'GÜNEŞ KANUNLARI' YÖNETİCİLER İÇİN DE GEÇERLİYDİ:
'Kampta 1 geceden fazla kalamazsınız'
Çaycısından-masörüne tavizsiz ve disiplin içinde geçen sezon başı kampının tek amacı çok çalışmaktı. Hocanın katı tavrı nedeniyle çatlak sesler çıkıyordu.
ŞENOL Güneş yılların verdiği tecrübe ile hazırlık kampının fizik, teknik, taktik ve takımdaşlık duygusu açısından çok önemli olduğunu biliyordu. İşi sıkı tutacak, oyuncuları yeni sezona güçlü bir şekilde hazırlayacaktı.
ALMANYA ve Avusturya kamplarında Şenol Güneş kanunları ‘Demokles’in Kılıcı’ gibi kendini ilk günden itibaren göstermeye başladı. Katı disiplin anlayışı ve ciddiyet oyuncuları, personeli ve bazı yöneticileri şaşırttı, hatta rahatsız etti.
ŞENOL Hoca kampta kimsenin kalmasını istemiyordu. Yöneticiler bile 1 geceden fazla kampta kalamadı. Çaycısından-masörüne tavizsiz ve disiplin içinde geçen kampın tek amacı çalışmak, çok çalışmaktı...
FAZLA detaya girmeden açıkça belirtelim: Bazı oyuncular, yöneticiler ve personel Şenol Hoca’nın kurallarından ve katı tavrından şikâyetçiydi. Kulüpte çatlak sesler yükselmeye başlamıştı. Takımda Biliç döneminden farklı olarak bir ‘sıkıyönetim’ rüzgarı esiyordu. Bu durum bir hoşnutsuzluk yaratmıştı.
ÇALIŞAN OYNAR MESAJI
YENİ teknik ekipte yer alan İspanyol kondisyoner Miguel Peiro, kamp döneminde adeta futbolcuların pestilini çıkarıyordu. Ağır antrenmanlarla geçen hazırlık döneminde oynanan maçlarda Şenol Hoca ideal 11 yerine farklı kadrolar ile arayış içindeydi. Böylece kadrodaki tüm futbolculara “Siz bu takımın bir parçasısınız, formayı siz alacaksınız. Çalışan oynar” mesajını verdi.
STURM Graz, Lille, Nice ve Olympiakos gibi takımlara karşı maç kazanmadan geçen hazırlık kampındaki oyun aslında beklentilerin altındaydı. Fakat bu maçlarda sahada ideal 11 hiç oynamadı. Ağır antrenmanlarla geçen kamp dönemi Şenol Güneş için bir gözlem aşamasıydı. Kafasındaki 11’i yavaş yavaş şekillendiriyordu.
1.HAFTA / MERSİN İY
Cenk Gomez'le rekabete hazır
BİR parantez Cenk Tosun için açalım. Genç santrfor tatil dönemini fizik ve teknik ağırlıklı bir çalışma temposuyla geçirmişti. Almanya’da bireysel antrenör eşliğinde çalışmış ve fiziksel olarak tüm eksiklerini gidermişti. Yeni sezonda Mario Gomez ile forma rekabetine girmeye hazırdı.
LİGİN ilk maçı Mersin deplasmanındaydı. An itibarı ile Mersin geçen yılın 7.’si ve henüz sorunlarla boğuşan bir takım görüntüsünde değildi. Beşiktaş, sıcak hava ve rezil bir zemine rağmen harika bir oyun ile Mersin karşısında 5-2 kazandı. Cenk Tosun’un hat-trick yaptığı maçta siyah-beyazlılar sezon boyunca nasıl bir futbol oynayacağının da sinyallerini vermiş oldu.
2.HAFTA / TRABZON
Daha 2. haftada merhaba yenildi
FİZİKSEL olarak hazır olmayan Gomez, Mersin maçının son 15 dakikasında forma giydi. Şenol Güneş %100 hazır olmadan Alman santrforu oynatmak niyetinde değildi. Ligin 2. maçı Olimpiyat Stadı’nda Trabzon’laydı. Quaresma’nın kırmızı kart gördüğü maçın son 30 dakikasını 1 kişi eksik oynayan Beşiktaş sahadan 2-1’lik yenilgiyle ayrılıyor ve mağlubiyetle henüz 2. haftada tanışıyordu.
3.HAFTA / G.ANTEP
Bambaşka bir Oğuzhan
3. haftadaki G.Antep deplasmanında ilk 11 ile tanışan Gomez’e rağmen golü bulmak için 76 dakika bekleyen Beşiktaş, Oğuzhan-Kerim ve Cenk’in yıldızlaştığı maçı 4-0 kazanarak yüreklere su serpti. Oğuzhan attığı frikik golüyle kilidi açan isim olmuştu. Bu sezon bambaşka bir Oğuzhan vardı...
4. HAFTA / BAŞAKŞEHİR
Mario'nun ilk resitali
4. hafta Başakşehir gibi güçlü bir rakip karşısında Mario Gomez’in ilk resitalini izledik. Alman futbolcu, 2 güzel golle maçın yıldızı olurken siyah-beyazlı ekip çok pozisyona girdiği maçta oynadığı futbolla büyük beğeni topladı.
5. hafta G.Birliği deplasmanından 1-1 ile dönen Beşiktaş baskılı oyununa rağmen istediğini alamamıştı.
6. HAFTA / F.BAHÇE
Nihayet derbi zaferi
Beşiktaş’ın 6. haftada F.Bahçe karşısında elde ettiği galibiyet aynı zamanda önemli bir eşiğin aşılması anlamını taşıyordu
6. hafta Olimpiyat Stadı’nda F.Bahçe derbisi vardı. Son 2 sezon ezeli rakipleri ile oynadığı 8 maçta tek bir galibiyet alamayan, hatta bir sezon önce derbilerde gol sevinci bile yaşayamayan Beşiktaş’ın derbi sendromu acaba son bulacak mıydı?
