G.SARAY’IN son hedefi olan Türkiye Kupası’ndan elenmesi mi?
- BÖYLESİNE muhteşem ve görkemli bir stadyumda önümüzdeki yıl Avrupa maçı oynayamayacak olması mı?
- PARA verip gidilen veya ekran başında oturulup seyredilen bir karşılaşmada keyifle izlenecek tek bir yaratıcı-yetenekli oyuncusunun olmaması mı?
- 5. ve 3’üncü bitirilen iki sezonun ardından bomboş ve kupasız geçen, hatta tek bir derbi galibiyetinin veya heyecan veren bir tek maçın bile olmadığı sezon mu?
- ÖNÜMÜZDEKİ yıl için de umut vermeyen futbolcu topluluğundan ve teknik direktörden oluşan kadro mu?
- PARÇALANMIŞ, bölünmüş, çatlamış yönetimin göreve hâlâ devam etmesi mi?
- SADECE 2 tane ikinci lig takımını yenerek başka bir şey yapmadan bir şekilde çeyrek finale gelinen ve 3-2 kaybedilen maçın rövanşında bile futbol adına ortaya hiçbir şey koyamamak mı?
KOSKOCA G.Saray ve milyonlarca sarı-kırmızılı taraftar ne yazık ki bunları yaşıyor, bunları konuşuyor ve hâlâ bir sessizlik var. Herkes birbirine bakıyor. Birilerinin birşey yapmasını bekliyor. Artık deniz bitti.
BİR futbol takımı kötü oynar, elbette maç kaybeder, zor günler yaşar. Bir spor kulübü darboğazda olabilir. Kötü günler yaşayabilir. Ama bu kadar göstere göstere , bağıra bağıra yaşanmaz bu tip şeyler.
3-2’LİK ilk karşılaşmanın ardından 2 takım da kontrollü oyunu tercih etti. G.Saray sadece duran toptan ve ilk yarı bir kez kontrataktan Milan Baros ile pozisyon buldu. Son 20 dakikada alınan risk ve Gaziantepspor’un 1-9-1 tarzı futbolu Cimbom’u tura yaklaştırdı. Tüm arzusu ve isteğine rağmen G.Saray ancak bu kadar üretebildi. Düşündürücü olan maalesef budur.
G.SARAY devre arasında 5 oyuncu aldı. Hiç almasa daha mı iyi olurdu ? Veya ne değişirdi? Bunlar tartışılır. Şu Kazım Kazım’ı, şu Stancu’yu, Robinson Zapata’yı gördükten sonra yazık G.Saray kulübünün parasına...
BUGÜNLER, bu sezon bitti. Kimse endişe etmesin. Yarın için, G.Saray’ı ayağa kaldırabilmek için bu camiada gerekli akıl ve vizyon var. Yeter ki hayata geçmek için hareket etsinler.

