e zamandır gözlerimin önünden akan din adına, Allah adına uygulanan vahşet, dehşet, katliam görüntüleri, adalet adına yapılan adaletsizlikler, suçsuz insanların yaşam haklarının elinden alınması, sanki kocaman bir kanser yarası gibi büyüyerek oturmakta yüreğime. İnsanlığımdan utanıp, insanlığımdan kaçmak ihtiyacını duymakla, insanlıktan başka neye sığınıp hangi kılığa girmem gerektiğini bilememek, ruhumu acıtıyor, beynimi kamaştırıyor.
İşte, hiç bunları yazmak istemediğim için müziğime kaçmak niyetindeydim bu akşam ama “Bayram dolayısıyla baskıya erken gireceğiz” haberiyle yine açtım bilgisayarımı.
Sizlere çok güzel bir bayram yazısı sunmak isterdim bu Pazar sabahında. Gerçek bir senfoni tadında olsun isterdim satırlarım. Kelimelerim sizi alsın, uçursun isterdim. Ama beni affedin. Kurgu olsaydı duygularım, tersini kurar, size yine çok mutlu bir masal yazardım. Gerçekten içim çok acıyor ve kalemim rol yapamıyor.
Bu bayrama çok büyük acılarla ve kendini yıpratarak giriyor İslâm âlemi. Siyasi erk kavgasında, din “Bu nasıl Müslüman? Nasıl Müslümanlık?” denilecek hale getiriliyor. Bayrama çok büyük bir acıyla ve hüzünle giriyor “vatanperverlik” duygusu. “Bu nasıl vatanseverlik, bu nasıl vatansever?” dedirtiyor.
Onun için ben böyle bir bayramı kutlayamıyorum sevgili okurlarım. Eğer bayram böyle olacaksa, hiç olmasın...
Bir buruk bayram
Haberin Devamı

