Nermin Bezmen

Nermin Bezmen

-

Gorki’nin casus aşkı

Ülkemizin çok önemli bir dönemeçte kendisi için nasıl bir yaşam tarzı arzu ettiğine dair seçimini yapmakta olduğu bu Pazar gününde seçimin neticelerini beklerken geçen zamana meze olacak bir konu seçtim yazmak için. Gorky ve şaibeli sevgilisi Mura’yı yazdım...

Bugüne dek Gorki ile ilgili okuduğum biyografilerde eksiklik hissederdim. Nina Berberova’nın ‘Moura The Dangereous Life of The Baroness Budberg’ ve Deborah Mc Donald ile Jeremy Dronfield’in ‘A Very Dangereous Woman’ kitaplarını okuduğum zaman Gorki’yi buldum ve Mura’yı tanıdım. Gorki’nin hayatını özel ayrıntılarına kadar veren bu iki kitabın asıl sahibi isimlerinden de belli olacağı gibi Mura. Rus aristokrasisine ve lüks bir hayata gözlerini açan, Kızıl devrimle birlikte kendi güçlerini keşfedip onlarla hayatta kalmayı başarabilen, hakkında anlatılanlara, yazılanlara ve kendisinin anlattıklarına rağmen bir çok sırrıyla beraber ölüp gitmiş çok farklı bir kadın. Gorki’nin tabiriyle “Demir Kadın”. 1892’de doğan Mura diğer Rus çağdaşları gibi; dörtte üçünün mahvının yaşandığı bir neslin kadını. Çarlık döneminin, I’inci Dünya Harbinin, ardından iç harbin yaşattığı kayıplardan sonra kurtulanların da ya etnik sebeplerle, ya da kökenleri ne olursa olsun Ekim Devrimi’ne karşı durdukları için ‘Kızıl Terör’ tarafından yok edildikleri ve Stalin döneminde devrimin en ateşli detekçilerinin, Lenin’le Almanya’dan başlayan ideal birliğine sadık kalmış yoldaşların bile öldürüldükleri bir zaman dilimi bu. Bu gibi süreçleri; devrimin felsefesine inanmış, önemli, saygın, toplumun gözü önünde olan, hâtta varlıklı, paye sahibi isanların daha kolay atlatabileceği, onların sahip oldukları bu ayrıcalıklarla sistemin zulmünden kurtulabileeği sanılır. Tam aksine; Kızıl Devrim’in ardından, devrimi başlatan, yürüten, Çarlık zamanında sürgüne gidip de varını yoğunu devrim davasına harcamış nice askeri, siyasi, politik ismin, nice yazarın, sanatçının sonradan yine devrimin kurbanı olduğu gerçek.

Haberin Devamı

Stalin yılları ise bu kıyımların en acımasızca yapıldığı, sorgusuz, sualsiz, düzmece kumpaslarla hazırlanan suçlamalarla insanların yok edildiği çok vahşi bir dönem. Çok sonradan açılan arşivler, okunabilen anılar, mektuplar gösteriyor ki; hem Moskova’nın gözü önünde olup, hem de hayatını başına gelebileek en az badireyle atlatıp, yatağında eceliyle ölebilmek büyük bir lüksmüş o dönemin Rus vatandaşları için.

Gorki’nin casus aşkı

Doğumundan ölümüne aldığı isimlerle: Barones Maria Ignatievna Zakrevskaya Benckendorff Budberg üstte HG Wells, Maksim Gorki ve yanda HG Wells birlikte görülüyor.

Gorki’nin casus aşkı

Haberin Devamı


Sırları da arşivi ile birlikte yandı gitti

Stalin’le yakın ilişkilerini tutan, Mura’nın daha önceki sevgilisi ve hayatının tek gerçek aşkı Lockhardt Mura’yı iknada büyük rol oynar. Son kez Rusya’ya kabul edildikten sonra tekrar çıkışına izin verilmeyen Gorki’nin son günleridir ama yaşamı halen Stalin’in ellerindedir. Mura özel bir anlaşmayla tekrar İngiltere’ye geri dönebilmek sözüyle Rusya’ya gider. Gorki’nin gizli evraklarıyla dolu çanta yanındadır ve Stalin’le buluşur, Gorki’yi son kez görürve İngiltere’ye döner. Çok geçmez, Gorki ölür ama aslında beklendiği gibi hastalığı sebebiyle değil, zehirlenerek...

Haberin Devamı

Mura 1974 sonbaharında Floransa’da öldüğünde kendi yazışmalarını, notlarını da çoktan yakmıştır. Nina Berberova’nın kendisiyle yaptığı son söyleşide Rusya’ya son gidişini de kabul etmemiştir.

