İSPANYA’NIN 2008 Avrupa ve 2010 dünya şampiyonluklarının ardından bu ülkede yaşanan ulusal düzeydeki futbol patlaması bütün ihtişamıyla gözler önüne serildi. İspanya son yıllarda sadece futbolda değil, birçok spor branşında büyük ilerlemeler kaydetti. Basketbolda 2006’da Dünya, 2009’da Avrupa şampiyonu oldu. Gasol kardeşler, Rudy Fernandez, Jose Calderon, Ricky Rubio gibi büyük yıldızları dünya basketbol sahnesine sürmeyi başardılar.
RAFAEL Nadal, şu an tenis dünyasının 1 numaralı yıldızı. Onun yanı sıra Ferrer, Moya, Ferrero, Verdasco gibi birçok ünlü tenisçileri var ve alttan başkaları gelmeye devam ediyor. Formula 1 pilotu Fernando Alonso 2 kez dünya şampiyonu olurken, MotoGP’de de Jorge Lorenzo ve Dani Pedrosa gibi İspanyol sürücüler başa koşuyor. Carlos Sainz yakın zamana kadar ralli dünyasının süperstarıydı. Ülkemizde olmasa da dünyada çok popüler bir spor olan bisiklette klasik Fransa Turu’nu son 4 yıldır hep İspanyollar kazandı. Hentboldan golfe, yelkenden atletizme birçok branşta örnekler var.
1992’DE BAŞLADI
1992 Barcelona Olimpiyatı’yla birlikte başlayan çıkış, ülkenin spor politikasının yansıması. Yıllara dayanan programlı bir çalışma, organizasyon ve emek yatıyor bu başarının ardında. İlk yatırım eğitime yapıldı. Federasyonlar, spor kulüpleri, okullar, üniversiteler ve belediyeler ile yapılan çalışma, sporu tabana yayarken kısa adı ADO olan Olimpik Sporlar Federasyonu arttırılan bir bütçe ile antrenör yetiştirmek için kolları sıvadı. Önce sporcuya değil, eğitmene yatırım yapıldı. Çünkü akademisyen ve eğitimli antrenör olmazsa sporcu da iyi yetişemezdi.
BAŞARI ve başarısızlığın altyapıdan üstyapıya yansımasının doğal sonucu ortada. Milli Takım’da oynayan futbolculardan David Silva, Sergio Ramos, Raul Albiol, Jesus Navas 24; Pique ve Fabregas 23, Pedro 22, Busquets ve Javi Martinez henüz 21 yaşındalar. Casillas, Puyol, Xavi ve Iniesta dahil tüm oyuncular ise en geç 18-20 yaşından itibaren A Milli Takım forması giymeye başladılar.
GENÇLİK AŞISI
REAL Madrid ve Barcelona gibi devler bile altyapıdan yetiştirdiği oyunculara her dönemde şans vermekten çekinmiyor. Casillas 18 yaşından beri Real Madrid’in kalesinde.. Fernando Torres Atletico Madrid formasını ilk kez 17 yaşındayken giydi.19 yaşında A Milli oldu ve Atletico Madrid’de kaptanlığa yükseldi.
UEFA Avrupa Ligi’ni kazanan Atletico Madrid’in direkt oynayan kalecisi De Gea 19, stoperi Dominguez ise sadece 20 yaşında. Sevilla Avrupa’da 2 yıl üstüste fırtına gibi eserken Capel ile Navas henüz 20 yaşında bile değillerdi. Örnekler o kadar çok ve canlı ki.. Tüm kulüpler ve milli takım genç oyunculara güvenip sorumluluk veriyor.
ÇARPICI ÖRNEK...
2004 U-19 (19 yaş altı) Avrupa Şampiyonası’nda Nyon’da finalde karşılaşıp 90+2’de yediğimiz golle kaybettiğimiz İspanya Milli Takımı’ndan Sergio Ramos, Raul Albiol, Soldado ve David Silva uluslararası birer yıldız olurken, bizim o takımızdan A Milli Takım’a tek oyuncu bile çıkmadı. Sadece Trabzonlu Selçuk zorluyor, birçoğu ise Süper Lig seviyesinde bile değil. Oyuncu yetişmesine yetişiyor ancak orada kulüpler 18-19 yaşındaki oyuncuya formayı verirken İspanyollarla alt yaş gruplarında hemen hemen aynı seviyede olan bizimkiler şans bulamayıp, önce köreliyor, sonra da yok oluyor.