MAÇA tutuk başlayan Kartal, Kjaer’nın kendi kalesine ve ardından Gomez’in golleriyle 2-0’ı bulsa da Tosic’in kendi kalesine attığı golle devreye 2-1 girmişti. F.Bahçe, maça yedek başlayan Van Persie ile 2-2’yi yakalarken Gomez, Gökhan Töre’nin asistiyle bir kez daha sahneye çıkıyor ve Beşiktaş sahadan 3 puanla ayrılıyordu.
BU sadece bir galibiyet değil, ayrıca Beşiktaş’ın önemli bir eşiği geçmesi anlamına geliyordu. Uzun bir aradan sonra bir derbi zaferi gelmiş, üstelik dünya çapında bir golcü bu maça damga vurmuştu.
TARAFTAR ve camia bu galibiyetin ardından şampiyonluğa ilk kez bu kadar çok inandı. Beşiktaş 6. haftayı lider kapatıyordu...
8. HAFTA / Ç.RİZE
Ve Quaresma geri döndü
ARDINDAN Eskişehir deplasmanında gol kaçırma rekoru ile elde edilen 2-1’lik zafer ve 8. hafta Başakşehir’deki ilk Çaykur Rize maçı.
ŞAMPİYONLUK öyküsünün önemli halkalarından birisi de Başakşehir Kulübü’nün kapılarını Beşiktaş’a açmasıydı. Olimpiyat eziyetinden kurtulan siyah-beyazlılar, yeni
evinde Rizespor’u çok pozisyona girdiği maçta 1-0 yendi. Bir önceki hafta Gomez’e gol attıran Quaresma bu kez galibiyeti getiren gole imza atmıştı. Q17 de geri dönmüştü...
11. HAFTA / BURSA
Kötü oyunlada kazanan takım
ETO’O’LU Antalyaspor karşısında 5-1 ile deplasmanda adeta şov yapan siyah-beyazlılar, 9. haftayı 22 puan ile G.Saray ve F.Bahçe’nin 4 puan önünde lider kapattı. Taraflı tarafsız tüm medya Beşiktaş’ın futboluna övgüler yağdırıyordu. Takım ritmini bulmuştu. Fakat ekim ayı sonu ve kasımda Avrupa Ligi ile çakışan maç takvimi Beşiktaş’ı zorlamaya başladı.
KASIMPAŞA ile 3-3 berabere kalan Beşiktaş, kötü oynadığı maçta Bursaspor’u son saniyede Oğuzhan’ın golüyle 1-0 yendi. Bu galibiyet şampiyonluk yarışında ileriki günler için büyük önem taşıyordu. Sadece puan olarak değil; psikolojik olarak da “Kötü oynayarak da kazanan” bir takım olmak zirve yarışı için olmazsa olmazdı...
13. HAFTA / KAYSERİ
Sosa'nın doğuşu
13. hafta Akhisar karşısında Fatih Terim Stadı’nda alınan 2-0’lık yenilgi ve ardından Kayseri’de olumsuz bir oyunla kazanılan 2-1’lik maç. Bir başka keskin viraj kötü oyuna rağmen dönülmüştü. Bu maçın anlamı ise şuydu: Sosa 1 gol, 1 asist ile galibiyeti getirmişti ve Kayseri, Arjantinli’nin çıkışının başlangıcıydı. Şampiyonluğun mimarlarından Sosa bir daha hiç inmemek üzere o maçla birlikte yükselmeye başladı.
15. HAFTA / G.SARAY
Kartal, Aslan’ı yarış dışına itti
SOSA’NIN şampiyonluk yarışında devreye girdiği Kayseri maçının ardından G.Saray derbisi vardı. Beşiktaş, hafta içinde Portekiz’de Sporting’e 3-1 yenilmiş ve son haftaya avantajlı girmesine rağmen Avrupa’ya veda etmişti. Eleştiri okları kaleci Tolga’ya yönelmişti.
(O tarihte ben Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda önemli bir yükten kurtulduğunu savunmuştum. Lakin çok geniş olmayan bu kadroyla hem ligi hem de Avrupa’yı bir arada götürmek olanaksızdı.)
15. haftada oynanan derbi öncesinde Beşiktaş, G.Saray’ın 6 puan önündeydi. Mustafa Denizli ile yeni bir ivme arayan sarı-kırmızılılar kazanırsa tekrar yarışa ortak olacak; kaybederse fark 9’a çıkacaktı.
TOLGA’NIN yerine kalede Günay ile başlayan Beşiktaş üstün oyununa rağmen golü bulamadı. 0-0 biten devrenin ardından Beşiktaş ceza alanına bile gelmekte güçlük çeken G.Saray, kaleci Günay’ın orta sahaya çıkıp ıskaladığı topu Sneijder’in 40 metreden ağlara yollamasıyla öne geçti. Fakat Gomez gecikmeden ceza alanı dışından attığı golle yanıt verirken Gökhan Töre’nin de girmesiyle rakip kaleye iyice yüklenen Beşiktaş, bu oyuncunun attığı golle derbiyi 2-1 kazandı.
Bir başka derbi daha kazanılmış ve G.Saray yarış dışı kalmıştı. Beşiktaş, Sporting karşılaşmasının kara bulutlarını dağıtmış yoluna emin adımlar ile ilerliyordu.
YARIN:Devre arasına giriş ve ocak kampı, Ersan Gülüm’ün Çin’e gidişi ve ara transferler