Bu Kalp Seni Unutur mu?”yu izlerken aklıma bugünkü gençler düştü. 12 Eylül’le ilgili karşıma ne çıksa şimdiki zamana yansıması “bugünkü gençler” oluyor çoğunlukla. Bir arkadaşım geçenlerde “12 Eylül acıları içimi kanırtıyor, seyredemiyorum” dedi. O acıları o zamana ait hüzünlerle seyrettiğimde bana da aynı şey oluyor. Ama dediğim gibi bugünkü gençleri düşündüğümde sadece 12 Eylül’e değil tarihimize kazınmış bütün acılara bakış açım da değişiyor.
Bu duygunun ana fikri, olaylardan ders çıkarma olabilir mi bilmiyorum. Yok, yok, sanmıyorum. Ama bilir, tanık olursak aynı yanlışların altına imza atmayız duygusu bu. Üstelik sadece darbeler için değil bu söylediklerim. Yaşadığımız bütün yağmalar, yok sayma politikaları ve en önemlisi bu politikaların nihayetinde topluma yansıyan “Boşverrrrrr” duygusu için de geçerli. Ve sanırım şimdiki zamanda düşünmemiz gereken de bu. Bugünkü bananebanane eğilimlerimizin arkasında yatan söylem, cezaevlerinde yaratılan, ardından sokağa yürüyen ve o karanlık sokaklardan evlerimizin içine saklanan korkunun genetiğiyle oynanmış hali, benden söylemesi. Sanatın sanat olmaktan çıkarılması, yazarını unutan okur, okurunu yitiren yazar halleri, siyasetin, hele hukukun bulamaç hale gelmesi ve en beteri acının, yoksulluğun, fitnenin, üçkağıtçılığın kanıksanması.
Dediğim gibi gençlerle ya da genç bir bellekle izlemeye çalışıyorum tüm bu acılı sahneleri. Farklı ya da aşmış biri olduğumdan değil. Sadece kaderime kaynaklanmış yaşam prangalarımdan bezdim artık.
1980’den bu zamana... O zamanlar doğmuş olan çocuklar şimdi büyüdü; hayatlarını kendileri şekillendirecek hale geldi. Ki bu bir yere kadar ayrı konu. Ama çoğu, acıları ve acıların tarihini bilmeden yürüyor hayatın içinde. Bilseler hem kendilerine hem de başkalarına daha şefkatle ve inanarak bakabilir, geçmişi unutma konusunda sabit fikirlere tutunan büyüklerine “Yapma allasen” diyebilirler gibi geliyor bana. Hem gençlerimiz için hem de beynimizde uyuşmaya, ölmeye meyletmiş hücrelerimiz için geçerli bu söylediklerim. Bu yüzden 12 Eylül’le ilgili yapımlara özellikle ihtiyacımız var. Belki bir müddet sonra onunla gerçekten dalga geçebilmeyi de öğreneceğiz. Ama ilk başta o adaletsizliğin gerçek karanlık yüzünü hatırlamamız önemli. Bugünkü siyasi suretlerimizin çoğunda, yaşam reflekslerimizde, kültürel boyutlu kaçış, kovalayış ve saklanışlarımızda hep o ve onun türevlerinin izleri var çünkü... Zira kim ne derse desin en büyük kırılmayı orada yaşadık ve hâlâ orada, o şatafatlı CANYON’da öfke, boşvermişlik, kırılganlık ve seçimsizlikle yaşama konusunda direniyoruz, hep birlikte.
İnat
Haberin Devamı

