İzlanda’nın gri külleri modernitenin doğru ve yanlışlarına yağıyor. Kulak asmadan düşüyor kül yağmuru: “Bir varmış bir yokmuş gül gibi perili bir modernite varmış” gerçeğine.
Kesinliklerin çağı denilen o güvenlik şemsiyesine aldırmadan iniyor küller aklar-karalar-karalar ve akların üzerine.
Hani her şey kesindi, bilinendi diye sorarak bütün kesinliği belli rollerin içine sızıyor duman.
Etrafı güvenlik güçleri, telleriyle çevrili bir “site”ye bir kül silsilesi boşalıyor şimdi; o burçları güçlü olduğu inanılan kaleye. Güvenin ve huzurun ta kendisi olan yere. Keskin farkındalık, kendininkinden başka küp tanımayan bıçkın sirke hallerine.
Kül yağıyor şimdi.
Bal gibi ufak çaplı bir felaket senaryosu
Teknik olarak açıklamalar yapılıyor. Cama benzeyen maddeler deniliyor, toz, kum, taş... Uçakların motorlarının durması için mevcut olabilecek hemen her şey mevcut deniliyor bu karışımda. Aerodinamik, hava, direnç kuvvetleri, havalanında sefalet çeken yolcular, ekonomik huzursuzluk ve nicesi birbirine giriyor. Bilimin derin gözünü içinde barındıranlara, iflasın eşiğine geldiğini söyleyenlere, ömürleri havaalanında eksilmiş mağdurlara sözümüz olamaz zaten. Bal gibi ufak çaplı bir felaket senaryosu... Ama yeryüzünün kendine özgü bir lisanı olmadığını da kimse iddia edemez. Bir arkadaşım böyle zamanlarda kendini öfke nöbetleriyle dışarı vurmak isteyen toprağa nasihatlarda bulunduğunu söylediğinde hiç şaşırmamıştım. Toprağa getirdiği öneri “yüzleş” miş.
Ne tuhaf!
Bütün teknolojik gelişmelere rağmen doğadan çıkarabileceğimiz o kadar çok ders var ki. İçimizdeki küllü öfke, küflü kıstırılmışlık, kibir, geride bırakılmışlık hissi ve buna bağlı nefreti kusma noktasına getirmeden açığa vurabiliyorsak ne âlâ. Diyelim ki susmayı tercih ediyoruz. Yaş iş! Onu sonsuza kadar içimizde tutamayacağımız o kadar aşikâr ki!
Çağımızın şartları bunu daha net anlasa ve kesinlik krizlerinden biraz sapabilse bu dünyadaki hemen herkes yüzleşmelerini daha rahat yapabilirdi. Has bir mutluluk vaadi olur muydu bu? Sanmıyorum. Ama külliyen yalan olan birçok engelin içinden kurtulup kendimiz olabilme şansını yakalayabilirdik.
Kül yutmaz
Haberin Devamı

