Sensiz yıllarda

Geçenlerde “Sensiz Yıllarda” rumuzuyla başlayan bir mektup aldım, uzaklardan

Haberin Devamı

Havalara giremeyeceğim zira direkt bana yazılıp yazılmadığını bile bilmiyorum. Herhangi bir yazıcıdan çıkıp hepinize gönderilmiş de olabilir. Sahi aldınız mı böyle bir mektup? Tek emin olduğum şey şu: 1970 ya da 80’li yıllara atıfta bulunan bir mektup değildi bu; çok yakınımızdaki bir zamanı, 90’lı yılları düşünerek ve sanki birçok insana yazılmış izlenimi veren bir mektuptu.
Aktarıyorum:
Küreselleşen dünyada
ölüm kuyuları
Senin saçlarını çaresizce yağmurlara bırakmaya meylettiğin o yıllarda Türkiye adlı o ülkede tuhaf şeyler oluyordu. Sen yoktun, esasen kimse yoktu, kaybetmiştim seni. Çaresizce taşmıştı gözyaşım, karışmıştı yağmura. Yalnızdım, yalnızdık. Güya fırtına bitmişti. Görünürde öyle bir hava vardı ortada. 80’li yıllardaki portre üç aşağı beş yukarı aynıydı 90’lı yıllarda: Piyasaların ithal malla dolduğu, Yuppilerin ortalığı kavurduğu, yeni işadamları fikrinin yurdu 100 voltluk ampul gibi taçlandıracağı inancının hakim olduğu bir dönemin daha yerleşik bir sürece taşınmasıydı, amaçlanan. Yabancı dil bilmenin piyasalara egemen olacağının aşikâr olduğu, zamanın çok çok değerli bir varlık haline dönüştüğü, tüketim ekonomisinin geleceğin metropollerine doğru yürüdüğü ve bu ivmenin toplumda her anlamda hayata geçtiği yeni bir dönem...
Sensizdik. Ama o yıllarda bile seni unutmadık. Gerçi sen de yalnızdın. Sahi, sen neyi aradın? Aradığını buldun mu? En önemlisi mutlu oldun mu? Dediklerine göre 1990’lı yılların insanları yaşından önce olgunlaşmıştı, etik arıyorlardı. Kalite olmalıydı. Küreselleşen dünya değerleri tepeden tırnağa sindirilmeliydi. Hayata devam etmek için yeterli miydi ?
Neden olmasın?
Belki.
Bir ihtimal.
Bize gelince... Yağmurlu bir geceydi bizi götürdüklerinde. Tıpkı bugün gibi. Karışmıştı isli gözyaşlarım Silopi’nin tozlu yağmuruna. Ve bizleri attıklarında ölüm kuyularına, sonuna kadar sensiz kalacağımı düşünmüştüm.
Dipsiz bir kuyuya iteklenmenin karşılığı ne olabilirdi, Türkiye’de, 90’lı yıllarda? Neye denk düşerdi bu? Gelişmek, küreselleşmek, çağ atlamak? Botaş denilen o yer bunun için midir?
Neden bilmem, o zaman, işte o zaman, sonuna kadar sensiz kalacağımı düşündüm. İnsan kendi sesiyle avunamıyor çünkü, olsa olsa kendi sesiyle sorularında boğuluyor. Ölüp gitse bile, böyle...
Yine de bilmeni isterim ki sensiz yıllarda yaşadım sanma.
Yine de sensiz yıllarda unutmadım seni!
Ve ne tuhaf...Sensiz yıllarda belki arar da sorarsın diye avunmadım da. İnatla seni bekledim, hep bekleyeceğim.
Sen kim miydin? Bir umudumun sende olduğu herkes... Anlıyor musun?

DİĞER YENİ YAZILAR