Aynen aktarıyorum:
“Günümüzde, normal koşullarda yasaları şefler yapmıyor. Yine de genellikle, bir kentin ya da kasabanın başkanının, belediye başkanının, bir ülke liderinin ya da cumhurbaşkanının her şeye karar verebileceğini, istediği yasaları yapabileceğini sanıyoruz. Hiç de öyle değil! Bu liderlerin işi, yasaların herkes tarafından oylanmasını, sonra da bu yasaların uygulanmasını sağlamak!”
Günışığı Kitaplığı içimizi gerçekten de gün ışığıyla dolduran, hedef kitlesi “görünüşte” çocuklar olan pırıltılı ve örnek bir yayınevi. Yukardaki satırlarsa, geçtiğimiz günlerde bu yayınevinin yine çocuklara yönelik “Çıtır çıtır felsefe” dizisinden çıkmış bir kitaptan: Liderler ve Diğerleri. Bu kitap da dahil olmak üzere dizide bütün çocuklarımıza ve hayattaki arayışını sürdüren büyüklerimize faydası olabilecek, dünyamızın asık surat, umutsuzluk, kapkaç ve küfürleşmekle savuşturulamayacak kadar bize ait olduğunu hatırlatabilecek konular mevcut. Başarı ve Başarısızlık, İyi ve Kötü, Özgür Olan ve Olmayan, Cesaret ve Korku gibi karşıtlıklardan yola çıkarak oluşturulan bu ilginç kitapları Sorbonne Üniversitesi profesörlerinden Michel Puech’in danışmanlığında yazar Brigitte Labbe kaleme almış, Jacques Azam resimlemiş. Şimdilerde ise kitaplar Müren Beykan’ın editörlüğü ve Azade Aslan’ın Türkçe’siyle dilimize ulaşmış, keşfedilmeyi bekliyor! Dahası var: Bu dizi, hayattaki en önemli felsefenin kendine karşı dürüst olabilmekle belleğimize “yazıldığını” da hatırlatıyor.
Burada elbette derİn bİr soluk alIyoruz
Yukarıdaki tırnak içindeki sözlerden üstüne alınıp, diyelim ki seçim arifesindeki temcit pilavı repliklerini değiştirebilecek ve nihayet bizleri “fark edebilecek” kaç kişi tanıyoruz? Siz cevabı benden daha iyi biliyorsunuz: Bir elin parmağını geçmez... İşsizlik tavan yapmak üzereyken çoğunu imzaladıkları milyarlık ihalelerin mazlumları, mazbut gecekondularını satıp, ortak olmayı hayal ettikleri gökdelenlerin boynu bükük kadersizleri, mafyanın sarı yüzlü keskin bakışlı mert çocukları ya da mikrofonların önünde bahtsız bir halde “vallahi billahi ve tillahi ben yapmadım, ispatlansın hemen istifa ederim” cümlelerini sarfederken gördüğümüzde neden dudaklarımız uçuklayıp kitleniyor ve mırıltı halinde “Allah’ım bana sabır ver!” deyip, o sırada hidayete ermek, keçileri kaçırmak ya da nalları dikmek istiyoruz... Bu haldeyken aklımızın bir yerinde Aziz Nesin dolanıyor ve bu zatı şahanelere bizim adımıza sesleniyor: “Eferim oğlum Ehmet, sen bu yolda devam et..”
Ehmetler, yılmadan devam ededursun artık biliyoruz ki ölüm de çözüm değil. Son günlerdeki beyaz yaka operasyonu bunu da ispatladı, çok şükür! Hiç değilse ölüyorsun, kira yok, faturalar yok, hastalık yok, sağlık karnesi kuyruklarının işkencesi yok filan derken olan oluyor ve sağlık karneniz sağlık karnesi olalı böyle rezalet görmüyor. Maalesef ölen kişilerin sağlık karnesine ilaç yazan ve bundan rant kapan insanlar var toplumumuzda. Sağlık gibi hassas bir konunun üzerinden cebini dolduran insanlar...
Belli ki bir toplumun mayası kirlenmeye başladığında tepeden aşağı canlı cansız herkes nasipleniyor bundan.
İhaleler yürüyor, dürüstlük hırpanileşiyor, pespayelik baştacı oluyor, sefalet büyüyor. Balık baştan kokuyor, çünkü! E, bunu zaten biliyorduk, biliyoruz.
Oysa...
Yine kitaba dönüyorum:
“... Hiç de öyle değil! Bu liderlerin işi, yasaların herkes tarafından oylanmasını, sonra da bu yasaların uygulanmasını sağlamak!”
Sadece bu.
Liderler
Haberin Devamı

