Kim ne kadar özgür?

Vurdumduymazlar? Vurarak sesini duyuranlar? Vurkaçlar?“Özgür olduğun kadar özgürsün” düşüncesini savunanlar?

Haberin Devamı

Kaçanlar? Kovalayanlar?
Salvoyu sevenler mi özgür?
Ya özgürlüğü bir ömür boyu arayanlar?
Kendi özgürlük fikrinde bile özgür olamayanlar?
Özgürlüğünü başkasının özgürlüğüyle sınayanlar?
Çehrelerini, seslerini başkalarının çehreleri ve seslerinden kaçıranlar, sakınanlar?
Güzel cümleler sarf edip, sarf ettikleri cümlenin her sözcüğünde boğulanlar?
Kendini en hakiki sayanlar?
Kendini en hakiki sayanları aşağılayanlar?
Vurup kıranlar?
Kırıp dağılanlar?
Dağılıp toparlayanlar?
Toparladım derken pot üstüne pot kıranlar?
İçerdekiler, dışardakiler
Merkezdekiler, kenardakiler
Muhafazakârlar, liberaller
Benler, ötekiler
Ötekilerin benlerine toslayanlar
Hayatta hiçbir şeye toslamayanlar
Toslamadığını sananlar
Toslamadığına inananlar
Başarılılar, markalar
Hayatı bir gül bahçesi gibi algılayanlar?
Yoktan var edenler?
Bahçevanlar?
Çiçekler?
Otlar?
Vardan yok edenler?
Hıyarlar?
Zerzevatlar?
Önemli şahsiyetler, önemsizler?
VIP’ler, ensesi şişikler, her daim her yerde magazin takılanlar?
Yutanlar; yutturanlar
Hayatı mazgal deliklerinden seyredenler
En derin düşünenler, en sığ dilenenler
Doğulular, Batılılar
Batıklar, doğamayanlar
En sırra kadem basanlar
En alameti farikası bilmem ne olanlar
En enler
Ensizler
Bedensizler
Ruhsuzlar; cinleri tepesinde dolananlar
Çulsuzlar
Yoksunlar
Yoksullar
Vahim durumda olanlar; vahamet arzedenler
Arz edenler, rica edenler, kul köle olanlar, hutbe indirenler
Görünenler, görünmeyenler
Önemsenmeyenler; önemsizleştirilenler
Bilenler; bilmeyenler
Bildiklerini bilmeyenlere anlatanlar
Anlatır gibi yapanlar
Konuşan kafalar
Hiç anlatmayacak olanlar
Susanlar... Çaresizce susanlar.
İç geçirip susanlar.
Kim özgür? Kim değil?

Bu kadar kavram karmaşasını taşıyamadım bu hafta ve Ingeborg Bachmann’ın “Malina”sını tekrar okudum. Bachmann der ki: “Bir gün gelecek insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını unutacaklar. Bir gün gelecek insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar.”

“Yakın Geleceğin Mitosları”, “Süper Kent” gibi kitaplarıyla tanıdığımız J.G. Ballard’ı da kaybettik. Ballard, 2. Dünya Savaşı’nda küçücük bir yaşta tutsak düşmüş ve dünyayı bu tutsaklığın izleriyle kurguladığı yapıtlarıyla bizlere anlatmıştı.
O dünyadan ürkmüştük. Oysa Ballard aslında insanı insana taşımış, bugün yaşamakta olduğumuz dünyayı sezgileriyle çapaksız biçimde betimlemişti.

DİĞER YENİ YAZILAR