Nermin Bezmen

Nermin Bezmen

-

Gazeteciler miniklerden korkun!

Haberin Devamı

Gazeteci olmak arzusunun ardındaki ilk sebebi böyle dillendirdi Emre: “Bazı gazeteciler doğruları yazmıyorlar. Ben doğruları yazmak için gazeteci olmak istiyorum.” Acı bir cevaptı ama Van’lı miniğimizin hiç düşünmeden, o çocuk dürüstlüğü, sansürsüz ifade tarzı ile dudaklarından dökülen buydu.

Emre, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın, Yapı Kredi Bankası sponsorluğunda gerçekleştirilen eğitim projelerinden, “Renkli kalemler” in minik gazetecilerinden biri. Kıvanç, Pelin, Baver, Berivan, Eftelya, Nazlıcan ve Elif de aynı grupta, gönüllü öğretmenleri ve benim gibi yazım dünyasından koçlarıyla, gazeteci olmanın püf noktalarını öğrenip, araştırmacılığı, röportaj tekniklerini hayata geçiren diğer Van’lı miniklerimiz.

28 Mayıs günü ayların emeği olan gazetelerini okurla buluşturdular. Bu projelerinde pırıl pırıl, doğuyu aydınlatan bu minik devlerle beraber çalışmak ve emeklerinin karşılığını aldıkları mutlu günlerinde onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duydum. Heyecanlarını size anlatamam. Gazeteyi ellerine aldıklarında öylesine kanatlanmışlardı ki; çoğu heyecandan sorularıma cevap veremedi önce. O gün kutlanma ve alkışlanma sebepleri olan ellerinde tuttukları gazete; içeriğini oluşturan tüm konular ve çabalardan daha önemli bir şeyi temsil ediyordu aslında. Birey olarak önemsendiklerini, fark edildiklerini, kendilerine imkân sunmak için birilerinin orada onlarla olduğunu, çabalarının takdir edildiğini, öğrenmenin, sabrın, azmin, emeğin karşılıksız kalmayacağını bizzat ortaya bir ürün çıkarma sürecinde yaşamışlar, daha önce içlerinde saklı, baskılı kalmış öz güvenlerini kazanmışlardı.

“Renkli Kalemler” bu miniklerin hayatında bir milât oldu, bundan eminim. Ama sadece onların değil, projelerinde yanlarında olan bizlerin, gönüllü eğitmenlerin, koçların da. Benim için de Van’ın içinden, dışından, merkezinden, varoşundan kopup gelen miniklerle yaratıcılığın ve emeğin çevresinde el ele tutuşmuş olmak, kendi başına bir okul oldu. Onların, şimdilik, mekânı sınırlı ama hayâlleri engin dünyalarına misafir olmanın, hayatlarında olumlu bir iz bırakabilmenin, ileriye dönük hayâllerini besleyip örnek olmanın, düşlerinin ulaşılabilirliliğini anlatmanın verdiği mutluluk tarifsiz.

Çocuk düşlere ışık tutmak...

TEGV’nın teklifi geldiğinde kendime çalışma alanı olarak özelikle Van yöresini, sosyal sorumluluk çalışmasında uzanabileceğim en uzak coğrafyayı seçmiştim.

Gazetenin hazırlık sürecinde buluştuğum çocuklarla, gazetenin basımından sonra bir araya geldiklerim arasındaki duruş, öz güven ve kendilerini ifade gelişimi fark edilmeyecek gibi değildi. İşin en hoş taraflarından biri de, baştan arzu ve merak duyarak girdikleri bu çalışma onları öylesine mest etmişti ki; hepsi de ileride gazeteci olmak isteğiyle doluydu. Ama “Doğru gazeteci”! Kendileri üniversite öğrencisi olan gönüllü eğitmenleri Ramazan ve Muhammed’in duydukları gurur, gözlerinin ferinde ışıldıyordu.

TEGV’nın Park’ında kış eğitim döneminin kapanma şenliğinde gazeteci miniklerin dışında yüzlerce başka dallarda eğitim görmüş çocuk bir araya geldi o gün. Ailelerin heyecanı, çocuklarınkinden daha az değildi. Konuştuğum ebeveynlerin hepsinin gözlerinde, istisnasız, şu duyguyu, sohbetlerinde şu temayı izledim: “Çocuğumuza bir yol açtınız. Onunla ilgili hayâllerimizde yalnız bırakmadınız bizi.

Çocuğumuzun düşlerine ışık tuttunuz. O bizden daha önemli işler yapabilecek, o bizden daha iyi yaşayabilecek umudunu verdiniz.”

Bir çocuğun elinden tutarken, ardında bazen bir küçük, bazen bir kocaman aileyi de iyiye, güzele doğru yola çıkarabilmek, mutlu ve güvenli kılabilmek ne müthiş bir kazanç.

Ben, gazeteyi okuduktan sonra Yapı Kredi’nin yetkililerinden, “Renkli Kalemler” gazetesinin bu grupça devamının getirilmesi konusunda ricada bulunuyorum. Bu miniklerin heyecanlarını ve şu anda hissettikleri öz güven, yaratıcılıkları ve ürettiklerinden aldıkları doyum yarıda bırakılmamalı.

Bu sekiz çocuğumuz Van’ın çocuk gazetesini çıkarmaya devam etmeliler. Bu çocuklar ne yapmak, ne olmak istediklerini biliyorlar ve Emre’nin gazetedeki satırlarında dediği gibi; “...Bir balığı koşu yarışına sokarsanız onu yeteneksiz ve başarısız görürsünüz.

Ailelerimizden bizleri dinleyip yapmak istediğimiz şeylerde destek olmalarını istiyoruz.”

Aydınlık bir Türkiye için emek veren, gittiği yere aydınlık götüren ve aydınlanma cevherlerini keşfeden her kuruma, herkese şükranla...

DİĞER YENİ YAZILAR