BU maçın yazısı olmaz! Duygusu olur, anlamı olur, hikâyesi olur, geleceğe bırakılacak anısı olur. Bu maçın ancak hüzne karılmış mutluluğu olur. Çocuklarınıza, torunlarınıza “Oradaydım” diyebilecek gezi notlarınız olabilir. Gitmeseniz bile “Şehit ailelerine pişirilecek çorbada tuzum vardı 30 lira verdim bilet aldım” denecek vakar bir tavrı olur.
SAYIN Başkan Orman başta olmak üzere tüm Beşiktaş camiasını tebrik ederim. Vakıa ilgi yeterli bulunmayabilir. Tartışılır düzeyi. Ancak tek yürek olmak ekran başından da evrene gönderilen bir duygu; yetmez ama evet.
COŞKUSUNA, duygusuna evet; hüznüne anmasına evet. Ülke olarak Şifo Mehmet’in jübile maçından bu yana bu tip organizasyonlara meylimiz tartışılır. Zidanelı Fransa’yı 3 bin kişi izledik. Dün geceki 15 bin rakamı bu anlamda hiç de fena değil. Jübile ve yardım maçı türü organizasyonlarda pek iyi değiliz; kuuve fiile dönmüyor.
QUARESMA MUTLU OLDU
MAÇA gelince... Tatsızdı. İlk yarıda Quaresma kendine tahsis edilen topla oynadı, oynattı, şut attı, eğlendi, mutlu oldu, mutlu etti. Sahadaki akıllar da sanki Şehitler Tepesi’ndeydi. Marcelo’nun ön liberoda, Olcay’ın sol bekte oynaması, çift forvet gibi teknik detaylar incelemeye değer olsa da maçın huşusu önüne geçti tüm bunların.
İKİNCİ yarının haberi de ‘daha kötü futbol, biraz daha Kayseri’nin topla oynaması’ üzerineydi. Kupa golcüsü Kerim Frei’ın golüyle Beşiktaş öne geçti, eski Beşiktaşlı Furkan Yaman skoru dengeledi, Beşiktaş’a galibiyeti tartışılan golcü Aboubakar getirdi.