‘YERLİ’ ORANI %77
LA Liga’da oynayan futbolcuların %77.1’i İspanyol. %16.7’si Avrupalı ve %6.7’si diğer ülkelerden. Oysa dünyanın 1 numarası sayılan İngiltere Premier Ligi’nde ise İngiliz futbolcu oranı %40’ı bile bulmuyor. Süper Lig’deki kulüplerimizin hepsinin 6+4 kuralını kullanması halinde devşirmeler ve çifte pasaportlular ile birlikte bizdeki oran da fazlasıyla yerlilerin aleyhine. Yabancı sayısının fazla olması her ne kadar kulüplerin lehine gibi gözükse de milli takımlar için aynı şeyi söylemek zor. İngiltere ve İtalya’da ulusal takımların başarısızlığının baş nedeni olarak yabancı sayısının fazlalığı gösteriliyor.
22 YILLIK BAŞKAN
SİYASET sporun içinde değil. Atama, baskı yok. İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Angel Maria Villar, Bask kökenli eski bir futbolcu. Hukuk Fakültesi mezunu, 1988’den beri başkanlık görevini sürdürüyor. Şu istikrara bakın!
SON olarak kişisel gözlemlerime dayanarak İspanyol gençliğinin genel anlamda diğer ülkelerden farkını da ortaya koymak istiyorum. İspanyol gençliği spor, kültür ve sanata düşkün. Uyuşturucu ve şiddet, gençler arasında yaygın değil. Farklı bir hayat görüşleri var. Kapitalizmin ele geçirmediği, paranın tek statü sembolü kabul edilmediği bir dünyada yaşıyorlar. Daha rahat, doğal ve sadeler. Sokaklarda eşofman ve spor ayakkabı ile dolaşıyorlar. Sinemaya ve konsere gidiyorlar, felsefe okuyorlar, tartışıyorlar, spor yapıyorlar. Yeni jenerasyonda İspanya’nın yetiştirdiği dünyaca ünlü sporcuların hemen hemen tamamı bu profile uyuyor.
KATALAN’I, Bask’ı, Endülüslü’sü, Galiçyalı’sı, Valencialı’sı, Kastilyalı’sı ve Asturyalı’sı farklı diller konuşup farklı etnik kökenlere sahip olsa da İspanyol Milli Takımı çatısında birlikte uyumlu bir şekilde forma giyebiliyor. Spor alanlarındaki bu birliktelik de İspanya’nın başarısını sağlayan önemli bir faktör.
UZUN lafın kısası İspanya’nın spordaki patlaması devlet politikasıyla oluşturulan bir modelin sonucu. 15-20 yıllık plan-bütçe-organizasyon- çalışma ekseninden çıkan bir tablo bu. Bu patlamayı Xavi-Iniesta’ya indirgemek hata olur. İspanya bir spor ülkesi ve bu modelle zirvede dolaşmaya devam edecektir.
İngiltere’nin ‘19’ katı başarısı var
SIKI durun! U-16 ve U-21 yaş grupları arasında , İspanya’nın UEFA ve FIFA turnuvalarında genç milli takımlar seviyesinde 1998’den beri kazandığı dünya ve Avrupa şampiyonluğu sayısı toplam 19.. İngiltere’nin aynı altyapı turnuvalarında kazandığı şampiyonluk ise sadece 1.
Sporcular ‘dünyaları’ kazanıyor
İSPANYA tüm sporlarda altın çağını yaşarken sporcuların kazandıkları paralar dudak uçuklatıyor. F1 pilotu Alonso yıllık 30.5 milyon dolarla zirvede yer alırken tenisin 1 numarası Nadal 20 milyon kazanıyor. NBA yıldızlarında ise durum şöyle: P.Gasol 16.5 milyon, Calderon 8.2 milyon dolar.
Lisanslı hoca sayısı tam 14860
Yani Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İngiltere ve Türkiye’nin toplamı kadar.. İşte mucizenin sırrı da burada.
RAKAMLAR çok çarpıcı. Mesela futbol antrenörü eğitiminde ve toplam kalifiye eğitmen sayısında İspanya diğer Avrupa ülkelerine fark atıyor. İspanya’da UEFA’nın A ve pro-lisansına sahip toplam 14860 futbol antrenörü var. Bu rakam Almanya’da 6570, Fransa’da 2588, İtalya’da 1810, Hollanda’da 1137, İngiltere’de ise sadece 1010..
TÜRKİYE’DE UEFA A lisansına sahip antrenör sayısı 206 iken pro-lisanslı 26 teknik adam var. TFF A lisansı sahibi teknik adam sayısı ise 2931. İspanya, antrenörlüğün en üst seviyesi olan pro-lisansı 750 saatlik eğitim sonrası verirken bu süre İngiltere’de 245 saat.
Şampiyonun şifresi
Haberin Devamı

