Ya sabır!

Bir bankta oturmuşluğumuz var. Ne kadar eski, ne kadar yeni hatırlaması güç. Genciz, doğal olarak sabırsızız. Yine de olan olmuş, acele acele de olsa oturup düşünmüşüz. Düşünürken bir çocuk parkına baktığımızı fark etmemişiz bile. O esnada kızlı erkekli renkli ve coşkulu bir biçimde kum havuzunda oynayan bizden daha gençleri seyretmek zihin hücrelerimize iyi gelmiş, kopuk, savruk, diri ve heyecan yüklü cümlelerimizi güçlendirmiş. ‘Bu zindelik harika’ deyivermişiz.

Keyifsiziz ama. Az önce otobüste rastladığımız dünyayı seyretmekten yorulmuş adamın öğütle karışık bizleri azarlaya azarlaya söylediği o cümle aklımızda kalmış. Adamın sözünü ettiğinin ne olduğunu anlayamasak da o cümlede gezinen başkaldırıyı anlamışız anlamasına ama neden bu kadar mutsuz ve üzgün olduğuna akıl sır erdirememişiz.

Dediği neydi diye sormuşuz birbirimize. Ne zaman umurumuzdaymış, ne de büyümek. Kum havuzunda çocuklar şen şakrakmış o sırada. Kum havuzunun ortasındaki kaydıraktan aşağı doğru kaymaktan korkan çok küçük bir kız çocuğuna ‘hadi hadi korkma’ diye cesaret veren daha büyükçe bir başka kızı gördüğümüzde hah deyip hatırlamışız adamın söylediğini. Hah!

Haberin Devamı

***

‘Sakın kimsenin hayatınıza engel olmasına izin vermeyin’ demişti adam. Sesi çok ama çok yorgundu.

Sonrası mı? Sonrasında banklar hızla eskidi, çocukluk ve gençlik tavsadı, kum havuzunun ekibi değişti, kaydırak yenilendi, sonra yine eskidi ve yıllar aktı gitti. Bu cümleyi, o ya da bu şekilde, karşıma çıkan bütün çocuklara, özellikle de kız çocuklarına söyler hale geldim. Dünyayı seyretmekten yorulmuş büyükler hep bunu mu yapıyordu ne!

Yorgun ve sabırsızdım. Hâlâ! H-â-l-â.

Belli ki o noktada Stefan Zweig’ın sözlerini yeniden hatırlamak gerekiyordu. ‘Ülkeyi uykusundan uyandırıp diriltmek için mutlaka bir nesil gerekecek. Ancak bu, tükenmiş o eski nesil olmayacak. Üç günde yepyeni bir dünya yaratmak, insanları zincirlerinden kurtarıp dünya yurttaşı yapmaya heveslenen çok genç nesil de bunu başaramaz. Bunun için adı sanı olmayan, öne atılmak için itişip kakışmayan bireylerden oluşan bir nesil gereklidir. Toplumun sınıflarına ayrılmasına bir son verilmesi, günlük yaşamın yavaş yavaş demokratikleşmesi zorunludur. Yetmiş milyon insanı el çabukluğuyla bir anda altüst etmenin mümkün olduğunu sanan sabırsızlara sabır diliyorum.’

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR