Zorlama-toslama

Gündeme damgasını vuran imam hatip sorunu değil, aslında güven krizidir

Haberin Devamı

Gündeme damgasını vuran imam hatip sorunu değil, aslında güven krizidir.

Hükümet YÖK'e güvenmiyor, YÖK hükümete güvenmiyor. Ve sorun kolay aşılacak gibi de görünmüyor.

Eski Diyanet İşleri Başkanı olan Meclis Milli Eğitim Komisyonu Başkanı AKP'li Tayyar Altıkulaç, gizlenen bir gerçeği samimiyetle açığa vurmuştur:

"Aileler çocuklarını imam olsun diye değil, dinini öğrensin diye imam hatibe gönderiyor.."

Yani iktidarın kavgası, göstermeye çalıştığı gibi meslek lisesi mezunlarının mağduriyetini gidermek değil, onları bahane ederek imam hatiplere üniversite yolunu açmaktır. Din eğitimi veren liselere cazibeyi artırmak, üniversitelere o kaynaktan giden öğrencilerin oranını yükseltmektir.

Bunun anlamı, orta öğretimde laik eğitime alternatif bir din ağırlıklı öğretim düzeni oluşturmak, öğretim birliği ilkesini rafa kaldırmaktır.

Güven yoksa yok..
Nitekim YÖK Başkanı Prof. Teziç de dün bu "saklı siyasal amaç"ın varlığına inanarak iktidarla köprüleri attığını açıklamıştır. "Çünkü inandıncılık ortamı kayboldu, artık güvenemeyiz" demiştir.

Kangrene dönüşmüş bu sorunu çözecek bir yol yok mu?

Tayyar Altıkulaç "var" diyor.. Liselere seçmeli din dersi konulması halinde talebin karşılanacağını ve imam hatiplerin salt meslek lisesi olarak değerlendirileceğini savunuyor. Bu belki çare olabilir ama güven yoksa daha büyük sorunlara yol açabilir.

Çünkü Islâmi bir kadrolaşma peşinde olduğundan şüphe edilen bir iktidarın, elindeki devlet gücünü ve kontrol ettiği yerel güçleri kullanarak bütün liseleri imam hatibe dönüştürmeye çalışacağından korkulacaktır.

AKP iktidarı güvence verse de, kilit mevkilere yaptığı atamalar yüzünden inandırıcı olamayacaktır.

Şimdi ne olacak?
Hükümetin, imam hatip kökenli vali, kaymakam, savcı ve hakimler yetiştirme niyetinden şüphe edenleri ikna edecek bir güven ortamı oluşturmadan harekete geçmesi, bir siyasi basiretsizliktir.

İşte dün Genelkurmay Başkanlığı, "cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı" bulduğunu belirterek iktidarın bu hamlesine karşı olduğunu açıklamıştır.

İktidar, böyle bir girişim karşısında Genelkurmay'ın kendi iç kamuoyunda yükselen beklentileri cevaplamak mecburiyeti altına girebileceğini hesaplamak ve geniş çaplı bir uzlaşma yaratmak zorunda olduğunu unutmuştur.

Ekonomik istikrar, demokratikleşme ve AB hedeflerine yoğunlaşan bir acil gündemle hükümet kendine başarı, topluma umut yolunu açmıştı. İktidar gücünü hoyratça kullanma tedbirsizliği, şimdi kendine de askerin açıklaması nedeniyle Türkiye'nin dış görüntüsüne de zarar vermiştir.

Bu zorlamadan vazgeçilmelidir. Zararın neresinden dönülse kârdır..

DİĞER YENİ YAZILAR