Beşiktaş'ı yine önemli bir transfer dönemi bekliyor. Sezon öncesi alınan 11 oyuncudan Tolga, Hutchinson ve Serdar hariç ilk 11’de düzenli olarak oynayan yok. Gökhan Töre ve Motta ise kiralık.
Görünen o ki, Fernandes büyük bir olasılıkla takımdan ayrılacak. Transferde ilk öncelik yüksek kaliteye sahip, kazanmayı bilen, deneyimli ve usta bir orta alan oyuncusu.
Burada rehber olması gereken en önemli kriter şu: Türkiye Ligi’nin üzerindeki 3-5 ligden, Şampiyonlar Ligi seviyesinde yıllarca oynamış, iş ahlâkı yüksek, istikrarlı bir futbolcu tercih edilmeli. Şöhretli ve spektaküler bir isimden ziyade en önemli parametreler bunlar. Kazanmak isteyen ve aidiyet duygusu ile hareket edecek, sorumluluk sahibi bir futbolcu. “Kim olmalı?” değil asıl önemli olan “Kim olmamalı?”
Beşiktaş'ın, yıllarca olup-olmayacağı belli olmayan genç futbolculardan; sadece ucuz ve yerli diye yapılan gereksiz transferlerden veya başarıya, paraya, şöhrete doymuş yıldız bozuntularından yeterince ağzı yandı. Bu kez nokta atışı yapmak şart.
Bugün Fernandes yarın Almeida...
Fernandes krizi sezon başlamadan çözülmeliydi. Artık düğüm oldu. Yarın aynısı Almeida’da yaşanacak. Dünya Kupası’ndan sonra Almeida bedava gidecek. Sonra Beşiktaş santrfor arayacak. Önemli olan yumurta kapıya dayanmadan planlama yapmak. “Almeida giderse gitsin. Daha iyisini buluruz” yaklaşımı gerçekçi değil. Genel istatistiği her 2 maçta 1 gol atan Portekiz Milli Takımı santrforu. Beşiktaş’ın Avrupa transfer pazarındaki en değerli oyuncusu. Bu ekonomik koşullarla, Türkiye’ye uluslararası düzeyde daha iyisini getireceğini iddia etmek hayâlcilik olur.
Beşiktaş yıldızları yönetemiyor. Eskiden beri böyle. Büyük bir havayla gelen kariyerli isimler kötü yönetilerek önce verimsizleştiriliyor sonra da itibarsızlaştırılıyor. Yıldız oyuncuyu transfer etmek kadar yönetmek, verim alabilmek ve korumak da önemli.
Beşiktaş-Kasımpaşa krizi
Türk futbolunda sürekli bir kavga, huzursuzluk ve kaos ortamı var. Bu gidiş ile de düzelmeyecek. TFF’yi her yaşanandan sorumlu tutmak işin kolayı. Çifte standartlı kararlardan ve otorite eksikliğinden dolayı biz de eleştiriyoruz zaten. Ancak iki kulüp arasında yapılan karşılıklı açıklamalar centilmenlik ve sportmenliğin tamamen dışında.
Hayal edilen barış ve huzur ortamını bu şekilde tesis etmek imkânsız. Herkes üzerine düşen sorumlulukla hareket etmeli. Kasımpaşa kulübünün açıklaması, maçtaki mağduriyeti tüm futbol kamuoyu tarafından kabul edilen, Beşiktaş ile dostluğu yaralayacak ve zedeleyecek düzeyde.
Hatta başvurulan üslup genel teammüle aykırı. “10 maç oynarsak yeneriz, eziklik vb.” gibi ifadeler rasyonellikten ve etikten çok uzak.
Her iki kulüp yöneticilerinin de seviyeyi düşürmeden, sportmenlik çerçevesinde topluma doğru mesaj vermeleri, sorumuluklarının bir parçası.
Bu üslupla iki taraf da çözümün ve dostluğun değil, sorunun parçası olmaktan öteye gidemez.
Beşiktaş ve transfer
Haberin Devamı

