Kötülüğün sıradanlığı

Haberin Devamı

Türkçeye kazandırılmasına pek sevindiğim ilginç bir kitaptan bahsetmek istiyorum bu hafta sizlere. Türkiye’nin gündeminde iyiden iyiye anlam kazanacak bir yapıt. Geçtiğimiz günlerde Özge Çelik’in Türkçesiyle Metis Yayınları’ndan çıkan “Kötülüğün Sıradanlığı”, ünlü siyasetbilimci Hannah Arendt’in bir SS subayı olan Adolf Eichmann’ın 60’lı yıllarda Arjantin’de yakalandıktan sonra Kudüs’teki yargı sürecindeki izlenimlerini içeriyor. Arendt bu izlenimlerin bir bölümünü yine 60’lı yılların başında The New Yorker’da yayımlamış, ardından kitaplaştırmıştı.

Fantezilerde boğulmak

Kitap o günden bugüne totaliter rejimlerin eşliğinde kötülüğün sıradanlaşması ya da sıradanlaştırılması konusunda bir başyapıt olma özelliğini koruyor. Buradaki sorumuz elbette kötülüğün nasıl sıradanlaşabileceği konusunda odaklaşıyor. İlki daha anlaşılabilir: Bir topluma her türlü kötülüğü yapan insanları bilirsiniz. Zamanın rüzgârları içerisinde günlük dertlerin ve unutmadan kaynaklanan aymazlıkların etkisiyle o insanların o topluma bizzat yaptığı kötülüklerin nasıl sıradanlaşabileceği, “öyle gerekiyordu yaptım, öyle buyurdular eyledim” mantığına indirgendiğini de hatırlıyoruz. Buraya kadar zihnimiz net. Ama bir de işin öteki boyutu var. Yani bu fikirden yola çıkarak suçu ya da masumiyeti bütün bir topluma, halka, gruba mal etme mekanizmasının işlemesi... Kitap boyunca Arendt “ortak suç” ya da “ortak masumiyet” diye bir şey olmadığını bize hatırlatır. Kısacası ne bütün Yahudiler masumdur ne de bütün Almanlar suçlu. “Bütün kediler gridir” gibi bir mantıktan beslenebilecek böylesi bir genelleme sapkın bir düşüncenin ürünüdür.

Arendt bu açmazın içinde siyasi sorumluluğa işaret eder. Bu sorumlulukta hayali (ya da gerçek) bir totaliter rejimi, böylesi bir rejimin dayattığı kuralları kabul etmek yerine şimdiki zamanına ve dolayısıyla geleceğine sahip çıkabilen insan ögesi temeldir. Onun siyasi mesajında dünyada yaşananları etkisizce seyretmek ya da çeşitli eğilimlere (bu eğilimler toplumun hissiyatına göre günbegün, yıldan yıla ya da her on yılda bir değişebilir-bakınız Türkiye) teslim olmak yerine sorumluluk almak vardır: Fanteziler içinde boğulmaktansa gerçeği görebilmek, gerçeğe bakabilmek ve onu tanıyabilmek.

CERRAHPAŞA PREMATÜRE BİRİMİ İÇİN BAĞIŞ KAMPANYASI

Geçen haftaki yazım için bir not: Cerrahpaşa’daki prematüre birimi için bağış kampanyası ’Ziraat Bankası Kızıltoprak Şubesi 1395416-5007 Şartlı bağış hesabı’ olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR