MARADONA futbolcuyken bir dahiydi, bir sanatçıydı, tüm zamanların en iyisiydi. Tarifi imkansız, başka bir şeydi. Ancak teknik adamlık bambaşka bir şey. Amatör düzeyde futbol oynamış bir Mourinho, bir Benitez, Maradona’dan veya Zico’dan daha iyi teknik adam olabiliyor. Önemli olan eldeki kısıtlı imkânlarla maksimumu ortaya koyabilmek. Fakat Maradona maksimum imkânlarıyla minimumu ortaya koyarak zoru başarıyor.
SAHADAKİ 11’iyle, yedek kulübesiyle, kadro kalitesi açısından Arjantin sadece İspanya ile mukayese edilebilir. Öyle ki bırakın diğerlerini sadece Di Maria’nın bonservis bedeli tüm Güney Kore takımını ikiye katlıyor. Bu kadrodan çok daha kollektif, dengeli ve organize bir oyun çıkmalı. Arjantin ilk yarıda terlemeden 2-0’ı buldu. Erken gelen gollerin rahatlığıyla tempoyu yükseltmeye gerek duymadılar. Demichelis’in bireysel hatasıyla gelen G.Kore golü rakibi umutlandırsa da genel anlamda Arjantin topun peşinden koşan değil, topu koşturan takımdı. Gerek Nijerya gerekse de G.Kore, Arjantin kalibresinde değil. Soru şu: Daha ciddi ve kaliteli rakipler karşısında bu orta saha kurgusunda Arjantin sorun yaşar mı?
2-1’KEN 2. yarının ortalarında temposu düşen ve hatta maçı tehlikeye sokan Tangocular’ın imdadına Messi ve Agüero’nun bireysel yetenekleriyle hazırladığı pozisyonlar ve Higuain’in bitiriciliği yetişti. Böylece Arjantin farklı galibiyetle 2. turu garantiledi. Maradona, Messi’yi kendisinin oynadığı pozisyonda, yani iki forvetin arkasında değerlendiriyor. Messi yine etkili ancak Barcelona’daki kadar değil. Farklı bir pozisyonda forvet olarak topla buluşsa kanımca daha da verimli olur. Katı, dirençli ve daha güçlü savunmalar karşısında bu pozisyonda etkinliği azabilir. Her şeye rağmen turnuvada diğer favorileri de göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yaparsak Arjantin, Almanya ile birlikte en iyi görüntü veren iki takımdan biri. Ancak daha fazlasını yapabilecek potansiyelleri var.
Daha iyi olabilirler
Haberin Devamı

