“Şiddet istenir mi? Bu da nereden çıktı; bu ne biçim soru!” diyebilirsiniz. Ancak olaya bir de şu açıdan bakmanızı rica edeceğim:
Bildiğiniz gibi çağımız büyük ideolojilerin tutarlılığını yitirme çağı. Bu yitimi fark etmeyip ısrarla eski günleri anmak bir seçim olabilir tabii ki. Buna karşın teslim etmemiz gereken başka bir durum da mevcut: Mikro-ideolojiler hastalıklı bir biçimde çoğalıyor. Bunun sonucunda da inandırıcı değer yargıları olarak elimizde pek bir şey kalmıyor. Oysa geçtiğimiz yüzyıllarda insanlığın körü körüne itaatten kurtulması gerçek bir umuttu. Bugün gelinen yerin şiddet ve bu şiddetle arınma noktasına varmasına ne demeli peki? Acaba bu yüzden mi gerçekle sanalı, kahramanla kahraman olmayanı, kurguyla kurgu dışı olanı sürekli birbirine karıştırıyoruz?
Biraz daha açmaya çalışayım. Geride bıraktığımız haftayı düşündüğümde kafam üç temel olay etrafında odaklandı: 1) İki çocuk Sniper oyunundan esinlenerek yoldan geçenlere gerçek tüfeklerle ateş açmış ve dehşet yaratmıştı. 2) Yakında “Kurtlar Vadisi Pusu” başlayacaktı. 3) Münevver’in katil zanlısı yakalanmıştı.
Bu üç olayın etrafında gelişen düşüncelerimse şunlar oldu: Hangisi? Sonunda her üçünün de inandırıcı değer hiyerarşileri anlamında birlikte tartışılabileceğini düşündüm. Her üç olayın da gerçekle kurduğu ilişki kafa karıştırıyordu. İki çocuk sanal bir oyunu gerçek hayata taşımış ve insanların yaralanmasına yol açmıştı. Polat Alemdar gibi sanal bir karakter bizim gibi Susurluk’u bol ülkelerin talihsiz yazgılarının bir sonucu olarak mı gerçek bir kahraman diye ilan ediliyordu yoksa? Öte yandan boğazı kesilmiş kadersiz bir genç kızın katil zanlısı olan kişiye “sonuna kadar yanındayız”a varacak sahici destekler yağmasının temel nedeni ne olabilirdi? Bu trajik ve patolojik olayın dizileştirileceği, hatta reyting rekorları kırma ihtimalinin ne olacağını ise sizlerin görüşlerinize bırakıyorum.
Birbiriyle bağlantısız gibi görünen üç durum. Ortak payda şiddet. Şiddetin hatta terörün Türkiye ve dünya üzerindeki kaçınılmaz kârlı etkisi... Derken beyaz ekranın büyüsü. Ve televizyonların karşısında kilitlenişimiz, araya giren yer yer muhafazakâr yer yer pornografik reklamlar...
Hangisi gerçek hangisi değil? Alın size bir soru daha!
Şiddet ensemize bindiğinde!
İçinde silah, uyuşturucu, mafya, cinayet vb. unsurları barındıran şiddet hayatlarımızda olsun mu, olmasın mı?
Haberin Devamı

