CHP yeni liderini buldu; Kurultay’a kalan iş, fırtına gibi gelen gerçeği onaylamak olacak.
Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu realitesini dünden kabul etti ve onun yükselen yıldızına fren etkisi yapacağını düşündüğü alışılmış siyaset taktikleri ile üstüne yürümeye hemen başladı.
Başbakan CHP yeni liderinin, Baykal’a ihanetin ürünü olduğunu ima ederek Kılıçdaroğlu’nun verdiği ilk mesajlardan çok rahatsız olduğunu belli etti.
“Rüşvet yemeyeceğiz, yolsuzluk yapmayacağız, havuzlu villalarda oturmayacağız, halk zenginleşmeden biz zenginleşmeyeceğiz...”
Kılıçdaroğlu bugünden itibaren bu gibi sözleri ana muhalefet partisinin lideri olarak söyleyecek. Bu sözler zehirli ok gibi işsizlerin yoksulların, horlanan kitlelerin yüreğine saplanacak.
Türkiye tek parti döneminde bile görülmeyen zalimlikte bir diktaya sürükleniyor.
Kılıçdaroğlu, laik rejimin şansıdır.
Çünkü halk yığınları yüz yüze geldiğimiz tehlikelere karşı ancak yeni, güvenilir, temiz bir lider tarafından uyarılıp uyandırılabilirdi.
Başbakan alıştıkları rahatın sona ereceğini anlamış ve asabiyeti artmıştır.
Dün il başkanlarına konuşurken Baykal’a yönelik komployu ortaya çıkarmasını isteyen CHP kaynaklı çağrılara tepki gösterdi:
“Ben senin memurun muyum yahu?”
O çağrının amacı, devlet imkânlarını suçluları yakalamak için harekete geçirmenin Başbakan’a borç olduğunu hatırlatmaktır.
Başbakan bunu anlamak yerine olayı daha esrarengiz hale getiren suçlamalarda bulunuyor.
“Bu çirkinliklerin merkez üssünü AKP’de değil, sırtlarını dayadıkları siyaset dışı karanlık güçlerde arasınlar!”
Devletin gizlerine sahip olan başbakanlara boş konuşmak yakışmaz. Baykal’ı indiren komplo ile ilgili bildiklerini Erdoğan hemen bugün Ergenekon savcılarına verir mi?
Beklemeyin.. Bu, Kılıçdaroğlu ile erken başlayan kavgada söylenmiş küfür gibi bir sözdür. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi tedirgindir.
Çünkü kendisinin siyasete başlarken sahip olduğu sadelik ve temizlikte bir rakip çıkmıştır karşısına..
Hayat eskisi kadar kolay olmayacaktır.
Rahşan Ecevit’in yuvaya dönüş sinyali ve “CHP’de toplan” çağrısı, Cumhuriyetin kurucu ilkelerine sahip çıkma sorumluluğunun yıllanmış küskünlüklere bile son verdiğini gösteren heyecan verici bir gelişmedir.
Kılıçdaroğlu’nun, temsil ettiği umuda lâyık olmasını diliyoruz.
Allahlık bahane
AKP iktidar döneminin neredeyse yarısı din, iman, kader, kısmet tartışmaları ile geçti.
Zonguldak’ta yitirdiğimiz madencilerin acısına dayanma gücümüzü artırmak niyetiyle olmalı, Başbakan madenlerde grizu patlamasına bağlı ölümlerin “bu işin kaderi” olduğunu söyledi.
Görüşüne itiraz edenleri “imandan yoksun oldukları için” muhatap sayılmaya lâyık görmediğini savundu.
Halbuki Maden Mühendisleri Odası başka şeyler söylüyor:
“Ocakta erken uyarı sistemi yok. Havalandırma sistemi çalışmıyor. İşçiler 540 metre derine gaz maskesiz indirilmiş. Bu eksikler cinayettir!”
Otuz cana mal olan “Allahlık yönetim anlayışı” neden kader oluyormuş?
Almadığı tedbirler yüzünden sürekli kurbanlar vermemize sebep olan kaderci iktidar bu halkın kötü kaderi midir?
Hayır, kendi seçimidir.
Kaderciler, tembeller Allah’a iftira etmesin.
Kazanımlarımızı marifet sayıp kayıplarımız için kaderi suçlamak makbul bir inanç olamaz.
Hele ülke yöneticilerine hiç yakışmaz!
Zor rakip...
Haberin Devamı

