Başbakan Erdoğan’ın beş bakan (Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay), 300’den fazla iş adamı ve 60’ı aşkın basın mensubuyla çıktığı Çin seferi bugün Şanghay’la sona eriyor.
İlk durak, üç yıl önce Uygur Türkleri ile Çinliler arasında etnik çatışmaların yaşandığı Urumçi’ydi. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti doğrusu hepimizi şaşırttı. Karşımızda modern bir sanayi kenti bulduk. Geniş caddeler, ünlü otel zincirlerinin şubeleri, alışveriş merkezleri, yollarda Mercedes’ler, BMW’ler, Audi’ler. Ve dünya çapında üretim yapan tesisler.
Bunlar Urumçi’nin görünen yüzü. Arka planda ise yıllar boyu Çin yönetiminin asimile etmeye çalıştığı Uygur Türkleri var. Türkiye’ye, Türkler’e ve Erdoğan’a büyük sevgi besliyorlar. Bunu Urumçi’nin Kapalıçarşı’sında açıkça gördük. Tüm engelleme girişimlerine karşın pazar yerinde toplanan kalabalık, Erdoğan’la kucaklaştı. Nitekim Başbakan dün Pekin’de pazar yerinde oluşan tabloyu anlamlı bulduğunu söyledi. ‘Uygur Türkleri’ni kısmen görebildik. Urumçi olumlu olumsuz iz bıraktı’ dedi, ‘Daha güzel günler olur inşallah’ temennisini de ekledi.
İkinci durak Pekin. Çin’in başkentiyle ilgili hafızalarınızda ne varsa silin. Caddelerdeki bisikletler yerlerini çoktan 4X4’lere bırakmış. Alışveriş merkezleri sağlı sollu bulvarları kaplamış. Dev binalar, iş merkezleri müthiş. Görüntü Paris’i, Londra’yı aratmıyor. Ancak şu da var; bölgeler arasında gelişmişlik farkı korkunç, gelir adaletsiz dağılıyor, yolsuzluk ve yoksulluk hâlâ büyük sorun. Evet, Çin ekonomisi rekor hızla büyüyor ama kişi başına gelir Türkiye’nin yarısı kadar.
Pekin’de ilk gün gündem ağırlıklı olarak ekonomiydi. Nükleer işbirliği anlaşması imzalandı, hızlı tren, enerji, savunma sanayii ve uzay teknolojilerinde işbirliği temelleri atıldı.
İkinci güne ise Suriye damga vurdu. Sınırda yaşanan olay bardağı taşırmış. Başbakan sınır ihlalini hazmedemiyor. ‘Kaçan insanları bile sırtından vuruyorlar. Çocuk kadın dinlemiyorlar’ diyor. Sonra ekliyor: ‘Açık sınır ihlali oluştu. Sınır ihlalinde başkaları ne yaparsa Türkiye de sonunda onu yapacaktır. Bu uluslararası hukukun verdiği bir hak. Son değerlendirmeleri yapacağız. Çevre ülkelerle diplomasi devam ediyor. Sonra atılması gereken adımları atacağız.’
Başbakan Suriye sınırında tampon bölge oluşturmaktan mı bahsediyor?
‘Tampon bölge ilanı mı olur, şudur budur kesin bir şey söyleyemem. Suriye rejimi bizi zorlamasın’ diyor özetle.
Erdoğan Çinli muhataplarına Suriye’de yaşananları uzun uzun anlatmış. Çin’in bakışının çok değiştiğini söylüyor. Sırada Rusya var... ‘Suriye’de ne oluyor farkında değiller. Hâlâ teröristle mücadele eden bir rejim gibi görenler var. Anlatıyoruz, ondan sonra ‘haklısınız, görüşelim, birlikte çalışalım’ noktasına geliyorlar’ diyor.
Erdoğan Birleşmiş Milletler’den yeni adım bekliyor. ‘Asli görev BM’nin. Bu adımı talep edeceğiz’... Nitekim Dışişleri Bakanı Davutoğlu durumu G8 zirvesinde liderlere anlatmak için dün geziyi yarıda kesip Ankara’ya döndü. Erdoğan da bu gece yarısı Ankara’da olacak, Cuma günü ise Arap Birliği’ni harekete geçirmek için Suudi Arabistan’a uçacak. Bu sürpriz ziyaretin ardından Erdoğan rotayı Moskova’ya da çevirebilir.
Suriye iyiden iyiye gündemin en sıcak konusu oluyor. Ankara diplomasiyi sonuna kadar zorlayacak. Başbakan, bugüne kadar verdiği hiçbir sözü tutmayan Beşar Esad’ın foyasının iyice ortaya çıktığını, Çin ve Rusya’dan artık eskisi kadar destek görmeyeceğini düşünüyor.
Yüz binlerce mülteciyi kapımıza yığılmış halde bulmamak, daha da kötüsü sıcak bir çatışmanın ortasında kalmamak için Erdoğan’ın haklı çıkmasını diliyoruz.
Uzak Doğu’dan Orta Doğu’ya
Haberin Devamı