Entelektüel, yazar, tercüman, film sanayiinde, tiyatroda ve televizyonda yapım danışmanı (ki Michael Korda’yla dostluğu diğer bir enteresan öyküdür), sahne ve kostüm tasarımcısı, tarihi araştırmacı, beş lisanda editör, iki kez eş, iki defa anne, büyükanne, üçü çok önemli kişiyle defalarca sevgili ve aslında kim için çalıştığı çözülemeyen casus kadın; Mura, Londra’daki Ortodoks Kilisesindeki cenazesinde hem Rus, hem İngiliz aristokrasisi tarafından uğurlanır. Sırları da yaktığı arşiviyle birlikte onunla gider.

Gorki’nin casus aşkı


Gorki’nin Mura’ya güveni tamdı

Mura, aristokrat geçmişini, ihtilâlde vahşice öldürülen hariciyeci kocasını, korumak için uzaklara gönderdiği iki çocuğunu bir defterde bırakıp, ölümcül açlığa, soğuğa, hastalığa, vatansızlığa, her an yakalanıp öldürülme tehlikesine karşı korkularını kendisini koruyacak kalkana çevimiş bir kadın. Bir zamanlar Çar 2. Nikola’yla sohbet; Kaiser Wilhelm’le dans ederken, sürgün yıllarında onu dünyaya kendi alanlarında büyük iz bırakmış önemli erkeklerin sevgilisi olarak görüyoruz. Önce İngiliz hariciyecisi , casus Sir Robert Bruce Lockhard, sonra on üç sene boyunca Maksim Gorki ve onun ölümünü takiben diğer bir dev yazar H.G. Wells Mura’nın erkeklerinin en önemlileri.

Haberin Devamı

Her zaman kendisine çok yakın bir kaç dostuyla aile gibi yaşayan Gorki’nin resmi tercümanı ve asistanı olarak hayatına giren Mura kısa zamanda zekâsı, beş lisanı ve genel bilgisi, programlama ve zamanı ekonomik kullanabilme yetisi, insanlar üzerindeki tartışılmaz etkisi ile büyük yazarın hayranlığını ve tartışılmaz güvenini kazanır. Sürgüne gittiği zaman bile Sovyetler ile de ilişkisini hiç bitirmeyen, Stalin’le haberleşmeleri devam ederken onun en önemli karar adamlarından birisi olan Yakov Peters’la da ilişkilerinin derecesi hâlâ müşevveş kalan Mura, Gorki’nin devrime verdiği büyük destekten sonra gidişata karşı duruşundan dolayı topun ağzına gelmesiyle ondan desteğini yine esirgemez. Daha önce sevgilisi Lockhardt’la birlikte yakalanıp göz altında tutulmuştur ve nasıl bir anlaşmayla kurtulduğu da tam anlaşılmamıştır.

Gorki’nin casus aşkı

Gençliğinden beri tüberkülozdan muzdarip olan ve zamanla bu sıkıntısına Stalin’in sansürleri ve despotluğu da eklenen Gorki’nin en zor zamanlarında hep yanındadır Mura. Gorki, devrimin hakkıyla can bulabilmesi için Rusya’nın entelektüelini, sanatçısını, yazarını açlıktan, korkudan koruyabilmesi, ısıtabilmesi gerektiğine inanır ve tam aksine, Stalin’in uyguladığı ‘açlık politikası’ ve ülkenin en kıymetli, en iyi yetişmiş insanlarını telef etmesine karşı önce Rusya’da, sürgünden sonra Avrupa’da elinden geleni yapar. Bu konuda en büyük yardmcısı yine Mura’dır. Gorki başka hiç kimseye teslim edilmemek üzere tüm anılarını, kendisine Sovyet’deki yetkililer, sanatçılardan, sürgündeki entelektüellerden gelen tüm mektupları ve onlara cevaplarının kopyalarını Mura’ya teslim eder. Görünen resmi görevi tercümanlık olmasına rağmen hayatı İngiltere, Avrupa ve Rusya arasında kimi izinli, çoğu kaçak, kimi bilinen, kiminin içeriği meçhul yolculuklar ve görüşmelerle geçen Mura, İngiliz, Alman ve Rus üçlü ajanı olmakla suçlanırken Gorki’nin ona bu büyük güveni çok ilgi çekicidir... Haklıdır da. Mura Gorki’yi önce hayranı olduğu dahi bir yazar, sonra asistanı, sevgilisi ve sırdaşı olarak sahiplenmiştir. Ta ki; Stalin uzaktan uzağa kâbusu olan Gorki arşivini eline geçirmek için son tehdidini yapana kadar. Nitekim Gorki’nin oğlu Maksim ve çok yakın dostu Kirov daha çok yeni cinayete kurban gitmiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR