DÜNKÜ maçın öngörüsünde agresif ve baskılı oynamamız gerektiğini, oyunu tempo oyununa dönüştürmemizin şart olduğunu vurgulamıştım. Bizi bekleyen en büyük tehlikenin de durağan ve yavaş oynamak olduğunu yazmıştım. Karşılaşmanın ilk yarısı maalesef aynen böyle geçti. Çöpe atılan bir 45 dakika.. Mehmet Topal oyuna hiç katılmadı, Emre Belözoğlu savunmanın çok önünde kaldı. Hücumda da Arda Turan dışında herkes çok statikti. Alanı daraltamadık, oyunu çok geniş mesafede oynadık.
İLERİDE sadece Marica’yı bırakan Romenler’i tam 6 kişiyle bekledik. Topu kanatlara indirdiğimiz zaman da cezaalanına oyuncu sokamadık. Romenler ilk yarı 2-3 kez alan buldu ancak sadece 1 tanesinde Volkan hatalı çıkışında gole ulaştılar. İlk yarıda biraz Hasan Ali dışında iyi oynayan oyuncumuz yoktu. 2. yarıda oyunu hızlandırmaya çalıştık ama kötü gününde olan Emre Belözoğlu’nun ve yanında oynayan Mehmet Topal’ın katkısı çok sınırlı kalınca herşey Arda Turan’ın becerisine kaldı.
2. yarının başında Romanya net fırsatlardan yararlanamazken 63’te de çok net bir fırsatı daha kaçırdı. Oysa biz heyecanlanacağımız ilk pozisyonu 76’da Arda’yla bulduk. Hamit’in ismi var ama kendisi yok. O kadar etkisiz ki Abdullah Avcı ondan bir şey beklemekte çok sabırlı davrandı.
BÜYÜK YARA ALDIK
MİLLİ Takım önde gayretli ve istekliydi. Ancak çizgiye inemedik, şut atamadık. Bu yenilgiyle Dünya Kupası yolunda yara aldık. Bazı oyuncuların Milli Takım forması için çok abartıldığını ve bu seviyede olmadıklarını görebiliyoruz. Bunlardan birisi de Sercan Sararer.
BU mağlubiyet Romanya’yla deplasmanda oynayacağımız karşılaşmayı da hesaba katarsak işimizi çok zorlaştırdı. Hasan Ali iyi oynadı, Arda Turan kalitesinin altında kalmasına rağmen gayretliydi. Onun dışında iyi oynayan futbolcumuz yoktu.. Romenler’de ise Marica bir santrforun nasıl oynaması gerektiğini herkese gösterdi.
İKİNCİ yarıda verdiğimiz inanılmaz pozisyonlar ve geniş alanlarda rakibimiz Romanya’nın 2. golü bulamaması en büyük şansımızdı.
Olmuyor, olacak gibi de değil!
Haberin Devamı

