Koyun can derdinde

Özellikle siyaset arenasında insan malzemesi her zaman kullanılmaya açıktır. Ve elbette kullanıcı açısından tehdit edicidir!

Haberin Devamı

Söz konusu olan malzeme toplumsal dokular tarafından durmadan sağa sola çekiştirilir, şekillendirilip kalıplara dökülmeye çalışılır. Ne tuhaf değil mi, sadece günümüzün değil çok eski çağların hareketidir bu. İnsan hayvanın tekidir, terbiye ve disipline muhtaçtır; elbette bir an önce doğru yola getirilmelidir!
Doğrusu ya, bu konu çerçevesinde epey incindik, alındık tarih boyunca. Ne de olsa insan meselelerinin kırılgan bir yapısı vardır!
Son günlerde kürsü önünden bizlere seslenen insanların sözcük dağarcığına dikkat ediyorsunuzdur. “Hayvan” sadece bunlardan biriydi. Hayvanları sevmediğimizden ya da küçük gördüğümüzden değil; söz konusu zihniyetin bizi güya düşürmeye çalıştığı durumdan ötürü kafamız attı! Teatral bir gösterinin ardından sahnedeki milletvekili saçını başını yolarak “hayvanız biz hayvanız” diye bağırdı. Belli ki kendisini de kullanıma açık bir insan malzemesi olarak görüyordu. Bu sefer açıkça malzeme edilen insan kanıydı.
Sonra farklı bir şey oldu! Bu geleneği bozan bir şey! İnsanı malzeme olmaktan çıkaran bir duruş sergilendi! Aman Allahım! Ünlü bir şovmen çıkıp bize şöyle seslendi: “Koyunsunuz siz koyun!”
Anlamakta zorluk çektik, başta. Ama sonra jetonumuz düştü. Bu bir işaretti! Kesinlikle sarsıcı bir imdi. Yıllar boyunca sunduğu programın o görkemli içeriğine karşı çıkmadığımız için mi bizi böyle tanımlıyordu yoksa? Şaşırmıştık.

Koyunduk ve değişmeliydik

Gerçekten sonuna kadar haklıydı. Biz koyunduk, koyun! Para kazanmak için kendisine mel mel yalvaran insanlar üzerine kurulmuş o program için artık konuşmalıydık. Bir şeyler sarfetmeliydik, iki üç sözcük. “Bu ekranda sergilenen içimizi acıtıyor, biz bu muameleyi hak etmiyoruz” demeliydik.
Haklıydı, koyunduk biz.
Bir gecede dünyalar kadar para kazanmayı hayal ederek değil de şimdiki zamanımızı dünyayı değiştirmek için tasarlamalıydık, artık. Züğürt tesellisinden vazgeçmeliydik. “İnsan bir malzeme değildir ve hiçbir sıfatla katledilmemeli” demeliydik. “Yarışmada sağa sola bulaşık makinesi dağıtmanın seçim propagandasından farkı ne ki?” diye sormalıydık. Formül çok yalındı aslında: Kimisi oy isterdi kimisi rating!
Çok haklıydı çok, koyunduk biz.
Besbelli demokrasinin çoğunluk değil çoğulculuk fikrine inanıldığı için sarfedilmişti bu söz: Koyunlar! Ve besbelli dahası da gelecekti. Duyduklarımıza gerçekten inanamıyorduk. İDO neydi ki! Sütlüce’de yaşanan, emniyet güçlerinin “bastır tazyik” operasyonuna, faili meçhul cinayetlere, küçücük çocukları terör mahkemelerine mahkum eden zihniyete de dur diyebilecektik demek ki. Dahası da vardı: Çocuk ve kadınlar tecavüz mağduru olmayacak, medya ya da televizyon kadın bedenlerini edevat biçiminde vitrinleyerek satış yakalamaya çalışamayacaktı! Artık birilerine göz açtırmama zamanıydı...
Ne kadar haklıydı: Koyunduk. Ve değişmeliydik.
Özgürleşmenin yolu hayır diyebilmekten geçiyordu. Malzeme olarak kullanılmaya hayır!
Ah bir inanabilseydik şuna: Gün olur devran döner! Koyun yağ derdindeki kasaba bakar ve şöyle derdi o zaman: Bu oyun burada biter muhterem kasap kardeşim.

DİĞER YENİ YAZILAR