Hemen hepimizin kendimizde beğenmeyip örtmeye çalıştığı birtakım özelliklerimiz vardır. Bu kadarla kalsa iyi! Asıl sorun, bu özelliklerimizden kurtulmak için bunları başkalarına maletmeye çalıştığımızda ortaya çıkar. Kısaca, “yansıtma refleksi”dir bu. Hayatta herkesin komplocu olduğunu düşünen bir kişinin aslında baş komplocu olması örneğindeki gibi. Freud ise bildiğiniz gibi bunu seksle açıklar. Der ki seksle çok ilgilendiğini kendine itiraf edemeyen kişi hemen başkalarını seks takıntılı kişiler olarak algılar. Çoğu zaman gülüp geçtiğimiz hallerdir bunlar -ne yazık ki!- Kısaca, küçük yanlışlar ya da sıradan davranışlar olarak ortaya çıkan tavırlar gibi görünürler. Oysa bu belirtiler aslında ruhumuzdaki fırtınaları ele veren, masumiyetten (“masum olan kimdir?” sorusu burada elzem) caniliğe kayabilecek tavırların ipuçlarını da barındırırlar.
Münevver’in trajedisini takip ederken kafamda hep bu gelgit sorular dolanıyordu. “Münevver’in katledilen hayatı hangi tür bilinçaltının hedefi, yansıtması oldu?” diye sorup durdum kendime. Eksik ya da fazla, bir sevginin bir katle dönüşmesinin nedenini bulmaya çalıştım. Ne türden bastırılmış duygular buna neden olmuş olabilir diye... Bir insanı bıçaklamak ve sonra boğazını keserek öldürmek. Buna başkalarının da iştirak etmesi, edebilmesi. Onların bilinçaltları ve bu bilinçaltlarındaki takıntıları yansıtabilecekleri somut bir “beden” bulmuş olmaları! Sonra bu cinayeti ve zanlıyı yürekten destekleyebilenler düştü aklıma. Onların bilinçaltları ve bu olaya yükledikleri anlam; bu anlama mallettikleri ve bu sayede kaçtıkları kendi “kusurları”.
Ve sonra başka haberler gelmeye başladı. En son Adana’da bu türden bir olaya tanık olduk. Bu kez karşımızda Tuğçe vardı. 28 yerinden bıçaklanıyor ve akıbetini hissetmiş biçimde boğazı kesilerek öldürülüyordu!
Medyanın bu konuya eğilmesini son derece önemsiyorum ancak bu faciadan farklı bir tür romantizm yaratılmasına da karşı olduğumu burada ifade etmek durumundayım. Bu böyle olmasaydı Adana’da yaşanan bir diğer facianın repliği içinde dramatik bir arınma ve bu arınmayla karşı tarafı güya var eden “Sen Adana’nın Münevveri olacaksın” olmazdı. Şimdiki endişem bu repliğin tüm şiddeti ve maçoluğuyla farklı illere kaymasından yana.
Bu hafta çocuk edebiyatının nitelikli kalemi Zeynep Cemali’nin hemen ardından değerli bir yazar arkadaşımızı daha kaybettik. Cahide Birgül. Ne güzel kitaplar yazdı Cahide... Gözleri ışıl ışıl gülen güzel kadın sana da güle güle.
Adana’nın Münevver’i
Haberin Devamı

