Zonguldak’ın ‘Zo’sundan Orhan Pamuk yorumu..

Pes.. Bu kadarı da olmaz.. Ekrana her çıkan, her konuda konuşmak zorunda mı? Televizyonlar bu hale mi geldi..

Haberin Devamı

Pes.. Bu kadarı da olmaz.. Ekrana her çıkan, her konuda konuşmak zorunda mı?

Televizyonlar bu hale mi geldi..

Nobel Edebiyat Ödülü’nü Türkiye’ye getiren Orhan Pamuk’u masaya yatırmışlar, doğruyorlar..

Kimler?

Deniz Akkaya..

Mehmet Ali Erbil..

Ajda Pekkan..

Deniz Akkaya, Orhan Pamuk’un hiçbir kitabını okumamış.. Ekranda açık açık söylüyor.. Dünya okumuş, onlarca ödül vermiş.. Seçici kurul üyeleri bütün gelişimini takip etmiş.. Sonunda Nobel’e layık görmüş.. Deniz Akkaya tek satır bile okumamış..

Okumamış ama yorumluyor..

Çünkü yorum yapmak kolay..

Okumak zor..

Akkaya’ya küçük bir çağrım var.. Bırak şu yorumculuk numaralarını.. Her konuda konuşma merakını.. Büyük laflar ediyormuş pozlarını..

Gel, yol yakınken mankenliğe dön.. Çık podyuma, yürü, olsun bitsin..

Ajda Pekkan’a ne diyelim..

Hani Zonguldak’ın ‘Zo’su diyen şarkıcıya..

Bu da nereden çıktı demeyin.. Anlatayım..

Çarkıfelek adlı yarışma programı vardı ya.. Hani bir harf söylüyorsun, bir kutu açılıyor.. Çıkan harflere bakarak kelimeyi veya cümleyi buluyorsun..

Örneğin ‘s’ diyorsun.. Spiker anlamıyor veya yanlış anlaşılmasın diye bir kez daha soruyor..

Neyin ‘S’si?

Yanıt: Samsun’un ‘S’si..

Ankara’nın ‘A’sı, Nazilli’nin ‘N’si Yozgat’ın ‘Y’si gibi..

Ajda Pekkan ne dedi biliyor musunuz?

Zonguldak’ın ‘Zo’su..

‘Z’ harfini böyle tanımlayan Ajda Pekkan da Orhan Pamuk üzerine yorum yapmaz mı?

Helal olsun dedim..

Abla.. Sen de bırak bu işleri.. Sesin harika.. Çık, güzel güzel aşk şarkıları söyle..

Mehmet Ali Erbil’in de diger iki yorumcudan aşağı kalır yoktu..

Baktım, üç yo.rumcu da olaylardan bihaber.. 1915’te neler olduğunu bildikleri falan yok.. Son günlerde gündeme geldi ya, kulaktan dolma bir şeyler duymuşlar lafı geveleyip duruyorlar..

Gelelim programın sunucusuna..

Derin araştırmalar yaptığını belirtip, Nobel üzerine, edebiyat siyaset ilişkisi üzerine bir konuşma yaptı ki evlere şenlik..

Durumu şöyle anlatayım..

Sunucu diyor ki..

Turgut Reis 21 Ağustos 1565’te Nice’de karaya çıktı..

Ben de diyorum ki..

Turgut Reis değil.. Barbaros Hayrettin..

21 Ağustos değil.. 21 Temmuz..

1565 değil.. 1543..

Nice değil.. Marsilya..

(Alev Alatlı’nın Viva la Muerte kitabından küçük bir alıntı)

Yani..

Neresini düzeltelim ki..

*****

2007 model koalisyonun ilk işaretleri
Şu belli.. İlk seçimde sandıktan koalisyon çıkacak.. Bu kadar kesin ifadeyle nasıl konuşuyorsun diyeceksiniz?

Ne kadar ihtiyatlı davranırsanız davranın, bütün veriler koalisyon diyor..

Bir parti yüzde 43-44 oranında oy alacak ki tek başına iktidarı görsün..

İmkânsız..

Aman, 2002 ile bugünü sakın kıyaslamayın.. O farklı bir durumdu..

2002’de.. Sivil 12 Eylül ihtilali oldu..

Bu kez partilerin kapısına kilit vurulmadı ama beter edildi..

10 milyon seçmen de sisteme küstüğü için sandığa gitmeyince ortaya acayip bir durum çıktı..

İşte yüzde 36 ile tek parti iktidarı böyle bir ortamda doğdu..

Bir daha da olması mümkün değil..

Yüzde 40’ın üstü gerekli..

AKP ile CHP’nin yanında DYP ve MHP de baraj üzerinde oy alırsa; iki değil, üç parti koalisyonu bile çıkabilir.. Çünkü işin içine Güneydoğu’dan gelecek bağımsız adayları da katın.. Onları da bir parti gibi düşünün..

Peki bu ortamdan nasıl bir koalisyon çıkar?

İşte bütün hesaplar bunun üzerine..

En yakın iki parti: AKP ile DYP..

En yakın iki lider: Erdoğan ile Ağar..

O zaman bizi 2007 yılında AKP-DYP iktidarı mı bekliyor?

Olabilir..

Ağar her ne kadar “asla, asla AKP’li koalisyon içinde olmam. Böyle bir şeyi düşünmem” dese bile o günün şartları ne getirir kimse bilemez..

Bu ülkede can düşmanı olan Çiller ile Yılmaz bile koalisyon hükümeti kurmadı mı? Kamuoyu zorladı, istemeye istemeye ortak oldular.. 3.5 ay zor dayandılar..

O zaman anlaşan iki lider ortaklık kurarsa daha iyi değil mi?

Ağar’ın Rize’ye cenazeye gitmesi.. Başbakan’ın ağabeyinin tabutunu Ağar’la birlikte taşıması.. Dün hastaneye kaldırılan Erdoğan’ı ziyaret eden ilk liderin Ağar olması dikkat çekici..

İki lider arasında bir sevgi bağı, bir sempati var, bu belli..

İşte bu yakınlaşmayı görenler bugünden şu yorumu yapıyor..

AKP-DYP iktidarına hazır olun..

DİĞER YENİ YAZILAR