaşıyorum. Ruhumdan, yüreğimden, zihnimden geçenleri birileriyle daha paylaşabiliyorum. Yeni fikirler, yeni hayâller, yeni düşler, yeni duygular ve yepyeni umutlarla zenginleşiyorum.

Haberin Devamı


Geçtiğimiz hafta da önce Bursa Kitap Fuarı’nda dört saati bulan okurlarımla buluşma ve imza keyfinin ardından Adana-Mersin-Adana dönencesinde Çukurova Sanat Günleri’nde konuşmacı olarak yer aldıktan sonra TEGV’in bir sosyal sorumluluk projesine katılmak üzere Van’a yol aldım.

Renkli Kalemler’e misafir oldum

TEGV (Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı) ülkemizin 81 noktasında faaliyet gösteren ‘park’larından birinde; Van’da, ‘Okuyorum Oynuyorum’ projesinin parçası ‘Renkli Kalemler’ çalışmasında yer alıp alamayacağımı sorduğu zaman, ne yapıp edip gönülden gönüllü oldum. Çocukların okuyan, anlayan, yaratıcılığını keşfedip geliştiren bireyler olmaları için başlatılan proje, ardından diğer projeleri doğurmuş. ‘Okuyorum Oynuyorum’ projesi sokak tiyatrolarını doğurmuş. Gönüllü tiyatro sanatçıları ile yapılan çalışmalar sonunda minikler vakfın ‘Park’larındaki salonlarda oyunculuklarını sergiliyor. Çocuğun ‘Benim temel yaşam hakkım var!' düşüncesi üzerine sergilenen bu oyunlar çocukların birey olarak kendilerinin farkındalıklarını aşılıyor. Cem Davran, Haluk Bilginer gibi isimlerin gönüllü katılmış olduğu bu projeler, her sene yeni çocuk gruplarına yaşam dersi olmaya devam ediyor. TEGV iki milyon çocuğa ulaşmış. Çocukların not almadığı, birbiriyle kıyaslanıp rekabet ortamı yaratılmayan, gönüllü öğretmenlerle yürütülen projeler tamamen, özgün, özgüvenli, yaratıcı ve ayakları üzerinde sağlam basan nesiller yetiştirmek çabasında.

Gezici tırlar yurdun her yanında

Çocukluğu TEGV’in projeleriyle zenginleşmiş ve hayatlarında başarıyı yakalamış yetişkinlerin çoğu vakıf çalışmalarında gönüllü olarak yer almakta. Maddi veya manevi katkılarıyla, kendi hayatlarını kurtaran düşünce dünyasının yeni büyümekte olanlara da aynı imkânları sağlayabilmesi için el uzatıyorlar.

Bir de ‘Ateş Böceği’ adı altında çalışma alanları var. 24 gezici tır da bu birimlerde çalışan eğitim gönüllüleri bizzat yaşıyor. Van depreminde bu birimler, yıkılan, dağılan perişan şehrin çocukları için kurtarıcı olmuş. ‘Ateş Böcekleri’nin çalışmaları ‘İyi yaşam, sağlıklı yaşam, hijyen, trafik’ gibi konularda gezerek verdiği eğitimlerle, kendisi trafik eğitim projesi başlatmış olan Mercedes’e bile örnek olmuş. Aynı programı uluslararası platforma revize ederek ‘Mobile Kids’ başlığı altında uygulamaya koymuşlar. Yapı Kredi Bankası’nın 2006 yılından beri ana sponsoru olduğu vakfın sadece yüz kırk profesyonel yöneticisine on bini aşkın gönüllü eşlik ediyor. Benim katıldığım ‘Renkli Kalemler’ ise, çocukların bugüne dek öğrendikleri konuları içine alan ve gazeteci olmak yolunda kendilerini ifade yaratıcılığını pekiştiren bir çalışma. Diğer konularda olduğu gibi gönüllü öğretmenler yönlendiriyor ama karar alma mekanizmasının yine çocukların elinde.

Gönüllü olmak dağları da aşırtıyor

Yüzyıl Üniversitesi’nde öğrenci olan gönüllülerden Muhammed Akın, minikleri eğitmek için katıldığı seminerden ‘Bildiklerimi aktarma gücüm arttı' diye bahsederken, yine üniversitede öğrenci olan Ramazan Lüleci zaten öğretmen olmaya hazırlandığı eğitim sürecinde bu programın pratik açısından kazandırdığı zenginliği aktarırken aynen eğittikleri çocuklar kadar heyecanlılar.

Öğretmeni gibi, pırıl pırıl, aydınlık, heyecanlı miniklerle çıkaracakları gazetenin ‘yayın kurulu toplantısı’nda buluştuğumuzda, masanın üzerinde yayılmış günlük gazeteler, haftalık dergiler arasında fotoğraf makineleri, kayıt cihazları, not defterleri ve hazırladıkları soru kağıtları ile üstlendikleri işi ne kadar ciddiye aldıklarını görmek dudaklarıma keyifli bir tebessüm getirdi. Sorularında gazeteci, yazar olmak isteyen ama bunun için de cesaret bekleyen bir incelik vardı. Onları cesaretlendirmek benim için çok kolaydı. Bir kez daha şunu gördüm ki; aslında ülkemizin hangi coğrafyasında yaşanıldığı değil, oraya ne kadar ulaştığımızla ilgili her şey. Gönüllü olmak dağları da aşırtıyor insana, denizleri de... Tüm gençlerimizin ve ülkemizin yolu açık, günleri aydınlık olsun...

DİĞER YENİ YAZILAR