Pazartesi gecelerinin en sevilen ve Show TV’ye de bol reyting getiren dizilerinden Acı Hayat, İstanbul’un tarihi dokusunu hâlâ koruyan semtlerinden Fener’de çekiliyor. Kenan İmirzalioğlu (Mehmet) ve Selin Demiratar’ın (Nermin) bir türlü kavuşamadıkları hüzün dolu aşk hikâyesinin işlendiği dizi, seyircisini bu semtin sokaklarında gezdiriyor.
Böylece hem İstanbul’da yaşayıp da yolu bir türlü o taraflara düşmeyenlere, hem de diziyi yurdun uzak köşelerinden izleyenlere, dünle bugünü buluşturan Fener’in o tarih kokulu, mistik havasını hissettiriyor.
Dikkatli izleyiciler fark etmişlerdir; Acı Hayat’ın birçok sahnesinde fonda, kırmızı bir kilise görülüyor. Bugün size, o kiliseyi ve içinde yaşanan 900 yıllık bir aşk hikâyesini anlatacağım. Binlerce yıllık İstanbul’un tarih yüklü sandığından, yaşanmış bir acı hayat öyküsü çıkartacağım.
DİZİ SENARYOSU GİBİ
Boyası yüzünden daha çok Kırmızı Kilise adıyla bilinen ibadethanenin bir diğer ismi de Moğol Kilisesi. Bizans İmparatorluğu zamanında, günümüzden 900 yıl önce inşa edilen bir kiliseye, Moğol Kilisesi isminin veriliş hikâyesi, gerçekten de bir dizi senaryosu gibi.
Tarihler, 1264 yılını göstermektedir. Bir zamanlar dünyayı yöneten Bizans İmparatorluğu ise gittikçe küçülmektedir. Dönemin imparatoru 8. Mihael, çareyi doğunun büyük gücü Moğolistan’da arar.
Ve kızı Maria’yı, Moğol İmparatoru Hülâgû’yle evlendirmek için o topraklara yollar. Böylece iki imparatorluk arasında ailevî bir bağ kurulmuş olacak; Bizans da, Moğollar’dan gelen destekle etrafındaki tehlikelerden kurtulacaktır.
Genç kadın yola çıkar. İstanbul’dan oralara gitmek, o yıllar için aylarca süren bir yolculuk demektir. Prenses Maria, ülkesinin kurtuluşu için hiç tanımadığı bir adama gelin gitmektedir. Kötü haber, kafile daha yoldayken gelir. Maria’nin evleneceği Moğol Hanı Hülâgû ölmüştür. Maria ise, geleneklere göre tahta geçen Hülâgû’nün oğlu Abaka Han ile evlenecektir.
Ama şansızlıklar genç kadının peşini bir türlü bırakmaz. Yeni eş adayı Abaka Han da zehirlenerek öldürülür. Maria ise kimseyle aynı yastığa baş koyamadan, geldiği yere yani İstanbul’a geri götürülür.
ACI HAYAT’TAKİ KİLİSE O KİLİSE
İki koca adayını birden peş peşe kaybeden Maria hayata küsmüştür. Kendini dine verir ve adına bir manastır inşa ettirir. Artık dünya işlerinden tamamen elini eteğini çekmiştir. Ömrünün kalan kısmını da, bir rahibe olarak yaşayarak geçirmiştir.
İşte Acı Hayat dizisinin arka planında sık sık karşımıza çıkan o kırmızı bina, kederli Prenses Maria’nın inzivaya çekildiği kilisedir. Ve hem Bizans İmparatorluğu zamanında hem de günümüzde bir ibadethane olarak görevine devam etmektedir.
Kırmızı Kilise, içerisinde 900 yıl önce yaşanmış gerçek bir aşk hikâyesi gizliyor. Eğer İstanbul’daysanız ve bayram ziyaretlerinizi de tamamladıysanız, bugün Fener semtinin sokaklarında bir tur atın. Yaşadığınız şehrin altında yatan müthiş tarihe bir bakın. Ve dünyanın gözünün neden bu sürekli topraklara çevrili olduğu sorusunun yanıtını, uzaklarda değil İstanbul’un kalbinde arayın...
Acı Hayat’ın çekildiği yerde, tam 900 yıllık gerçek bir acı hayat hikâyesi var
Pazartesi gecelerinin en sevilen ve Show TV’ye de bol reyting getiren dizilerinden Acı Hayat, İstanbul’un tarihi dokusunu hâlâ koruyan semtlerinden Fener’de çekiliyor
Haberin Devamı

