45 büyüktür 90’dan

Haberin Devamı

Fatih hocanın Semih’siz başlamasının elbette bir nedeni vardır. Ancak bu tercih, defanstaki üç kişinin neredeyse ilk kez bir arada oynaması gibi eksi doğurdu. Hatta kırmızı kartı, hatta üç hocanın atılmasını tekikleyen faktör de bu oldu desek ‘biraz’ abartmış oluruz. G.Saray için kabus gibi geçen bir 20 dakika oldu.

3. dakikadaki golün dışında Muslera, ilk 14 dakika üç yüzde yüz gol pozisyonunu engelledi. Hele-hele 11.48 ile 12.20 arasında yaşanan bir 35 saniye var ki; kabusun da kabusu! 17.15’te ilk kaleye Emre ile şut atan G.Saray, 22.37’de Burak’ın kafa vuruşunun direkten dönmesiyle tam maça ortak oluyordu ki, önce 27.09’da Burhan’ın yüzde yüz gol pozisyonunda arkaya kaçışı (ve Muslera’nın kurtarışı) , ardından da Dany’nin kırmızı kartı planları altüst etti. 36.43’te Burak’ın frikikinin direkten dönmesi ise ikinci şanssızlık oldu.

İkinci yarı Fatih Terim’in atılışının da etkisiyle G.Saray’ın skoru lehine çevirmek için çok büyük mücadele ortaya koydu. 10 kişi 45 dakika, bir çok 11 kişi 90 dakikadan daha büyük oynadı G.Saray. Drogba ve Melo, oyunu değiştirmek için her şeyi yaptılar ve başardılar. Didier, 56.26’daki slalomunun ardından 58.17’de frikik vuruşuyla “bu yarı benim” dedi. 59.05’teki ikinci slalomu, penetresi penaltıyı getirdi.

MELO HARİKAYDI

1-1’in ardından tribünler (iki yardımcı hocanın atılmasına rağmen) maçın içindeydi; onlar da maça ortak oldular. 63.25’te yine Drogba ile ikili oyun neticesinde Amrabat golü kaçırdı. Drogba’nın biraz da şans eseri gelen golünden sonra ikinci direkte Hamit’in ortasına vurduğu nefis kafa maçı getirdi.

Melo harika bir oyun ortaya koydu. Drogba isyan etti, skoru aldı; maçı kazandırdı. Maçın en kritik oyuncularından biri ise ilk 30 dakika 4 net gol pozisyonu kurtaran Muslera’ydı. Şampiyonluk yolunda çok önemli bir engel ‘çok stresli bir 90 dakika’ ile aşıldı; çok çok gergin!

DİĞER YENİ YAZILAR